39

189 10 16
                                        


Dışarı çıktığımızda yağmur çiselemeye başlamıştı. Islak kaldırımlar sokak lambalarının altında parlıyordu. Yürürken telefonumun cebimde titrediğini hissettim. Tyler'ın eli elimi sıkıca kavradığı için diğer elimle çaktırmadan cebime uzandım. Ekrandaki isim Tyler'ın az önceki öpücüğünün yarattığı tüm o sarhoşluğu bir anda dağıtmaya yetti. Jason arıyordu. Kalp atışlarım çoktan hızlanmaya başlamıştı. Eğer şimdi açmazsam Tyler şüphelenecekti, açarsam Jason'ın ne diyeceğini kestiremiyordum. 

Tyler duraksadığımı fark edip bana döndü.

"Neden durdun?" 

"Şey... Debby." dedim."Muhtemelen ödevlerle ilgili bir şey soracak. Hemen kapatırım."

"Aç o zaman. Ayıp olmasın arkadaşına."

Ekrana dokunup telefonu kulağıma götürdüm ama Jason'ın sesini duymasına izin veremezdim. Telefonu kulağıma bastırarak "Debby, şu an meşgulüm." dedim hızlıca. "Evet, s-sinemadan çıktık. Yarın okulda her şeyi anlatırım..tamam mı? İyi geceler."

 "Alice? Ne sineması? Neler oluyor—" diyen şaşkın sesini duymuştum ama Jason cümlesini bitiremeden 'kapat' tuşuna bastım. Avuç içlerim terlemişti.

"Bu kadar kısa sürede yakın olmanıza şaşırdım." dedi Tyler ve taksinin yanına vardığımızda kapımı açtı. "Hadi bin, seni güzel bir yere götüreceğim."

Arabaya bindiğimde emniyet kemerimi bağlarken ellerimin titremesini gizlemeye çalışıyordum. Ancak arabanın hareket etmesiyle birlikte telefonuma bir mesaj düştü. Ekran ışığı karanlık kabinde parladı.

 "Az önce mutfaktaydın Alice, ne ara sinemaya gittin? Beni endişelendiriyorsun.Cevap ver."

Mesajı okuduğumda nefesimin kesildiğini hissettim. Tyler kolunu omzuma atarken bana doğru eğildi. "Kimden? Önemli bir şey mi?"

"Hayır." dedim aceleyle telefonu ters çevirip dizimin üzerine koyarken. "Sadece..yarınki ödev hakkında bir şeyler sormuş."

Tyler gülümsedi ama bu seferki gülümsemesi bir garipti."Alice." dedi yüzünü yüzüme yaklaştırarak. "Neden gerildin?''

Korku lanet bir sarmaşık gibi ruhumu sarmaya başladı. Tyler tam yanımdaydı ve bu sefer kaçacak bir sinema salonu ya da uyduracak bir Debby yalanı kalmamıştı.

"Tyler, b-ben sadece—"

"Telefonu ver." 

''N-neden?''dedim panik içinde.

"Çünkü." dedi Tyler sert bir ses tonuyla. "Bana yalan söylenmesinden nefret ederim.''

Siktir.

Elimi dizimin üzerindeki telefonun üzerine daha sıkı bastırdım. Telefon resmen avcumun içindeki terden kayganlaşmıştı.

"Tyler s-sadece önemsiz bir şey." diye mırıldandım ama sesimin titrememe engel olamadım.

Tyler bir an duraksadı. Karanlıkta parlayan gözleri sabrının sınırlarını test ettiğimi fısıldar gibiydi. Gergin bir şekilde elimdeki telefonu dizimin üzerinde daha sıkı kavradım. Bunu yapamazdım. Jason'ın mesajı orada bir bomba gibi duruyordu ve Tyler'ın bir sonraki hamlesinin o bombayı patlatmak olduğunu biliyordum.

"Özel hayatıma s-saygı duymak zorundasın." dedim."Bu..bu sadece Debby ile aramdaki bir şey. Ben s-senin telefonunu hiç karıştırmadım."

Aniden uzanıp bileğimi kavradı. Canımı yakmıyordu ama tutuşu bir kelepçe kadar sıkıydı."Seni zorlamak istemiyorum." dedi gözlerini gözlerime dikerek. "Ama o telefonu bana kendin vermezsen az önceki sakin halimden eser kalmayacağını ikimiz de biliyoruz..Ne karıştırıyorsun?''

ÜVEY KARDEŞBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin