67

112 7 27
                                        





Okulun kapısından çıktığımda Jason'ın her zaman olduğu gibi beni bekleyeceğini sanmıştım ama otoparkta sadece boş bir beton ve uğuldayan rüzgar vardı. Gelmemişti..Belki de Bayan Vance ile o lanet soruşturma yüzünden eve kapanmıştı ya da belki biraz kendi başına kalmak istemişti.

Her neyse..Omzumu silkip çantamdan bir sigara çıkardım. Çakmağın alevi parladığında içime derin bir nefes çektim. Adımlarım beni okulun dışına, kasabanın daha tenha sokaklarına doğru sürükledi. Duman gri bir yılan gibi havaya karışırken düşüncelerim birbirine giriyordu. Tyler'ın üzerimdeki baskısı, Jason'ın bursu için verdiğim o lanet söz, babamın gözlerindeki o yabancılaşmış bakış, Miller'ın evinde gördüğüm karaltı..Hepsi birer yük gibi omuzlarımdaydı. Doğru olanı mı yapıyorum? diye geçirdim içimden. Gerçekten bunu yaparak Jason'ı kurtarabilir miydim? Yoksa..başıma daha büyük bir bela mı açıyordum?

Ayakkabılarımın kaldırıma vuran sesi kafamdaki uğultuyu bastıramıyordu. Kasabanın merkezindeki belediye binasının olduğu meydana vardığımda kafam hala doluydu. Bu sırada caddeden gelen sesle başımı kaldırdığımda gerginlikle titredim. Mac birkaç metre ötede belediye binasının merdivenlerinin önünde duruyordu. Yanında küçük kız kardeşi vardı, elini tutmuş, ona bir şeyler anlatıyordu. Olayın üstünden o kadar zaman geçmesine rağmen onu orada, sanki hiçbir şey olmamış gibi günlük hayatına devam ederken görmek göğsüme bir yumru gibi oturdu. Ailesiyle karşılaşmaktan korkarak bir an için nefesimi tuttum. Neyse ki beni görmemişlerdi. Derken Mac yavaşça başını kaldırınca bakışları benim üzerime kilitlendi. Siktir. Zaman o saniyede durdu. Mac'in gözlerindeki ifade -nefret mi, hüzün mü, merak mı olduğunu bilmediğim o bakış- üzerime kitlenmişti. Öylece kalakaldım. Bir adım atamadım, kaçamadım, hatta nefes bile alamadım. Sanki sadece beni değil, tüm sırlarımı ve yaşadığımız tüm o karanlık geceleri görebiliyormuş gibi bakıyordu. Yoksa hafızası geri mi gelmişti?

Gerçekliğin içine düşen bir korku dalgasıyla kendime geldim. Parmaklarımın arasında yanmaya devam eden sigarayı hemen çöpe bastırarak söndürdüm. Ellerim titriyordu. Hiçbir şey söylemeden bakışlarımı ondan kaçırıp hızla köşeyi döndüm. Kalbim yine güm güm gibi çarpıyordu. Kendi kendime "Sadece bir tesadüf, sadece bir tesadüf.." diye fısıldıyordum ama Mac'in gözlerindeki o bakış bunun hiç de tesadüf olmadığını anlatır gibiydi. Ya da ben gerçekten kafayı yemek üzereydim.

Nihayet eve geldiğimde Tyler henüz dönmemişti ve bu Jason'ın odasına girmek için tek şansımdı. Kalbim hala hızla çarparken merdivenleri sessizce çıktım ve kapıyı araladım.

Jason odanın uzak köşesinde duvara yaslanmış bir halde oturuyordu. İlk başta ne olduğunu anlayamadım ama yaklaşınca etrafa devrilmiş boş şişeleri görünce endişem arttı. Gözleri kan çanağı gibi kızarmıştı. Boş boş duvara bakıyordu. O her zaman dik duran, sakin ve başarılı Jason gitmiş yerine sarhoş bir enkaz kalmıştı.

Dizlerimin üzerine çöküp yüzüne yaklaştım ve "Jason..iyi misin?" diye fısıldadım endişeyle.

Bu sözümle Jason hayatımda ilk defa savunmasız kaldığını görmeme izin vererek başını duvara yasladı ve omuzları sarsılmaya başladı. Sessizce ama tüm bedenini titreten bir hıçkırıkla ağlamaya başladı. Gözlerindeki yaşlar kızarmış yanaklarından aşağı akıyordu. Tanrım, onu daha önce hiç böyle görmemiştim.

"Alice.." dedi. "Her şey bitti..Her şey."

Jason gerçekten de her şeyi kaybettiğine inanıyordu. Onu bu halde görmek Tyler'a karşı olan öfkemi daha artırıyordu. Elim ne yapacağımı bilmez bir halde havada asılı kaldı..Ona dokunmak ile bu sessiz acının içinde ona biraz zaman tanımak arasında gidip geliyordum.

ÜVEY KARDEŞBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin