Banyo fayanslarından yansıyan buhar odanın içine doğru süzülürken aynaya baktım. Sıcak suyun altında geçirdiğim dakikalar zihnimdeki gürültüyü sadece birkaç saniyeliğine susturabilmişti. Bayan Patricia kapının hemen önünde bekliyordu. Bir şey demeden yavaşça yatağıma gidip oturdum. Havluya sarılı bir şekilde sadece boşluğa bakıyordum.
Bayan Patricia yumuşak bir ses tonuyla "Ben nöbete gideceğim tatlım. Babanlar da akşam gelecek, o zamana kadar Jason yanında kalacak." dedi.
"Jason mı?"
"Evet, bir sorun mu var?"
"Evet, şey.." dedim hemen bir çıkış yolu arayarak. "Aslında..şey, arkadaşım Mia gelebilir. O gelirse daha iyi olur."
"Tatlım, arkadaşın şu anda okuldadır. Okul çıkışı yanına uğrar, merak etme."
O sırada kapıda Jason belirdi. Lanet olsun, şuanda kesinlikle onu görmek istemiyordum.
"Jason, kardeşine göz kulak ol. Dolapta dünden kalan lazanya var. Ocağı açık unutma sakın..Bir şeye ihtiyacınız olursa ararsın."
Sonra ikimizin de başına şefkatli birer öpücük kondurup odadan çıktı. Kapının kapanma sesiyle odadaki hava iyice ağırlaştı. Jason sessizce ilerleyip masanın yanındaki sandalyeme oturdu. Bir süre sadece nefes alış verişlerimizin sesi duyuldu. O beni izliyordu ama ben sadece sanki o odada yokmuş gibi yatağın kenarında üzerimdeki havluyla donuk bir şekilde oturmaya devam ettim.
Dakikalarca süren rahatsız edici sessizliği Jason'ın sesi böldü. "Böyle durursan üşüteceksin."
"Sanki umrundaymış gibi." dedim buz gibi bir sesle.
Jason "Alice-" diye söze başladığı an içimdeki öfke dalgası tekrar yükseldi. "Benimle konuşma, Jason!" diye kestim sözünü.
Hızla yataktan kalkıp gardırobuma yöneldim. Üstümdeki ıslak havlu omuzlarımdan kayıp yere düşerken Jason'ın bakışlarının üzerimde yoğunlaştığını biliyordum ama artık bu kesinlikle umrumda değildi. Vücudumun onun önünde çıplak kalması ruhumun ne kadar çıplak ve savunmasız kaldığının yanında hiçbir şeydi.
Dolaptan rastgele bir şeyler seçtikten sonra üzerime bir tişört geçirip altıma da rahat bir eşofman giydim. Döndüğümde Jason hala aynı yerdeydi, mavi gözleri benimkilerle buluştuğunda aramızdaki gerilimin lanet bir patlamaya doğru gittiğini ikimiz de biliyorduk.
"Ne istiyorsun Jason?" dedim sert bir şekilde."Beni böyle izleyip vicdanını mı rahatlatmaya çalışıyorsun?"
Jason cevap vermedi. Ben de onu umursamadan pencereye yürüyüp camı sonuna kadar açtım. Sıcak yaz havası bir dalga gibi içeri dolarken sigara paketinden bir tane sigara çıkardım. Çakmağı çakıp derin bir nefes çektim ve dumanı ağır ağır dışarıya üfledim. Jason yan tarafımda sanki bir heykelmiş gibi kıpırdamadan oturarak her hareketimi izliyordu, bakışlarının ağırlığı sırtımı yakıyordu ama umursamıyormuş gibi davranmaya devam ettim.
Sigaramın yarısına geldiğimde sırtımı dönmeden sesimi olabildiğince ruhsuz tutarak sordum: "Çocuğun nasıl? Büyüyor mu?"
"Alice, lütfen şunu yapmayı bırak."
Gülerek arkamı döndüm. "Neyi bırakayım sevgili üvey abim? Yakınız sanıyordum, hani birbirimizin her şeyini biliyorduk?"
Jason derin bir nefes alıp sessizliğini korudu. Göz göze geldiğimiz an içimde bastırdığım bazı karışık hisler yüzünden yanaklarımın istemsizce kızardığını hissettim. Hemen bakışlarımı kaçırıp sigaramı söndürdüm ve yatağa gidip dizlerimi göğsüme çekerek oturdum. İşte bundan nefret ediyordum. Onun yanında olmaktan, ondan etkilenmekten, kalbimin onun yanındayken hızlanmasından..hepsinden nefret ediyordum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ÜVEY KARDEŞ
AksiÜvey kardeşiyle aşk yaşayan bir kızın hikayesi. *Cinsellik, argo ve küfür içerir. *+18 *Bu hikayedeki tüm karakterler ve olayların gerçek kişi ve kurumlarla ilgisi yoktur. Tamamen hayal ürünüdür.
