51

149 9 38
                                        


Eric derin bir nefes aldı. Omuzlarındaki o ağır yükün biraz olsun hafiflediğini hissettim. Başını omzuma yasladı. Bodrumun soğuk ve rutubetli karanlığında birbirimizin enkazına tutunarak sustuk. Ve sonra geri çekilip bir süre hiçbir şey söylemeden bileğime baktı. O küçük yeşil ışık bodrumun tozlu duvarlarına soluk bir gölge düşürüyordu. Benim hapishanem bacağıma mühürlenmişti ama onunki kollarındaki gizlemeye bile gerek duymadığı izlerdeydi. İkimiz de kendi kıyametimizi yaşayıp yine bu lanet kasabaya ruhumuzda ve tenimizde taşıdığımız o taze yara izleriyle geri dönmüştük.

"Peki." dedi Eric."Yarından itibaren ne yapıyoruz? O lanet hayaleti nasıl bulacağız?"


Pekala, en başından başlayalım..Buraya nasıl geldik, değil mi? Gölde yaşananlardan sonra neler olduğunu sorarsanız herkesin gözünde nasıl resmen delirdiğimi bilmeye hakkınız var. Aslına bakarsanız doktorlar ve psikiyatr bana inanmayan gözlerle bakmaya devam ederken kabus hastane odasında da bitmemişti. Hakkımdaki soruşturma tamamlanıp lanet cezam belirlenene kadar beni normal bir ıslah evine koyamadılar. Onun yerine parmaklıklı pencereleri ve kilitli kapıları olan soğuk ve korkunç bir akıl hastanesinin ergen psikiyatri bölümüne kapattılar..Evet, yanlış duymadınız. Günlerce o bembeyaz duvarlar arasında deli olmadığımı kanıtlamaya çalıştım. Tek dayanağım olay gecesi yapılan barut izi testiydi. Sonuçlar çıktığında avukatım Bayan Vance bu kozu hemen masaya sürdü. Ellerimde en ufak bir barut kalıntısı yoktu, yani o silahı ateşleyen ben olamazdım.

Ancak bunun beni kurtardığını düşünüyorsanız, kesinlikle yanılıyorsunuz. Zira Mac'in ailesi oğullarının komada olmasının acısıyla tamamen kör olmuştu. Onların tuttuğu güçlü ve acımasız avukat durumun peşini bırakmadı. ''..Elimizde barut izi olmaması, Alice'in o silahı zorla başkasına ateşletmediği veya Mac'i o sandala bir tuzakla çekmediği anlamına gelmez! Şüphelinin daha önceki davranışları da göz önünde bulundurulduğunda..'' diyerek mahkemede üstüme geldiler. Akıl hastanesinden çıkarılmamı ve doğrudan bir çocuk ıslahevine götürülmemi talep ettiler.

Mahkeme günlerce süren lanet duruşmaların ardından iki tarafın da tam olarak kanıtlayamadığı bu kör düğümde akli dengemin yerinde olmadığına ve sanrılar gördüğüme hükmedince davanın seyri değişti..Beni hapse tıkmadılar ama özgür de bırakmadılar. Mahkeme ''denetimli serbestlik'' adı verilen boktan bir saçmalıkla beni serbest bıraktı. Bileğime takılan elektronik bir kelepçeyle birlikte kendi evimin sınırları içine hapsedildim. Evimin kapısından dışarı tek bir adım atmam bile yasaktı..Ama en kötüsü de o gece yaşananların faturası Eric'e kesilmişti. Mac'i vuran asıl kişinin Eric olduğunu düşündükleri için hakkında yakalama kararı çıkarılmıştı. Şerif Philips mahkeme kararını engelleyemeyince kendi elleriyle öz oğlu hakkında yakalama kararı çıkarttırmak zorunda kalmıştı. 

Anlayacağınız odamın penceresinden dışarıdaki dünyaya bakarken her anlamıyla kapana kısılmıştım. Andrew dışarıda bir yerlerde serbestçe dolaşıyor, Mac hastanede ölümle pençeleşiyor, Eric firari..Jason ise her şeyin arkasındaki sessizliğini koruyordu. Ve bu parmaklıksız hapishanede her an Andrew'un o pencerelerin birinden içeri girip yarım bıraktığı işi tamamlayacağı korkusuyla bekliyordum.

O lanet geceden sonra ruhumun da suyun içinde donup kaldığını hissediyordum. Tamamen içime kapanmıştım..Etrafımdaki sesler, fısıltılar, suçlamalar sanki bana değil de bir başkasına ait hayali bir hikayeymiş gibi geliyordu. Mahkeme kararıyla güvenlik gereği yine Miller'ın o lanet evine geri dönmüştük. Babam ve ben..Tıpkı eski günlerdeki gibi yine bok gibi bir haldeydik. Evin içindeki hava o kadar ağırdı ki nefes almak bile fiziksel bir acı veriyordu. Soruşturma tamamlanana kadar okuldaki kaydım dondurulmuştu ve artık tamamen bu dört duvar arasına gömülmüştüm.

ÜVEY KARDEŞBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin