Bay Marshall'ın odasından çıktığımda bacaklarım titriyordu. İçeride ne kadar direnirsem direneyim okul yönetiminin Eric'i lanet bir virüs gibi gördüğünü anlamıştım.Ve babamı beklemeden hızla sınıfa doğru yürümeye başladım. Onu şuanda bu bataklıktan çekip alabilecek tek bir isim vardı, ve o da lanet Mac'ten başkası değildi.
Koridorun sonundaki kalabalığı yararak onu aramaya başladım. Mac'i genellikle okulun arka çıkışındaki yangın merdivenlerinde ya da eski spor salonunun kuytusunda diğer erkeklerle karanlık işler karıştırırken bulurdunuz. Onu bulduğumda her zamanki gibi ağzında yarım bir gülüşle duvara yaslanmış, etrafındaki kaosu izliyordu.
"Mac..k-konuşabilir miyiz?..Lütfen."
Mac her zamanki alaycı tavrıyla bir laf sokmasını beklememe rağmen bunu yapmadı. Beni süzerek uykusuzluktan çökmüş gözlerime, titreyen ellerime ve gerginlik içindeki bu halime baktı. Ve duvardan sakince sıyrılıp doğruldu. Bakışlarındaki o karanlık parıltı yerini daha önce hiç görmediğim garip bir ciddiyete bırakmıştı.
"Ne var?"
"Eric için...Onun için bir şeyler yapman lazım! Bay Marshall o-onu okuldan attırmak istiyor, babası duyarsa onu bitirir! Kimse ona inanmıyor ama s-sen konuşursan belki..belki işe yarar.. Seni çağırdıklarında onun için iyi şeyler söyleyebilir misin? Lütfen..Onun kötü biri olmadığını anlat onlara..B-Biliyorum o seni.."duraksadım.''Yaptıklarının farkındayım..A-Ama..inan bana o kötü biri değil!..O sadece yalnız biri..''dedim hızlı hızlı.
Dikkatli gözlerini bir saniye bile üzerimden ayırmadan beni dinledi. Sonra elindeki şişeyi geriye fırlatıp bana doğru bir adım attığında üstündeki sigara kokusu burnuma çarptı.
"Bana bak Alice." dedi ciddi bir ses tonuyla. "O herif beni vurdu. Omzumda hala onun bıraktığı o lanet yarayı taşıyorum..Ve sen gelmiş benden onu savunmamı mı istiyorsun?''
"Mac yalvarırım...Başka k-kimsem yok, tamam mı? Kimse ona inanmıyor." dedim gözyaşımı silerken. "Eğer okuldan atılırsa babası onu mahvedecek.Ama sen..sen konuşursan..O sadece...o sadece bir şansı daha hakediyor.''
''Benim gibi mi?''
''Evet.''dedim sessizce.''Ne istersen yaparım..tamam mı? B-Bunu yaparsan eğer..sana ikinci bir şans vereceğim.''
"Ne istersem mi?"
Gözyaşlarımı elimin tersiyle silsem de yenileri yanağımdan süzülmeye devam ediyordu. Artık içimde gurur ya da korkudan eser kalmamıştı. Ve bunun için düşmanıma boyun eğmem gerekse bile şuanda Eric'in yok olmasını engellemek zorundaydım.
''Evet.''dedim. "Yeter ki onun hakkında..en azından kötü ş-şeyler söyleme."
Mac bir süre sessizliğini korudu. Sonra uzun parmaklarıyla çenemi hafifçe kaldırıp beni gözlerinin içine bakmaya zorladı. O an bu sözle sadece Eric'i kurtarmadığımı, kendimi Mac'in karanlık dünyasına hapsedecek o anahtarı da ellerimle ona teslim ettiğimi biliyordum.
"Ağlamayı bırak." dedi."Eğer senin için bu kadar önemliyse, Eric bugün o odadan ceza almadan çıkacak. Marshall benim kim olduğumu ve ailemin bu okula ne kadar bağış yaptığını iyi biliyor."
''Gerçekten mi?''dedim afallayarak.
Mac normalde bu çaresizliğimi görse muhtemelen o meşhur ürpertici gülüşünü takınıp beni köşeye sıkıştırırdı. Ama bu sefer öyle olmadı.Başını evet anlamında sallamakla yetindi.
''T-Teşekkür ederim..ben..''dedim yutkunarak.''Ama..benden n-ne istiyorsun?''
"Bu haftasonu benimle geleceksin. Sadece bir gün..O evden, babandan ve okulun aptal dedikodularından uzaklaşmak için. Ne dersin?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ÜVEY KARDEŞ
AzioneÜvey kardeşiyle aşk yaşayan bir kızın hikayesi. *Cinsellik, argo ve küfür içerir. *+18 *Bu hikayedeki tüm karakterler ve olayların gerçek kişi ve kurumlarla ilgisi yoktur. Tamamen hayal ürünüdür.
