55

136 9 35
                                        





Odamdaki boy aynasının karşısında üzerimdeki okul üniformasının eteğini aşağıya doğru çekiştiriyordum. Ama ne kadar çabalarsam çabalayayım sağ bileğime sıkıca oturtulmuş o kaba, siyah elektronik kelepçeyi gizlememin hiçbir yolu yoktu..Gözümün önünde Mac'in vurulduğu o fırtınalı gecenin, babamın bana zorla yutturduğu hapların ve mahkemenin bana taktığı deli rolünün bir kanıtı gibi parlıyordu orada.

"Harika." dedim kendi kendime."Bugün herkesin ne konuşacağı şimdiden belli oldu."

Aşağıya indiğimde Tyler mutfak tezgahına yaslanmış, elindeki ceketiyle beni bekliyordu. Bakışları anında bacağımdaki lanet kelepçeye kaydı.

"Bunu herkese göstermek zorunda olman tam bir saçmalık." 

"Başka şansım yok Tyler." dedim dik durmaya çalışarak. "Lanet ev hapsinden çıkmamın tek yolu buydu.''

O sırada dışardan korna sesi duyuldu. "Alice! Tyler! Hadi, geç kalıyoruz!" diye bağırdı babam.

"Geliyoruz baba!" diye seslendim ve kapıya doğru yöneldim. Tam koridora adım atmıştım ki arkamdan gelen Tyler birden kolumu tuttu.

"Bir şey unuttun!''

Daha ne olduğunu anlamadan beni belimden kavradığı gibi kendine çekti. Sırtım koridorun duvarıyla onun göğsü arasında sıkışırken dudakları sabırsızca dudaklarıma kapandı. Beynim daha yeni uyanmaya başlamışken nefesim kesilene kadar öptü beni. Dudaklarımı hafifçe ısırarak geri çekildiğinde ikimiz de soluk soluğaydık. 

"Şimdi gidebiliriz."dedi gözlerimin içine bakarak.

Birlikte gülerek evden çıkıp babamın arabasına bindik. Yol boyunca radyodaki müziğin sesi dışında pek bir ses çıkmadı..Ancak ön koltuktaki babam sakince araba sürerken biz arkada Tyler'la sessiz ve tehlikeli bir oyun oynuyorduk. Babama çaktırmamaya çalışarak çantalarımızın gölgesinde birbirimizi elleyip duruyorduk. Tyler'ın sıcak eli bacağımdaki o kaba kelepçenin hemen üzerinden başlayıp yavaşça eteğimin altına doğru sızarken içimin ürperdiğini hissettim. Dudaklarımı birbirine bastırıp nefesimi gizlemeye çalışırken o sırıtarak gözlerimin içine bakıyordu. Dikiz aynasından babamın gözleriyle her göz göze geldiğimde kalbim suçluluk ve heyecanla deli gibi çarpıyordu ama bu tehlikeli yakınlık kasabanın kasvetli havasını bir anlığına da olsa tamamen unutturuyordu. Bütün yaşananlardan sonra benim de biraz eğlenmeye hakkım vardı. 

Babam arabayı önce Tyler'ın okulunun önünde durdurdu. Tyler elini bacağımdan çekerken bana göz kırptı.

"Çıkışta seni alacağım, tamam mı? Kimsenin canını sıkmasına izin verme. Bugün çok güzel bir gün olacak."diyerek yanağımdan öptü.

Başımı sallayarak gülümsedim. Tyler arabadan inip okul binasına doğru yürürken babam vitesi değiştirip arabayı tekrar hareket ettirdi. Şimdi sıra bendeydi. Kasabanın diğer ucuna, dedikoduların, sahte bakışların ve geçmişimin beni beklediği yere..Lanet Crimson High'a doğru ilerliyorduk. Dışarıda gökyüzü iyice ağırlaşmıştı. Geceki fırtınanın ardından hava şimdi gri bir kasvetle kaplanmış, camlara hafif bir yağmur çiselemeye başlamıştı. Sileceklerin gıcırtılı sesi arabanın içindeki sessizliği daha da belirginleştiriyordu. Ön camdan süzülen her bir damla okula yaklaştıkça üzerime çöken o kaçınılmaz yüzleşmenin habercisi gibiydi. Kalbim gerginlikle atıyordu.

 Okul binasının ağır demir kapısından içeri girdiğim an koridordaki uğultu bıçak gibi kesildi. Dolaplarının önünde duranlar, merdivenlerden inenler, öğretmenler, herkes..Bakışlar birer birer yüzümden aşağıya eteğimin altındaki o siyah kelepçeye kayıyordu. Fısıldaşmalar saniyeler içinde koridoru sardı. 

ÜVEY KARDEŞBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin