Mac uyanmıştı. Günlerdir komada olan, Andrew'ün yaşadığını ve o karanlık gecede başına ne getirdiğini bilen tek kişi gözlerini açmıştı. İçimde anlık bir umut ışığı yansa da hemen ardından gelen o acı gerçek beni tekrar depresyona sokmuştu. Uzaklaştırma kararı..Mac'in ailesi benim hakkımda uzaklaştırma kararı çıkarttırmıştı. Resmi olarak ona yaklaşmam, hastanenin önünden bile geçmem yasaktı.O hastane odasına adımımı bile atamazdım. Polisler anında tepeme binerdi. Kendimi tamamen kapana kısılmış, eli kolu bağlanmış hissettim. Mac oradaydı..Gerçekler onun zihnindeydi ama ben ona ulaşamıyordum.
Üstelik babamın hastaneye gitmesinden birkaç saat geçtikten sonra daha da kötü bir haber geldi. Mac uyanmıştı uyanmasına ama hafızasını kaybetmişti. O geceye dair, Andrew'a ya da yaşadıklarımıza dair hiçbir şey hatırlamıyordu. Zihni bomboş bir levha gibiydi. Doktorların dediğine göre yaşadığı travma yüzünden beyni her şeyi silip atmıştı.
Tyler'ın gidişiyle oluşan sessizlik ve Mac'in durumunun çaresizliği üzerime çöktüğünde bu kasabada sığınabileceğim tek bir kişinin kaldığını biliyordum. En azından yanına gidebileceğim tek kişiden bahsediyorum..Böylece gece yarısına doğru üzerime alelacele siyah bir hırka geçirip evden gizce çıktım. Babam hala karakoldaydı ve beni komşumuz Bayan Smith'e emanet ettiğini zannediyordu. Kasabanın kuzeyinde kimsenin uğramadığı, ağaçların gölgesinde kalan o göl kenarına doğru yürümeye devam ettim. Yaklaşık on dakika sonra oraya vardığımda siyah arabanın farları sönük bir şekilde beni beklediğini gördüm. Jason arabanın ön kaputuna oturmuş, karanlığın içinde parıldayan sigarasıyla bana bakıyordu. Yaklaştığımı gördüğünde sigarasından son bir nefes çekip izmariti yere attı ve ayakkabısının ucuyla ezdi.
"Mac uyanmış." dedim yaklaşarak."Ama hafızası y-yok Jason. Hiçbir şey hatırlamıyormuş. Zaten benim uzaklaştırma kararı var b-biliyorsun..Hastaneye gitmem imkansız. Tyler da evi terk etti..Seninle aramızda o-olanları anladı. Tamamen bittim."
Jason beni dinlerken yerinden kıpırdamadı bile. Mavi gözleri karanlıkta her zamankinden daha derin bakıyordu. Yavaşça kaputtan aşağı kayıp aramızda mesafe bırakmayacak şekilde bana yaklaştı. Esen sert rüzgar saçlarımı yüzüme savururken o büyük ve sıcak ellerini kaldırıp saçlarımı nazikçe yüzümden çekti. Dokunuşu tenimi ürpertiyordu.
"Biliyorum." dedi Jason."Hafızasını kaybetmesi hiçbir şeyi değiştirmez Alice. O gece senin bir şey yapmadığını biliyorum.''Yanağımı hafifçe okşadı, parmak uçları boynumdaki gizlenmiş izlerin üzerinde durdu."Zamanla her şeyi hatırlayacaktır.''
"Jason..Şey..B-ben sanırım..Gitmeliyim."
"Seni eve bırakabilirim."
"Öyle değil." deyip gözyaşlarımı tutmaya çalışarak başımı iki yana salladım."Kasabayı terk edeceğim. Artık hiçbir şey umurumda değil Jason, b-ben iyi değilim...Bu lanet kelepçeyle bu kasabanın sınırları arasında sonsuza kadar kalamam. B-ben kaçacağım."
"Kaçacağım" kelimesi dudaklarımdan döküldüğü an, Jason'ın gözlerindeki o sakin ifade bir anda darmadağın oldu. Parmakları yanağımdan yavaşça boynuma, oradan da omzuma indi ve beni sarsmak ister gibi sıkıca kavradı.
"Saçmalama Alice!" dedi. "Nereye kaçacaksın? Bu halde, tek başına, arkanda bu kadar pislik bırakmışken nereye gideceksin?"
Gözlerini gözlerime öyle bir dikti ki sanki ruhumu bu kasabaya, en çok da kendine çivilemek istiyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ÜVEY KARDEŞ
ActionÜvey kardeşiyle aşk yaşayan bir kızın hikayesi. *Cinsellik, argo ve küfür içerir. *+18 *Bu hikayedeki tüm karakterler ve olayların gerçek kişi ve kurumlarla ilgisi yoktur. Tamamen hayal ürünüdür.
