Sabahın ilk ışıkları arabanın buğulu camlarından sızarken Jason'ın kolunda huzurla uyandım. Ancak bu huzur Jason'ın telefonunun keskin sesiyle aniden dağıldı.
Jason gözlerini açıp telefonu kaptığında yüzündeki ifade bir anda değişti. "Siktir!" dedi hemen doğrularak. "Antrenmana geç kaldım!"
"Sakin ol Jason, sadece bir antrenman..."dedim uykulu bir şekilde.
"Hayır, Alice!" dedi panikle kıyafetlerini ararken."Bugün kampüsten heyet gelecekti, burs görüşmeleri için..Yarım saat içinde orada olmazsam biterim! Siktir!"
Arabanın içi bir anda kaosa döndü. Tişörtünü telaşla üzerine geçirirken neredeyse kendi kendine çarpıyordu. "Sen giyin, ben sürerim!" dedim durumu biraz olsun yatıştırmak için. O arkada alelacele hazırlanırken ben direksiyona geçip motoru çalıştırdım. Rosewood Lisesi'ne vardığımızda Jason fırlayıp koşarak uzaklaştı. Onun ardından tekrar arabayı çalıştırıp hızla eve gittim. Eve ulaştığımda her şey sessizdi. Gizlice kapıdan süzülüp yukarı, banyoya koştum. Sıcak suyun altında dün geceye dair her şeyin, terin, seksin ve o lanet mesajın izlerini silmeye çalıştım. Tam duştan çıkmıştım ki babamın sesiyle yerimden sıçradım.
"Tatlım, hazır mısın?"
"Hazırlanıyorum baba! Beş dakikaya aşağıdayım!" dedim sesimi normal tutmaya çalışarak.
Banyo aynasının karşısına geçip saçlarımı kurutmaya başladığımda boynumdaki minik morlukları ve ısırık izlerini görünce istemsizce kızardım. Bu izler o notun yarattığı korkuya karşı vücudumda taşıdığım birer koruma kalkanıydı. Bunlar Jason'a ait olduğumun kanıtıydı. Tyler'ın aksine Jason'ın dokunuşları ruhuma işlemişti. O hiçbir zaman canımı yakmak için dokunmazdı, ama dün gece..Dün gece ikimiz de bu hayatın üzerimize yıktığı o boğucu ağırlıktan kurtulmaya çalışırken zihnimdeki kabustan kaçabilmek için bunu ondan ben istemiştim. O da beni kendi sınırlarının ötesine çıkıp kendimden geçene kadar sabaha kadar hırpalamıştı.
Birkaç kapatıcıyla izleri gizleyip çabucak kıyafetlerimi giydim ve aşağı indim. Okula gittiğimde zihnim hala dün geceki fotoğraftaydı ama okulun saçmalıkları dikkatimi dağıtıyordu. Öğleden sonra sınıfa doğru ilerlerken telefonuma gelen bildirim sesiyle duraksadım. Mia'dandı.
-Kızım, çıkışta hemen bizim okula gel. Okula polis geldi, üvey kardeşinle ilgili mevzu var.
Mesajı okuduğum an kalbim güm güm atmaya başladı. Üvey kardeşim mi? Hangisi? Neler oluyordu? Polisin okulda ne işi vardı? Tanrım..yoksa Bay Champbell'ın ölümüyle ilgili bir şeyleri mi çözmüşlerdi?! Yoksa Tyler başını belaya falan mı sokmuştu?
Jason'ın havuzda olması ve benim bu belirsizliğin ortasında tek başıma kalmam nefes almamı imkansızlaştırıyordu. Okulun çıkış kapısına doğru yürürken her adımda üzerimde sanki görünmez yine birinin gözlerini hissediyordum.
Rosewood Lisesi'nin bahçesine adım attığımda havada berbat bir gerginlik vardı. Hemen içeri koştum. Müdürün odasının önündeki kalabalık dikkatimi çekti. Babam ve Bayan Patricia okul müdürüyle hararetli, hatta öfkeli bir şekilde tartışıyorlardı. Kaşlarımı çatarak onlara bakarken yanımda duran bir kızın sanki az önce bir bomba patlamış gibi bir ifadeyle arkadaşına bir şeyler anlattığını duydum.
"Ne oluyor?" diye sordum endişeyle.
Sakız çiğneyen kız bakışlarını üzerime diktiğinde gözlerinde hem bir acıma hem de o tiksinç merak vardı. "Haberin yok mu? Kardeşin yarışta resmen doping kullanmış. Testleri pozitif çıkmış."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ÜVEY KARDEŞ
ActionÜvey kardeşiyle aşk yaşayan bir kızın hikayesi. *Cinsellik, argo ve küfür içerir. *+18 *Bu hikayedeki tüm karakterler ve olayların gerçek kişi ve kurumlarla ilgisi yoktur. Tamamen hayal ürünüdür.
