Tam saat 2'de odamın kapısı yavaşça aralandı ve Eric sessizce içeri süzüldü. Üzerinde siyah bir kapüşonlu ve siyah bir eşofman vardı. Yatağımın kenarına diz çökerken gözü bacağımdaki kelepçeye kaydı.
"Bunu açmayı ya da çıkarmayı düşünme bile." diye fısıldadı sesi neredeyse duyulmayacak kadar alçaktan."Kilidi kurcaladığımız an cihaz kapalı devre sabotaj uyarısı kaydeder. Sinyal geri geldiği an babamın ekranına düşer."
"E o zaman nasıl gideceğim?" dedim endişeyle."Bununla mı?"
"Aynen öyle..Paçanı üzerine kapat, kimse göremez zaten." dedi Eric elindeki küçük siyah kutuyu göstererek. "Ben aşağı inip bu düzeneği ana ünitenin yanına bırakacağım. Frekansı kestiğim an süre başlayacak. Merkezin sistem arızası sanıp babamı araması için en fazla 40 dakikamız var. Bu süre içinde o kelepçe ayağında olacak ama tamamen kör kalacak."
Eric hızla aşağı indi. Birkaç dakika sonra yukarı döndüğünde bana fırlattığı siyah montu üzerime geçirdim. Evden arka bahçedeki çitlerin gölgesinden sızarak çıktık. Eric'in birkaç sokak arkaya bıraktığı eski püskü bir arabaya bindiğimizde nihayet derin bir nefes alabildim. Tanrım..haftalar sonra ilk defa dış kapıdan dışarı adım atabiliyordum. Bu gerçek miydi? Günler sonra tenime değen serin hava bana hala hayatta olduğumu fısıldar gibiydi. Evin o boğucu duvarlarından, bacağımdaki kelepçenin görünmez parmaklıklarından sıyrılmıştım. Ama bu özgürlük hissi damarlarımda akan adrenalin yüzünden zehirli bir tat bırakıyordu.
''Bu arabayla mı gideceğiz?''
''Daha iyi bir fikrin var mı?''dedi.
Eric vitesi sertçe ileri itip gaza bastığında dikiz aynasından arkamızda kalan mahalleye baktım. Kimse uyanmamıştı, arkamızda çakan bir polis ışığı yoktu. Şimdilik.
"Sinyali bloke ettim. Merkezdeki bilgisayar şu an kasabadaki fırtına yüzünden hattın koptuğunu düşünüyor. Zaman başladı..En fazla otuz dakikamız var."
Arabanın farlarını yakmadan, sadece sokak lambalarının cılız ışığıyla hastaneye doğru ilerlemeye başladık.
"Peki kapıdaki polisi nasıl oyalayacağız? Ya annesiyle babası? Mac'in ailesi..Onlar da hastanedeyse? Ya odanın önünde bekliyorlarsa?"
Eric gözlerini karanlık yoldan ayırmadan hafifçe yutkundu.
"Annesiyle babası gece yarısı o katta kalamaz Alice, saat dokuzdan sonra yoğun bakımda ziyaretçi yasak..Onlar ya alt kattaki bekleme salonundadır ya da eve göndermişlerdir." dedi. "Asıl mesele kapıdaki polis..''
''Ne yapacağız?''
''Sen yukarı çıkacaksın, ben de anons geçeceğim.''
Araba hastanenin arka sokağındaki ağaçların gölgesine yanaştı. Eric motoru susturduktan sonra bana döndü.
''Şunu giy çabuk.''
Poşeti kucağıma bıraktığında içindeki kumaşın hışırtısıyla ona baktım.
"Nasıl yani?" dedim poşeti aralayıp içindeki açık mavi hemşire üniformasına bakarken. "Ne anonsu?"
"Hastanenin otoparkındaki polisin arabasının yanında şüpheli bir paket ihbarı geçeceğim." dedi. "Merkeze telsizden öyle bir anons düşüreceğim ki kapıdaki memur arkasına bile bakmadan aşağı koşacak. O esnada koridor boş kalacak. İşte senin içeri girmen için tek şansın da o..Ama unutmaman gereken bir şey var."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ÜVEY KARDEŞ
ActionÜvey kardeşiyle aşk yaşayan bir kızın hikayesi. *Cinsellik, argo ve küfür içerir. *+18 *Bu hikayedeki tüm karakterler ve olayların gerçek kişi ve kurumlarla ilgisi yoktur. Tamamen hayal ürünüdür.
