52

139 9 25
                                        



Oturma odasının ortasındaki tekli koltukta elindeki deri kaplı not defteri ve bacak bacak üstüne atmış duruşuyla Dr. Owens oturuyordu. Geldiği günden beri bana hep aynı acıyan bakışlarla bakıyordu. Mahkeme yaşananlardan sonra düzenli terapi almamı zorunlu kılmıştı.Güya benim deliliğimin azalması, travmamı atlatmam için beni kontrol edip duruyordu. Ama bana kalırsa bu kadın sadece ne zaman tamamen çıldıracağımı görmek için gün sayıyordu.

"Alice." dedi Dr. Owens gözlüğünün üzerinden bana bakarak."Geçtiğimiz haftaya kıyasla kendini nasıl hissediyorsun? İlaçlarının dozunu ayarladığımızdan beri uykuların düzene girdi mi?"

"Harikayım." dedim sırtımı koltuğa iyice yaslayarak. "Gördüğünüz gibi çok iyiyim!''

"Bana karşı savunmaya geçmek zorunda değilsin. Burada sadece senin iyiliğin için varım. Ama baban dün gece yine kabuslarla uyandığını, koridorda sayıklayarak yürüdüğünü söyledi.Bana biraz o kabuslardan bahsetmek ister misin?"

Sertçe yutkundum. Bakışlarımı salondaki büyük pencereye çevirdim. Dışarıda kasvetli bir Rosewood havası vardı ve ağaçların dalları rüzgarda sallanıyordu.

"Kabus değildi." dedim sesimi bozmamaya çalışarak. "Çünkü uyanıktım. Onu yine gördüm Dr. Owens."

Doktorun kalemi defterin üzerinde durdu. Derin bir nefes alıp öne doğru eğildi. "Kimi gördün Alice? Yine..Andrew'ü mü?"

"E-Evet." dedim sesimdeki titremeyi engellemeye çalışarak. "Andrew Collins'i gördüm. Size söylediğim gibi..Göl gecesinden beri herkes onun öldüğünü söylüyor ama o yaşıyor. Dün gece de pencereden bakarken sanki..s-sanki ağaçların arkasından beni izliyordu. Bana inanmıyorsunuz biliyorum, bana yine 'travma sonrası stres bozukluğu' ya da 'halüsinasyon' falan diyeceksiniz. Beni tekrar o akıl hastanesine, o beyaz duvarların arasına kapatmak istiyorsunuz biliyorum! Ama y-yemin ederim ki onu gördüm!"

"Alice, sakin ol lütfen." dedi Dr. Owens sakin bir ses tonuyla. "Kimsenin seni bir yere kapatmak istediği yok. Ama Andrew'ün öldüğünü şerif departmanı da, adli tıp da onayladı. Bak, bunu daha önce de konuştuk.. Senin zihnin o gece yaşadığın o büyük şoku ve suçluluk duygusunu hafifletmek için bunu yapıyor. Andrew'ü gördüğünü sanarak aslında kendi içindeki korkuyla savaşıyorsun."

"Anlamıyorsunuz!" diye çıkıştım."O g-gerçek! Elinde bir mektup var ve eğer o mektup ortaya çıkarsa-"

Tam o sırada duraksayıp dudaklarımı birbirine bastırdım.Tanrım, ben ne yapıyordum? Az kalsın aşağıda saklanan Eric'ten ve lanet mektubun içeriğinden bahsedecektim. 

"Eğer o mektup ortaya çıkarsa ne olur Alice?" diye sordu Dr. Owens."Andrew sana ne anlatmaya çalışıyor?"

"Şey... b-bunun bir önemi yok." dedim sesimi alçaltarak. Bakışlarımı doktorun inceleyen gözlerinden kaçırıp ellerime indirdim. Parmaklarımla oynamaya başlarken kalbimin göğüs kafesimi döven sesini onun da duymasından korkuyordum.

"Önemli olmasa bundan bahsetmezdin." diye üsteledi Dr. Owens elindeki kalemi defterine hafifçe vurarak. "Alice, sana yardım etmeme izin vermelisin. Sakladığın her şey zihninin bu halüsinasyonları üretmesine daha fazla zemin hazırlıyor. Kendine bunu yapma."

''Ben bir şey yapmıyorum ki..''

"O mektup..Zihninin yarattığı bir savunma mekanizması mı yoksa vicdanını rahatlatmak için uydurduğun bir kaçış yolu mu? Andrew'ün sana bir mektup bıraktığını hayal ederek o gece yaşadıklarını değiştirebileceğini mi düşünüyorsun?"

ÜVEY KARDEŞBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin