"Beni mi arıyorsunuz? Beni görmek için sabırsızlanıyor olmalısın, Alice. The Rusty Mug'a gel. 6'da. Yalnız gel."
Ekranda oynayan filmin sahneleri zihnimdeki gürültüden çok daha sessizdi. Dakikalardır aynı kareye bakıyordum ama ne karakterlerin repliklerini duyuyor ne de renkleri seçebiliyordum. Lanet aklım sadece o mesaja odaklanmıştı.
Film bittiğinde sessizlik odanın duvarlarına sinmişti. Telefonu alıp Mia'yı aradığımda çalarken içimden açması için dua ediyordum ama muhtemelen derste olduğu için açmadı. Eric..Hayır, o şuanda bana yardım edemeyecek kadar berbat durumdaydı. Geriye tek bir kişi kalıyordu ama ben onun ismini bile hatırlamak istemiyordum..Ve işte bu yüzden gerçekten de yalnız gidecektim.
Aşağı indim. Neyse ki ev bugün tamamen bana aitti. Mutfağa gidip kendime bir kahve yaptım. Aslına bakarsanız yediğim hiçbir şeyin tadını almasam da uyandığımdan beri boş olan midemi bir şekilde doyurmak zorundaydım ve bu yüzden bir avuç kurabiyeyle birlikte kahvemi de alıp kendimi tekrar odaya attım.
Pencereye vuran minik yaz yağmuru camda birbirine karışan damlalar oluşturuyordu. Bunaltıcı bir hava vardı. Tekrar aşağı inip çalışma odasındaki babamın eski plaklarından birkaçını seçtim. Aralarında tozlu kapakların altında saklanmış ilginç gruplar vardı. Odama geri gelip plakları yere serdikten sonra yatağıma uzandım ve başımı yatağın kenarından sarkıttım. Yerçekimine teslim olmuş bir şekilde saçlarımın başımdan aşağı döküldüğünü hissederek boşluğa baktım. Ters dönmüş bir dünyada her şey daha net görünüyordu..Sakince sigaramı yaktığımda dumanı tavana doğru yavaşça kıvrılarak yükseldi. Sonra plağın melankolik sesi odanın boşluklarını doldurmaya başladı.
Sigaradan derin bir nefes daha çektim. Dumanın genzimi yakması şu aralar yaşadığımı hissettiren tek şeydi. Gözlerimi kapattım..Zihnimin karanlıklarında akşamın yaklaşan ağırlığı vardı. Ama şimdi değil. Şu an sadece dumanın tavandaki dansı, müziğin sesi ve aptal düşüncelerim vardı.
Dışarıda yağmur şiddetini artırırken bir sigara daha yaktım. Zamanın akışını durdurmak ister gibi tavanı izleyerek o lanet saate doğru nasıl sürüklendiğimi ama aslında ne kadar hareketsiz olduğumu düşündüm. Sonra ters duran dünyamda gülümsedim. Zaten hep yalnızdım..Ben hep yalnızdım. Ben hep yalnız olmuştum. Dumanı yavaşça dudaklarımdan bırakırken aklıma Jason gelince yavaşça doğruldum. Başım döndü, dünya bir anlığına yerinden oynadı ama asıl sarsıntı içimdeydi. Yanağımda bir seğirme oldu, vücudumun ne kadar gergin olduğunu hissettiğim o ilk titreme..Sonra dayanamadım. Gözyaşlarım, tek bir damla bile akmasına izin vermediğim o koca okyanus yanaklarımdan süzülüp yatağın üzerindeki çarşafa damlamaya başladı. Lanet olsun. Artık bastıracak gücüm kalmamıştı. Onu düşünmemek, onu düşünmekten daha zordu. Zihnimi sanki içinde sakladığım bir suçluymuş gibi her gün kilitlediğim o odada, o yine oradaydı. Ben neden böyle hissediyordum? Ben ondan nefret ediyordum. Evet, dudaklarımdan dökülen bu yalanı içimden haykırarak tekrarladım..Ondan nefret ediyorum.O kadar çok nefret ediyordum ki kalbimin her atışında onu düşünmemek için kendimi parçalamak istiyordum. Tyler bile..Tyler'a karşı hissettiğim o lanet nefret bile bu kadar keskin değildi. Tyler bir hapishaneydi, ama Jason..Gözyaşlarım boynumdan aşağı süzülürlen lanet müziğe karışan hıçkırıklarım odanın tek gerçeğiydi. Sadece bu kabustan uyanmak istiyordum. Öyle bunalmıştım ki..her şeyden, herkesten ve özellikle de kendimden..Ama yağmur yağmaya devam ediyordu ve saat hızla 6'ya ilerliyordu.
Nihayet akşam olduğunda babamlar gelmeden hemen önce üzerime oversize bir tişört ve şortumu geçirdim. Aynaya baktığımda gördüğüm yüz haftalardır uykusuzluğun ve bitmek bilmeyen sıkıntıların bir sonucuydu. Saçlarımın kızılı iyice akmış, geriye sadece kirli bir kahverengi kalmıştı. Siyah şapkamı gözlerimin üzerine kadar indirdim, dünyanın geri kalanıyla göz göze gelmek istemiyordum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ÜVEY KARDEŞ
AcciónÜvey kardeşiyle aşk yaşayan bir kızın hikayesi. *Cinsellik, argo ve küfür içerir. *+18 *Bu hikayedeki tüm karakterler ve olayların gerçek kişi ve kurumlarla ilgisi yoktur. Tamamen hayal ürünüdür.
