Victoria ve Christian her zamanki köşelerindeydi. Victoria, bakışlarını bir zehir gibi üzerime dikip Christian'ın kulağına bir şeyler fısıldadıktan sonra onun koluna girdiğinde, yükselen o lanet kıkırtıların tek hedefinin ben olduğumu biliyordum.
''Baksana, kelepçelerinden kurtulup okula gelmiş." dedi bir kız.
"Emniyetteki o 'özel' muamele yetmedi herhalde.''
Ancak yanımda Mac vardı. Bir zamanlar sapıklığı yüzünden köşe bucak kaçtığım Mac'le şimdi yan yana yürüyor olmak kesinlikle bir şaka olmalıydı. Geçmişteki ürpertici davranışları zihnimin bir köşesinde hala beni korkutsa da son zamanlarda benim için göze aldıklarını düşündükçe kendimi içinden çıkılmaz bir ikilemin ortasında buluyordum. Yine de dürüst olmam gerekirse bu durum..hiç de fena sayılmazdı. Mac'in sarsılmaz duruşu koridordaki akbabaların doğrudan saldırmasını engelleyen tek kalkandı. Ancak bu kalkan hakkımdaki dedikoduların okul formamın içine sızıp birer iğne gibi tenime batmasını engellemeye yetmiyordu.
Öğle arası geldiğinde yemekhaneden kaçıp okulda gezinmeye başladım. Burası büyük bir okuldu ve benim de bundan daha iyi yapacak bir şeyim yoktu. Havuzun diğer tarafındaki koridorlarda gezinirken önümdeki tabelayı görünce ayaklarım durdu.
Gazete Odası.
İçerideki masada biri oturuyordu. Kıvırcık saçlı, yüzünde sevimli bir ifade taşıyan bir çocuktu bu. Başını kaldırdığında göz göze geldik.
"Selam."aksanı hafif ama kulağa tatlı geliyordu. "Kaçacak yer arıyorsan burası Crimson'ın en iyi yeridir.''
"Öyle mi görünüyor?" dedim bir sandalyeye çökerken.
"Biraz." dedi gülümseyerek. "Sen de şu yeni 'katil kız' olmalısın.''
Anlık bir sessizlik oldu ve havayı yumuşatmak istercesine ellerini havaya kaldırıp genişçe gülümsedi.
"Hey, hey... Sadece espri yapıyordum!" dedi gülerek. "Lütfen gitme. Kimseyi öldürmediğini biliyorum, en azından son iki dakikadır benimlesin ve hala hayattayım."
Hafifçe kıkırdayınca kıvırcık saçları alnına döküldü. "Ben Ali. Okul gazetesinin fotoğrafçısıyım.''
''Ben de Alice.''dedim gülümsemeye çalışarak.''Sanırım aynı isme sahibiz.''
''Ah, hayır. Alice ve ya Alison değil, sadece Ali.''
"Sadece Ali mi?" dedim."Yani bir kısaltma değil."
"Değil." dedi fotoğraf makinesinin lensini silerken. "Ben Türk'üm ve bizde çok yaygın bir isimdir. Ama burada herkes senin gibi önce bir duraksıyor. Sanırım kulağa fazla...kısa geliyor?"
''Evet.''
"İsimler benzer olabilir ama hikayeler farklıdır, Alice. Ve dürüst olmak gerekirse senin hikayen bizim gazetenin manşetlerinden çok daha garip."
Gözlerimi ondan kaçırıp masadaki dağınık kağıtlara baktım. Herkesin fısıldaşarak söylediği o etiketi o kadar rahat ve yüzüme karşı söylemişti ki ne hissedeceğimi şaşırmıştım.
''B-biliyorum..deli olduğumu falan düşünüyor olmalısın.''
Ali lensi silmeyi bıraktı ve makinesini masanın üzerine, ikimizin tam ortasına bıraktı."Deli mi?" dedi kaşlarını kaldırarak. "Crimson'da herkes biraz delidir, emin ol..Ama kimse bunu kabul edecek kadar dürüst değil. Kimi babasının mirasıyla delirir, kimi de şu aptal egosu yüzünden..Ama bana sorarsan senin deli olduğunu düşünmüyorum." diye devam etti."İnsanlar sana bir etiket yapıştırdığında ona inanmak kolay gelir, ama ben bunların hiçbiriyle ilgilenmiyorum."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ÜVEY KARDEŞ
ActionÜvey kardeşiyle aşk yaşayan bir kızın hikayesi. *Cinsellik, argo ve küfür içerir. *+18 *Bu hikayedeki tüm karakterler ve olayların gerçek kişi ve kurumlarla ilgisi yoktur. Tamamen hayal ürünüdür.
