DARA
Gözlerimi açtım. Ellerimde artık o sıcak parmaklar yoktu. Soğuk. Su çok soğuktu. Seungri neredeydi ? Sağıma soluma bakınmaya başladım. Onu bir kaç metre aşağıda görünce ona doğru yüzdüm. Gözleri sıkı sıkı kapalıydı. Onu elinden yakaladım ve kendime çekmeye çalıştım. Gözlerini aniden açtığında göz göze geldik. Onunla beraber yüzeye çıkmaya çalışsam da başarılı olmadık. Dalgalar bizi sürekli aşağıya çekiyor, akıntı ikimizi ayırıyordu.
Beni tutup yüzeye doğru itti. Git. Gitmemi istiyordu ama burada bırakamazdım. Onu kendime çektim iyice. Elimi havaya kaldırdım ve bir baloncuk oluşturdum kafasının etrafında. Bu onun hava almasını sağlayacaktı. En azından öyle umuyordum. Baloncuk tam kafasının tepesinden başlayıp, boğazına kadar saydam bir halka oluşturdu. Gözleri açılmış bana bakıyordu. Kendime de aynı baloncuğu yaptığımda derin bir nefes aldım. Bu bizi çok tutmazdı. İçinde en fazla 5 dakika kalabilirdik çünkü baloncuğun içindeki hava karbondioksite dönüşecekti.
Ona döndüm ve yukarıyı işaret ettim ama o hala korku dolu gözlerle bana bakıyordu. Omzundan tutup onu suyun el verdiği kadarıyla sarstım ve yukarı gösterdim. Bir anda derin bir nefes aldı ve kafa salladı. Yukarıya doğru yüzmeye başladığımda peşimden geldiğini umdum. Benden korkmuş olabilirdi, beni canavar olarak da görmüş olabilirdi. Benimle tekrar baş başa kalmaktansa, denizin dibinde boğulmayı da tercih edebilirdi.
Ölmesini istemezdim. Kibardı, komikti ve eğlenceliydi. Bu yüzden denizin dibine çıkar çıkmaz hava baloncuğum patlasa bile direk sağıma soluma bakındım. Yüzeye çıkmamıştı. Tam geri dalıp ona bakmayı düşündüğümde bir dalga yüzüme çarptı ve suyu boyladım. Nefes alamadığım için kendimi suyun yüzerine ittim ve derin bir nefes alıp, havayı içime çektim. Seungri 5-6 metre ötemde etrafına bakınıyordu. Elimi kaldırdım.
"Seungri!" dedim olabildiğine yüksek sesle. Bana baktı ve yüzündeki tüm kasların aynı anda rahatladığını fark ettim. Onunla beraber bende rahatladım. Benden kaçmamıştı, korkmamıştı. Bana doğru yüzdüğünde sadece yüzeyde ve sakin kalmaya çalışıyordum. Yanıma geldi.
"İyi misin ?" dedi öksürükleri arasından. Benden daha fazla su yutmuş olmalıydı.
"E-evet" dediğimde kafasını kaldırıp tepeye baktı.
"Kenara yüzelim. Hemen" dediğinde elimi tuttu. Yüzerken bir yanda beni de sürüklüyor, kenara çekmeye çalışıyordu. Dalgalar o kadar çok ve yüksekti ki boşuna uğraştığımızı düşünüyordum. Biz kenara gitmeye çalıştıkça onlar bizi denize itiyordu. Sonunda bin bir zorlukla kendimizi kenara, otların üzerine attık. O kadar yorulmuştum ki şurada uyuyabilirdim. Üzerim sırılsıklamdı normal olarak ve üşüyordum.
"Sen gerçekten delisin" dedi bir süre dinlendikten sonra. Hala derin derin nefes alıyordu. Sinirlerim bozulduğu için kahkaha attım. Yüz üstü uzanıp, dirseklerimin üzerine yüklendim. Yüzüne baktım.
"Yine de kurtulduk dimi ?"
"Oradan atlamak deliceydi" dedi tepeyi gösterip. Tepeye baktım. Şimdi mağara tamamen kapanmış ve çökmüştü. "Yine de orada kalsaydık cidden ölmüştük"
"Nerede teşekkürüm ?" dedim gülerek. Oda gülümsedi. Kendimi tekrardan sırt üstü çimenlere attım ve bulutlu gök yüzüne baktım.
"Teşekkür ederim. Beni sürükleyip, uçurumdan aşağı attığın için" dediğinde kahkahalara boğulmuştum. O da gülerken bir anda ciddileşti.
"Neden bir anda mağara çöktü ki ?"
"Bilmiyorum bende anlamadım. Belki de kitabı dışarı çıkarmamızla alakalı olabilir" dedim sarı çizgilerin parladığını hatırladım. Bir büyü yapılmış olabilirdi. Kafa salladı ve bir süre sustu. Gergindim nedense. Konuşmaması beni geriyordu açıkçası
"Aşağıdayken bir an ölüyorum sandım. Acayip bir şey gördüm ama gülme"
"Ne gördün ?" dedim merakla. Kaşlarını çattı.
"Karşımdaydın ve elini kaldırıp, bir hava baloncuğu gibi bir şey oluşturdun ve suyun altında nefes alabiliyordum. Biliyorum çok garip. Dimi ?" dedi. Yani o yüzden çıktığımızdan beri bunu sormamıştı yada bu yüzden benden korkup kaçmamıştı çünkü rüya gördüğünü düşünüyordu. Yada onun gibi bir şey. Zorla kahkaha atmaya çalıştım ama o oturur pozisyona geçip işaret parmağını bana uzattı.
"Bana bunun gerçek olduğunu söyleme!"
"Sa-saçmalama tabi ki de rüya olm-"
"Tanrım yalan atıyorsun. Aşağıdaki şey gerçekti" dedi panikle ve ayağa kalktı. Bende onu peşinden ayağa kalktım.
"Sakin ol lütfen."
"Sakin mi olayım ? Beni kandırdın. Hayır beni kandırmadın. Kandırdın mı ?" dediğinde derin bir nefes aldım. Bu tahmin ettiğimden de zor olacaktı.
"Seungri önemli olan bu değil. Önemli olan bana teşekkür etmen ve bu konuyu kapatmamız"
"Ne ? Ne teşekküründen bahsediyorsun sen ?" diye bağırdığında kaşlarımı çattım ve kollarımı göğsümde birleştirdim.
"Ne demek ne teşekkürü ? Tabi ki de denizin altında senin hayatını kurtardığım için olabilir mi acaba ?"
"Hayatımı mı kurtardın ? Nesin sen!?" dediğinde kalbim kırıldı. Bana şeytan diyecekti, cadı ya da büyücü. Belki de canavar. Bu canımı yaksa da güldüm . Bilmem kaçıncı kuralım. Canın yansa bile gülmek zorundasın Dara.
"Cadıyım. Oldu mu ? Ne olabilirim sence ? Merhaba karşında ilk Ostra yöneticilerinden biri duruyor. Memnum olum" dedim alayla. Kaşları çatıldı, sonra ağzı bir o halini aldı. Omuz silktim.
"Ben...bir dakika beni kandırdın!" diye bağırdı bu seferde. Cidden sinirleniyordum. Sabrım da tükenmeye başlamıştı ki normalde cidden sabırlı biriyimdir.
"Bak Seungri önüme gelene ben Ostra yöneticisiyim mi dememi bekliyorsun ? Çünkü cidden bunu bekliyorsan seninle konuşmayı kesmem lazım çünkü zeka seviyen bir bebekle aynı demektir!" dedim sinirle. Sinirle bir kaç adım gidip geri döndü.
"Haklısın" dedi aniden. İşte bu beni şaşırmıştı.
"Ne ?"
"Haklısın sen. Bu kadar aşırı tepki verdim çünkü..panikledim bir anda. Az anlayış göstermelisin. Bir anca karşında..büyü ? Büyü demem doğru olur mu ?"
"İstediğini de cidden" dedim çünkü artık üşüyordum ve bu lanet adadan gitmek istiyordum. Bu yüzden lanet konuşmasını yapsın ve kendiyle gurur duysun ki yola çıkabilelim.
"Tamam. Aniden büyü ile karşılaşınca panikledim ve tahmin edersin ki ölmek üzereydim. Sen..sana teşekkür ederim. Hayatımı kurtardın. Ciddi anlamda ve ben minnettarım" dediğinde gülümsemeden edemedim. İşte bu bildiğimiz Seungri'ydi. Nazik ve anlayışı. Elimi omzuna koydum ve gülümsedim.
"Sorun değil cidden. Anlıyorum. Seni kandırmak istemedim hem ben. Sadece herkese söyleyemem. Artık sende söyleyemezsin. Yoksa seni bulur ve ortamda sana düşen ne kadar hava taneciği varsa onları yok eder ve havasızlıktan boğularak ölmeni sağlarım. Tamam mı ?" dedim sakince. Onu tehdit eder gibi görünmek istemiyordum ama o gerilmişti. Hızla kafasını sağladı. Gemiye doğru ilerlemeye başladım. Koşarak yanıma geldi ve benimle beraber yürümeye başladı.
"Şu lanet adayı terk edelim artık. Neden içimde kötü bir his olduğu belli oldu" dedim sinirle. Yerde iskelede duran çantamı aldığımda çantama garip bir bakış atsa da bu konu hakkında bir yorum yapmama kararı olacak ki bana döndü.
"Madem içinde kötü bir his var neden buraya gelmek istedin ?" dediğinde çantamı kontrol ediyordum. Harika kitap sağ salim burada duruyordu. İçim rahatlarken kafamı kalırdım ve gözlerimi o güzel gözlerine diktim.
"Çünkü genelde hislerim bana bir şey hakkında kötü bir hissiyat veriyorsa o şeye yapışırım. Tıpkı sana olduğu gibi Ri" dediğimde yüzündeki ifade dondu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SKYDRAGON
FantasyGücümü biliyordum Ne yapmam gerektiğini de Ama o gözler her şeyden vazgeçip, onunla beraber sessizce yaşama isteği oluşturuyordu işimde. Yine de ben o kişi değildim Oda beni tanımıyordu. Ben ne kadar yıllarca onu beklemiş olsam da.
