33

292 7 13
                                        



Teneffüs zili çaldığında eski spor salonu deposunun arkasındaki kuytu köşeye süzüldüm. Eric oradaydı. Sırtını soğuk duvara yaslamış, bir yandan etrafı kolaçan ederken bir yandan da boş boş duvarları izliyordu.

"Eric, konuşmamız lazım!" dedim nefes nefese. "Sana anlatmam gereken...çok garip şeyler var. Çok garip bir şey-''

 "Aslında benim de sana söylemem gereken bir şey var. Ama burada olmaz.''

"Peki ne zaman?"

"Bu gece." dedi kararlı bir sesle. "Gece tam 12'de, sizin arka bahçede olacağım."

Dehşetle gözlerimi açtım. Babamın son olaylardan sonra ne kadar tetikte olduğunu ve bunun ne kadar kötü bir fikir olduğunun farkındaydım. "Saçmalama Eric! Babam duyarsa ikimizi de gebertir.. Adam zaten barut fıçısı gibi, geceleri sürekli yatağımı kontrol ediyor."

Eric hafifçe öne eğildi, yüzünde o meydan okuyan ifade vardı. "O zaman babanı uyutmanın bir yolunu bul Alice.''

"Ama hava çok soğuk." diye fısıldadım, dışarıda fırtınanın bıraktığı buz tutmuş kar yığınlarını düşünerek. "Dışarıda beklersen donarsın."

Bu sözüme karşılık gözlerini devirdi. Dudaklarının kenarında o alaycı gülümseme belirdi.

''Merak etme, fırtına beni donduramaz ama babanın o lanet tüfeğinden çıkan saçmalar muhtemelen vücut ısımı bir tık artırabilir. Donmamı istemiyorsan kapıda ağaç olmak yerine zamanında orada ol, yeter."

"Eric! Ben ciddiyim. Bütün hafta seni aradım, seni çok merak ettim..Hatta babama size gelmek istediğimi bile söyledim ama kabul etmedi...Şu anda takılmamız çok uygun değilmiş."

"Biliyorum." dedi sakince. "Benim gibi bir katille takılmanı istememesi çok normal."

"Sen katil değilsin ki! Sen sadece..."

"Sadece ne?" 

Yutkundum. Az önce hissettiğim o derin endişeyi bastırmak için aklıma gelen ilk şeyi söyledim. "Sadece bazen çok sinir bozucusun!"

"Bak, bu konuda seninle aynı fikirde olabilirim." dedi gülümsemesi yüzüne yayılırken. "Ama en azından sinir bozucu kardan adamın gece 12'de arka bahçende olacak. Sakın geç kalma, yoksa soğuktan donup kalırsam cesedimi taşımak zorunda kalırsın ve biliyorsun..ne kadar ağır olduğunu.''

''Şöyle şakalar yapmayı kes!'' dedim koluna vurarak.

Kıkırdadı. Ancak gülüşü " Haftasonu Mac'in evinde kaldım." dediğim an yüzünde donup kaldı. 

"Ne?" dedi sert bir şekilde."Mac'le mi? Şaka mı yapıyorsun?!"

Bu sırada okulun  zili kulaklarımızı tırmalayan o lanet sesiyle tepemizde yankılandı. Koridorlar karışmaya başlarken Eric kolumu hafifçe tuttu.Cevabı o kadar çok merak ediyordu ki gitmeme izin vermek istemiyor gibiydi.

"Bak, uzun h-hikaye...Tamam mı?" dedim hızlıca kolumu kurtarırken. "Gece konuşuruz, tabii eğer babamı atlatmayı başarabilirsem."

Eric hiçbir şey söylemeden sadece yüzüme baktı. Çenesi kasılmıştı, bakışları sanki Mac'in adını duyduğu andan beri bir savaşa hazırlanıyormuş gibi keskindi.

"Ondan uzak durman gerektiğini biliyorsun Alice."diye uyardı beni.Sonra derin bir nefes alıp başını hafifçe salladı. "Neyse, gece konuşuruz. Benim de sana söyleyeceklerim var.''

Başımı ''tamam'' anlamında salladım.

''Sınava çalıştın mı?''

''Hangi sınav?''dedi sanki hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi.

ÜVEY KARDEŞBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin