35

268 8 18
                                        


Crimson High'ın mermer koridorlarında yürürken her köşeden sızan pahalı parfüm kokusu ve "ben senden üstünüm" diye bağıran bakışlar nefesimi kesiyordu. Rosewood'un paslı ve tehlikeli havasına alışmıştım ama buradaki mükemmellik çok daha tekinsizdi.

Sınıfa girmek üzereyken okulun meşhur basketbol ceketlerinden birini giymiş bir çocuk önümü kesti. Bu Zack'ten başkası değildi. Rosewood'da birkaç kez maç çıkışı karşılaştığımız ve bir kez de Tyler'ı kıskandırmak için öpüştüğüm o züppenin ta kendisiydi.

"Vay canına, gözlerime inanamıyorum!" dedi Zack, elini duvara yaslayıp üzerime doğru hafifçe eğilerek. "Rosewood'un hırçın kızı elitler ligine yükselmiş. Seni buralarda göreceğimi hiç tahmin etmezdim Alice."

"Ben de.''

"Yalnız görünüyorsun.İstersen ben sana rehberlik edebilirim.''

"Gerek yok."

''Emin misin?''dedi çapkın bir gülümsemeyle.

"E-evet, eminim." Gözlerimi kaçırıp etrafımdaki ışıltılı kalabalığa baktım. Kendimi buraya kesinlikle yabancı hissediyordum.

"Yaptıkların kulağıma geldi." dedi bana biraz daha yaklaşarak. Kulağıma eğildiğinde sesi daha da alçaldı."Ama burası Rosewood değil Alice. Burada insanlar canını yakmak için yumruklarını kullanmazlar. Daha zarif yöntemler vardır."

''Ne g-gibi?''

Zack tam bana cevap vermek için ağzını açmıştı ki bize doğru yaklaşan topuk sesleri her şeyi dondurdu. Herkes fısıldaşırken bir kız gözüktü koridorun ucunda. Bir kraliçe edasıyla kalabalığın arasından süzülürken omuzlarına dökülen kahverengi, kusursuzca şekillendirilmiş parlak bukleleri her adımda ışıldıyordu. Üzerindeki okul üniforması sadece onun için dikilmiş özel bir tasarım gibi vücuduna oturmuştu. Göğsündeki o parlak taşlı okul rozeti tavan ışıklarının altında adeta bir rütbe gibi parlıyordu. İnce belini vurgulayan eteği ve giydiği yüksek topuklu ayakkabıların çıkardığı o özgüven dolu ses buradaki hiyerarşinin en tepesinde kimin olduğunu gösteriyordu.

Zack'in yanındaki o sahte özgüvenimin bir anda buharlaştığını hissettim. Gerginlikle yutkundum. Karşımdaki kızın yaydığı aura karşısında üzerimde yeni alınmış olan üniformanın rengi solmuş gibi hissettim. Bakışları o kadar delici ve yukarındandı ki istemsizce bir adım geri çekilip Zack'in gölgesine sığınma isteğiyle doldum. Tanrım, bu da kimdi? Cassie bu kızın yanında kesinlikle melek kalırdı..Bu kızın tek bir bakışıyla beni yargılayıp yok edebileceği gerçeği dizlerimin bağını çözmeye yetmişti.

Yanımıza geldiğinde Zack'e bakmadı bile, tüm odağı bendeydi. Gözlerini yavaşça Zack'in duvara yaslı elinden benim gözlerime çevirdi.

"Zack." dedi bilmiş bir tavırla."Yeni oyuncağınla vakit geçirmeyi bitirdiysen, sınıfa gir. Ve sen..."Bakışlarını üzerimde sabitledi."Alice, değil mi? Bakıyorum da Rosewood'un o meşhur varoş havasını buraya kadar taşımışsın.Gerçekten cesurca...Ama buradaki hiç kimse senin o hırçın kız numaralarını yemez. Buraya bir şekilde sızmış olman aramıza katıldığın anlamına gelmiyor. Yerinde olsam buraya alışmazdım, çünkü bu parıltılı dünya senin gibi ezik varoşları saniyeler içinde kusup bir kenara atar."

Kurduğu her cümle daha da gerilmeme sebep oluyordu. "Varoş" kelimesini öyle bir vurgulayarak söylemişti ki bir an için tüm koridorun bakışlarının üzerimdeki toplandığı hissettim.Boğazım düğümlendi. Normalde Rosewood'da birisi bana böyle seslense cevabımı çoktan yapıştırmıştım ama burada...Bu devasa tavanların, süslü kapıların ve karşımda bir heykel gibi kusursuz bir özgüvenle duran bu kızın yanında tüm kelimelerim uçup gitmişti.

ÜVEY KARDEŞBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin