Eric'in gidişinden sonraki birkaç gün suyun altında nefes almaya çalışıyormuşum gibi geçti. Okul koridorları artık daha dar, dedikodular daha sinir bozucuydu. Kimya sınavı için sıramda otururken önümdeki formüllere bakıyordum ama zihnimde sadece Eric giderken o göl kenarındaki dondurucu sessizlik vardı.
Kağıttaki tepkimeler bile bana bir şeylerin yanıp kül oluşunu hatırlatıyordu. Sınavdan çıktığımda beynim uyuşmuş gibiydi. Koridorun köşesini döndüğüm an ise görmeyi en son istediğim kişiyle burun buruna geldim. Cassie yanındaki aptal kız grubuyla birlikte duvara yaslanmış duruyordu. Beni gördüğünde zehirli gülümsemesi yüzüne yayıldı.
"Senin burda ne işin var? Sen okuldan atılmadın mı ezik?''
''Atılmadım.''
''Atılmamış olman, burada isteniyorsun anlamına gelmez."dedi küçümser bir ifadeyle.
''Buna sen mi karar veriyorsun?''
"Ben değil, kurallar karar veriyor Alice!" dedi Cassie, bir adım daha yaklaşıp parmağını göğsüme bastırarak. "Ben öğrenci başkanıyım ve burada senin gibi travmatik, ailesiz ve sorunlu sürtüklere yer yok! Eric bile bunu anladı ve seni bir çöp gibi arkasında bırakıp gitti!''dedi.
"Kapa çeneni Cassie!" dedim sinirle.''Hiç bir şey bilmiyorsun!''
"Neden? Gerçekler acıtıyor mu?! Sen sadece etrafındaki her şeyi yıkan bir felaketsin ve bu okulda istenmiyorsun!"
''Cassie çeneni-''
"Yazık...Kimse seni istemiyor, değil mi? Baban bile eve girmene zor tahammül ederken Eric'in seni sevdiğini mi sandın? ''
''Jason'ın seni sevdiğinden daha çok olduğu kesin!''
Öfkeyle gözleri büyüdü.''Jason'ın adını sakın o pis ağzına alma!''
''Alırsam ne olur?''
''Ne mi olur? En yakın arkadaşının sevgilisiyle yatan orospuların başına ne geliyorsa o olur!"
Birden içimde lanet bir öfke kabarınca "Kapa o iğrenç ağzını!" diye bağırıp onu duvara sertçe ittim.Cassie neye uğradığını şaşırdı. Her şey birden oldu. Ellerim kontrolden çıkmış gibi ona saldırdım. Parmaklarımın arasına dolanan o sarı, bakımlı saçlarını bütün gücümle çektim. Cassie acıyla çığlık atıp kollarıma tırnaklarını geçirmeye çalışsa da durmadım. Artık maruz kaldığım zorbalıklardan bıkmıştım ve sabrımı taşıran herkesin haddini bildirmeye kendime söz vermiştim.
"Sana...o ağzını kapatmanı..söylemiştim!"
Bana karşılık vermeye çalışınca birlikte mermer zemine yuvarlandık. Bir elimle saçlarını kavrayıp başını yere bastırırken diğeriyle rastgele savurduğum darbelerden biri yanağına isabet etti.
"Alice! Dur!"
''Aman Tanrım neler oluyor?!''dedi biri.
Koridordaki diğerleri sanki vahşi bir hayvan belgeseli izliyormuş gibi dehşet içinde etrafımıza toplandı. Cassie altımda debeleniyor, küfürler savuruyordu ama Rosewood sokaklarında hayatta kalmayı öğrenmiş biriyle baş etmesi imkansızdı. Ona sadece zarar vermiyordum, Jason'a hissettiğim tüm hayal kırıklıklarının intikamını da ondan alıyordum.
"Yeter!" diye bir ses gürledi.
Güçlü kollar belime dolandı ve beni bir tüy gibi havaya kaldırdı.Beni geriye doğru çekerken bile hala bacaklarımla Cassie'ye vurmaya çalışıyordum.
"Bırak b-beni Jason!''
Her şey birbirine karışmıştı. Yerde yatan Cassie'nin yüzü dağılmış, o kusursuz makyajı öfke ve gözyaşına karışmıştı.Cassie'nin minyonları olan kızlar birkaç adım ötede yüzlerinde iğrenç bir keyifle bu anı telefonlarına kaydediyorlardı.Bu sırada Mac ise kalabalığın arkasında, kolları göğsünde hafif bir gülümsemeyle beni izliyordu. Sanki tam olarak görmek istediği vahşet buydu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ÜVEY KARDEŞ
ActionÜvey kardeşiyle aşk yaşayan bir kızın hikayesi. *Cinsellik, argo ve küfür içerir. *+18 *Bu hikayedeki tüm karakterler ve olayların gerçek kişi ve kurumlarla ilgisi yoktur. Tamamen hayal ürünüdür.
