45

170 6 21
                                        


Tyler'ın 18. yaş günü geliyordu.Reşit oluyordu ve elbette bu onun için çok önemliydi. Babamlar uzun bir ikna sürecinin sonunda arkadaşlarıyla birlikte göl kenarında büyük bir ev kiralamasına ve orada koca bir parti vermesine izin vermişti. Ev günlerdir bu partinin hazırlıklarıyla çalkalanıyordu. Tabii ki ben hariç..Hepimizin tahmin ettiği üzere Tyler beni o partide kesinlikle istemiyordu. O geceden beri yüzüme bile bakmayan, koridorda beni görmezden gelen lanet üvey kardeşim elbette beni partisine dahil etmek istemiyordu. Bunu bana açıkça söylememişti çünkü benimle doğrudan iletişim kurmayı tamamen reddediyordu. Yine de..ne olursa olsun o partiye gidecektim. İstenmesem de bir gölge gibi de olsa orada olacaktım. Herkes oradayken bir köşede saklanıp onu rahatsız etmeden bekleyecektim. Sonra da hediyesini verip defolup gidecektim. En azından planım buydu.

Ve öyle de oldu. Daha doğrusu her şey öyle başladı. Tyler'ın kiraladığı villaya vardığımda akşam olmuştu. Müziğin sesi daha bahçeye girmeden buraya kadar ulaşıyordu. Gölün karanlık sularına vuran rengarenk parti ışıkları suyun üzerinde dans ederken villanın devasa cam pencerelerinden dışarıya alkolün ve gençliğin  enerjisi taşıyordu.Burası gölün kasabalılar tarafından bilinen hareketli sahillerinin aksine suyun en derin, en karanlık ve tekinsiz tarafına bakıyordu.

Neredeyse tüm okul buradaydı. Yani eski okulumdan bahsediyorum..Bahçedeki havuzun etrafında ellerinde içki şişesiyle, göl iskelesine doğru uzanan patikada fısıldaşanlar, karanlık gölgelerde deli gibi öpüşenler..Ah, işte her şey eskiden olduğu gibiydi.

Çantamın içindeki o küçük kutuya elimi attım. Parmaklarımın ucundaki günlerce uğraşarak yaptığım ahşap kuş şuanda bu şatoda tutunabileceğim tek gerçeklik gibiydi. Tyler'a bunu vermek, onunla aramızdaki buzların en azından birazını eritmek ve her şeye en baştan başlayabilmek için bu kalabalığın arasına karışmak zorundaydım. Bu son şansımdı.

Derin bir nefes alıp bahçe kapısından içeri adım attım. İçerisi her zamanki gibi tam bir kaos alanıydı.Gözlerim kalabalığı tararken salonun ortasındaki bar tezgahının yanında duran iki silueti görmemle adımlarım aniden yere çivilendi.Jason ve Cassie..Lanet olsun.Lanet olsun.Lanet olsun.Her şeye rağmen gelebileceklerini tahmin ediyordum ama onları böyle yan yana eskisi gibi görmek kalbimin acıyla burkulmasına engel olamadı. Jason sırtını bara dayamış, her zamanki mesafeli ama çekici duruşuyla elindeki bardağı çeviriyordu. Aptal Cassie de elbette hemen dibindeydi. Parıltılı elbisesinin içinde ışıldarken Jason'ın kulağına doğru gülümseyerek bir şeyler fısıldıyordu. Daha birkaç gün önce benimle olan Jason şimdi kurtulamadığı geçmişinin, lanet Cassie'nin yanındaydı.

İçimdeki sıkıntı büyüdükçe çantamdaki kutuyu biraz daha sıkı kavradım. Bakışlarımı zorlukla onlardan çekip parti sahibini aramak için diğer tarafa çevirdim. Tyler neredeydi? Gerçi henüz hiçbir şey başlamamıştı ama bu gecenin durgun göl suyu gibi sakin kalmayacağını içten içe biliyordum.

Beklerken adımlarım beni doğruca salonun öteki ucundaki içki masasına yönlendirdi. Kalbimin ritmini yavaşlatıp göğsümdeki o sıkışma hissini yok etmek istiyordum. Masadan rastgele bir içki kapıp kafama diktim. Alev alan boğazım içimdeki yangının yanında kesinlikle hiçbir şeydi. Bir içki daha alıp kalabalığın arasından sıyrılmaya çalışırken etraftaki uğultunun içinde adımın fısıldandığını duydum. Harika. Rosewood'dan birkaç amigo kız havuz başındaki cam kapının önünde gözlerini dikmiş bana bakıyorlardı. Birbirlerinin kulağına eğilip alaycı ve küçümseyici bakışlarla beni süzüyorlardı. Muhtemelen arkamdan "Şuna bak, istenmediği partiye bile yüzsüzce gelmiş." ya da"Tyler bu eziği eve bile sokmuyordur kesin." gibi cümleler dökülüyordu dillerinden.

ÜVEY KARDEŞBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin