Gözlerimi açtığımda bembeyaz tavanı olan ve burnuma keskin bir antiseptik kokusunun geldiği bir hastane odasındaydım. Başımı güçlükle sağa çevirdim. Odanın içi hüzün ve endişe doluydu. Babam yatağın yan tarafında ellerini kenetlemişti. Jason babamın hemen yanında dikiliyor, ara sıra bana bakıp bakışlarını kaçırıyordu. Justin yoktu..Bakışlarımı biraz daha ileriye, odanın kapısına doğru kaydırdığımda Tyler'ı gördüm. Sırtını duvara yaslamış, kollarını göğsünde birleştirmişti. Sessizce yüzüme bakıyordu.
Başucumda ise tanıdık bir silüet belirdi. Bayan Patricia..Üzerinde üniformasıyla üzerimdeki serumu kontrol ediyordu. Elleri nazikti ama gözlerinde derin bir endişe vardı.
"Sonunda uyandın, tatlım.''
Babam yorgun gözleriyle bana doğru eğilip elimi tuttu. "Alice..Güzel kızım, iyi misin?" derken sesindeki o çaresizlik kalbimi acıttı. Ama artık o kadar hissizdim ki elini sıkamadım bile.
''İyi misin Alice?''diye sordu Jason.
"Kendini çok yordun Alice. O kampta olanlar..Yangın ve ardından geçirdiğin kriz hepimizi çok korkuttu. Okul yönetimiyle ve merkezle bizzat konuşacağım, kimsenin sana zarar vermesine izin vermeyeceğim."
Ben ise hiçbirine cevap vermedim. Sadece boş gözlerle pencereden dışardaki Rosewood'un kasvetli gökyüzüne baktım. İçimdeki o son masumiyet de yangının alevleriyle birlikte tamamen küle dönmüştü sanki. Artık ne yapmam, ne söylemem gerektiğini bile bilmiyordum.
Akşam üzeri hastaneden taburcu olup eve döndüğümde bile babam benimle ne kadar iletişim kurmaya çalışsa da başarılı olamamıştı. Nihayet pes edip bana yemek hazırlamak için aşağıya inince odanın içindeki hava dondurucu bir sessizliğe gömüldü. Babamın hazırladığı yemeğin kokusu eve yayılırken ben yatağıma uzanmış, sadece tavana bakıyordum. Justin'in aşağıdan gelen Playstation seslerini duymak bile içimi acıtıyordu..O her şeyden habersizdi.
Bakışlarımı aşağı indirince Jason'ın yatağımın ucunda oturduğunu gördüm. Tyler ise kapının önünde bekliyordu.
"Alice, iyi misin?''diye sordu Jason.
Ona baktım ama şuanda gerçekten de konuşacak halim yoktu.
''Alice, gerçekten iyi misin? Lütfen bir şey söyle..''
"Ona zorlama Jason."dedi Tyler ve duvardan ayrılıp ağır adımlarla yatağımın yanına geldi."Eğer onu zorlarsan yine o akıl hastanesindeki günlere dönecek."
Jason Tyler'a dönüp kaşlarını çattı. "Tyler, ne saçmalıyorsun sen?! Şimdi sırası mı?"
Tyler ise sanki haklı bir şey söylemiş gibi omuzlarını silkti, ellerini ceplerine soktu ve başucuma kadar yaklaştı. "Sadece gerçeği söylüyorum.''
''Gerçek mi?''
''Evet, görmüyor musun? Onu terkettiğimden beri tamamen kafayı yedi.''
"Çık dışarı, Tyler! Hemen!"dedi Jason Tyler'ın üzerine yürüyerek.
Jason'ın Tyler'ın üzerine yürümesiyle odadaki tansiyon iyice yükseldi. Tyler ise en ufak bir geri adım atmadan Jason'ın öfkeli gözlerinin içine baktı.
''Neden bu kadar gerginsin Jason? Sakin olmazsan lanet sevgilini de üzeceksin.''
''Defol git Tyler! Yoksa elimden bir kaza çıkacak!''
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ÜVEY KARDEŞ
ActionÜvey kardeşiyle aşk yaşayan bir kızın hikayesi. *Cinsellik, argo ve küfür içerir. *+18 *Bu hikayedeki tüm karakterler ve olayların gerçek kişi ve kurumlarla ilgisi yoktur. Tamamen hayal ürünüdür.
