''O gece neden o kadar öfkeli olduğunu, neden her şeyi yakıp yıkma ihtiyacı hissettiğini açıklamalısın Alice. Seni buraya getiren şey hangi duyguydu? Başarısızlık mı? İhanet mi? Yoksa sadece..tükenmişlik mi?" dedi Dr.Owens not defterini dizlerinin üzerine bırakarak.
Dişlerimi sıkarak başımı yastığın içine gömdüm. "Sadece.." dedim."Sadece her şeyin, tüm hayatımın üzerime çöktüğünü hissettim. İnsanlar..ailem, arkadaşlarım..herkes benden bir şeyler bekliyor. Herkes benim normal olmamı istiyor. Ama o gece artık bunu taşıyamayacağımı anladım."
Dr. Owens başını yavaşça salladı, not alırken bir yandan da konuşmaya devam etti. "Beklentiler..Bu çok ağır bir yük Alice. Peki o gece barda içtiğin içkiler, tanımadığın insanların arasında olmak sana ne hissettirdi? Bir kaçış mı? Yoksa görünmez olmak mı?"
"Sessizlik.." dedim gözlerimi tavana dikerek. "Kimsenin beni yargılamadığı, kimsenin benden bir şey beklemediği, sadece..hiçlik. Kim olduğumu bilmedikleri bir yerde kendimden bile kaçmak istedim."
"Alice." dedi Dr. Owens. "Öfkeni etrafındaki eşyalardan veya insanlardan çıkararak çözemezsin. Eğer bu şekilde tepki vermeye devam edersen bu kilitler senin tek güvenli alanın haline gelir. Bana anlatmaya hazır olduğun başka bir şey var mı? O gece o bardan ayrılırken neyi geride bıraktığını düşündün?"
Sustum. O an zihnimin derinliklerinde Logan'ın evinden çıkarken arkamda bıraktığım görüntü vardı. Ama o kız artık yoktu. O Alice artık ölmüştü..Cassie'nin hayaleti, Jason'ın vicdan azabı ve kalbimdeki acı ve bütün yaşadıklarımız..Bunların hiçbirini ona anlatamazdım. Onlar sadece bana aitti.
"Hiçbir şeyi geride bırakmadım." dedim sesimi olabildiğince düz tutmaya çalışarak. "Sadece daha fazla kaybolmak istedim, o kadar."
Dr. Owens derin bir iç çekti. "Anlıyorum. Henüz anlatmaya hazır değilsin. Ama Alice, şunu unutma ki bu oda bir hapishane değil, sadece senin kendine dönüp bakman gereken bir ayna. İyileşmek istiyorsan o aynaya bakmak zorundasın."
Yatağa bağlı ellerimi hafifçe kıpırdattığımda metalin sesi odada yankılandı. Dr. Owens haklıydı, bu bir aynaydı ama ben kendime baktığımda gördüğüm tek şey kendi hayatının enkazında kalan biriydi. Ve ben artık bundan nasıl kurtulacağımı bilmiyordum.
Öğleden sonra odanın kapısı açıldığında Dr. Owens tekrar içeri girdi. Ancak bu kez yalnız değildi. Kapının eşiğinde üzerinde okul gömleğiyle, biraz huzursuz ve şaşkın görünen Tyler duruyordu. Dr. Owens Tyler'ı odanın ortasındaki sandalyeye yönlendirdi ve bana doğru bir adım attı.
"Alice, iyileşme sürecinde dürüstlüğün çok önemli olduğundan bahsetmiştik." dedi Dr. Owens. "Tyler ile aranızdaki o bahsettiğin ayrılık sürecinin sende yarattığı etkileri daha iyi anlamak için bugün yüz yüze bir görüşme yapmanın faydalı olacağını düşündüm."
Tyler'ın bakışları yatağa bağlı ellerime ve yüzümdeki o bitkin ifadeye kilitlendi. Endişeli görünüyordu ama aynı zamanda o da ne yapacağını bilemiyor gibiydi.
Dr. Owens yerine yerleşip ellerini kavuşturdu. "Evet, Alice.." dedi bana bakarak. "Tyler burada. Ona o gece yaşadığın o büyük öfke patlamasının nedenini ve aranızdaki ayrılığın sende yarattığı duyguları söylemek ister misin?"
Bu cümlesiyle kalbim lanet bir gürültüyle atmaya başladı. Yalanım ayağıma dolanmıştı. Jason'ın ismini bile anamadığım bu odada şimdi onun yerine koyduğum Tyler'la yüzleşmek zorundaydım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ÜVEY KARDEŞ
ActionÜvey kardeşiyle aşk yaşayan bir kızın hikayesi. *Cinsellik, argo ve küfür içerir. *+18 *Bu hikayedeki tüm karakterler ve olayların gerçek kişi ve kurumlarla ilgisi yoktur. Tamamen hayal ürünüdür.
