54

143 10 40
                                        





Salona adım attığımda babamı televizyonun karşısında değil, yemek masasının başında önünde bir viski bardağıyla otururken buldum. Üniformasının yakasını gevşetmişti, yüzündeki yorgunluk çizgileri her zamankinden daha derindi. Yoksa..Eric'in bodrumda olduğunu mu öğrenmişti?

Hayır..Hayır..Lütfen...

"Alice. Otur lütfen."

Adımlarım dondu. Sandalyeyi yavaşça çekip masanın ucuna oturdum. Bakışlarımı masanın ahşap dokusuna diktim.

"Doktorunla görüştük." dedi babam.''Tyler'la benden sakladıklarınızı biliyorum.''

Utançtan yerin dibine geçmek istedim. Lanet psikiyatr babama her şeyi anlatmış olmalıydı.

"Seni akıl hastanesinden çıkardım çünkü deli olmadığını biliyorum. O gece senin bir suçun olmadığını da biliyorum. Ama bu kasaba..Herkes seni bir av gibi izliyor kızım. Debby'nin babası bile bugün karakola gelip senin hakkında ileri geri konuştu. Bacağındaki kelepçeden kurtulsan bile tek başına bu baskıyı kaldıramayıp odana kapanmandan korkuyorum."

Gözlerimi kaldırıp sıkıntıyla babama baktım.

"Tyler..O çocukla birlikteyken yüzündeki korkunun biraz olsun gittiğini gördüm." dedi babam gözlerini bardağına dikerek. "En azından onun yanındayken güvendesin ve ne idüğü belirsiz işler çevirmiyorsun. Bu yüzden..Tyler'ın burda kalmasına izin verdim. En azından gözümün önünde olursunuz. Ben yokken de sana göz kulak olur..Seni korumasına izin vereceğim Alice."

O gecenin ilerleyen saatlerinde Tyler gerçekten de geldi. Arkasında sadece tek bir sırt çantası vardı. Babam ona yukarıdaki odanın anahtarını verirken aralarında sessiz bir anlaşma geçti. Ve babam odasına çekildiğinde evde sadece merdivenlerin gıcırtısı kaldı.

Tyler odamın kapısını aralayıp içeri girdi. Ceketini yatağın kenarına fırlatıp yanıma geldi. Yüzünde bu duruma kendisinin de inanamadığına dair şaşkın bir gülümseme vardı.

"İnanılmaz.."dedi yatağa otururken."Baban resmen bana evin anahtarını verdi.''

Gülümseyerek başımı onun omzuna yasladım. Tyler kollarını belime dolayınca birbirimize sarıldık. İlk kez odamın lanet duvarları arasında kendimi bu kadar normal hissediyordum. Bacağımdaki elektronik kelepçe hala dursa da Tyler artık benimle aynı çatı altındaydı. Ancak çok geçmeden aklıma gelen başka bir şeyle birden içime bir endişe dalgası yayıldı. Eric bodrumda saklanıyordu..Tyler buradayken Eric'i nasıl saklayacaktım? Ya Tyler her şeyi öğrenirse?! Bunu nasıl düşünememiştim?

''Sevinmedin mi?''

Tyler'ın sesiyle düşüncelerimden sıyrıldım. Başımı omzundan yavaşça kaldırıp gözlerinin içine baktım. O benden haklı olarak büyük bir sevinç bekliyordu ama benim zihnim çoktan bodrum katında saklanan Eric'e uçmuştu..Tyler'ın burada olması harika bir teselliydi ama aynı zamanda patlamaya hazır bir saatli bombaydı.

"Tabi ki sevindim." dedim gülümseyerek. Ellerimi yanaklarına koydum. "Tyler, y-yanımda olduğun için çok mutluyum.''

Tyler rahatlamış bir nefes alıp elimi tuttuğunda içimdeki suçluluk duygusu daha da büyüdü. Kendime lanet ettim..Neden her güzel anın arkasından bir felaket senaryosu gelmek zorundaydı ki?

"Sadece.." dedim."Sadece şoktayım hala..Biliyorsun, ilaçlar yüzünden bazen çok dalgın oluyorum.''

"Anlıyorum." dedi Tyler dudaklarımı öperek."O ilaçlar seni çok yordu biliyorum ama artık bitti. Hepsi geçecek bebeğim..Ben buradayım."

ÜVEY KARDEŞBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin