MINZY
"Ne ?"
"Seni çocuklarla konuşurken gördüm. Bir şey arıyorsun dimi ? Buraya o yüzden geldin" Dediğin de gerginlikle önüme döndüm ve çilek suyundan içtim.
"Evet ama o kadar da önemli bir şey değil" diye mırıldandım. Omuz silktim. "Kalkalım mı ?"
"Tabi" dedi ve kalkıp eve doğru yol aldık. "Eğer söylersen ne olduğunu sana yardım ederim"
"Bileceğini sanmıyorum. Peki soygundan neden bahsetmedin ?"
"Soygundan bahsedemezdim sana. Şuan hala soruşturuluyor. İnsanlar neyin çalındığını bile bilmiyor"
"Peki ne çalındı? " dedim merakla. Bana baktı ve yola döndü.
"Bir kitap"
"Saçmalık" dedim. Yalan atıyordu çünkü çocuklar bunun değerli bir şey olduğunu söylemişti. Bir kitap ne kadar değerli olabilirdi.
"Hayır ciddiyim. Bir kitap çalınmış. Önemli bir kitapmış"
"Peki kimden çalınmış? "
"Bilmiyoruz. Bir kaç hafta olmuş. Kitap aranıyor ama kimden çalındı askerler bilmiyor. Üstten gelen bir emir. Kimse bu konu hakkında bilgi sahibi değil. O çocukların nereden bildiğini de anlamadım" dediğinde kafa salladım. Bu garipti cidden. Evin bahçesine girdik. Eun Ha bize kapıyı açtı.
"Eun Ha akşam yemeği hazır mı ?"
"Hazırlıyorum efendim" dedi bana hızlı bir bakış atıp ona dönerken.
"Yardım lazım mı ?" Diye sordu Daesung. Eun Ha ise kafasını iki yana salladı. Dae üzerini değiştirmek için yukarı çıktığında mutfağa, Eun Ha'nın peşinden gittim.
"Sana yardım edeyim"
"Buna gerek yok" dedi tabakları çıkarırken ama yardım etmek istiyordum. Daesung hakkında bir şeyler öğrenmek istiyordum.
"Ne zamandır bu evde çalışıyorsun ?" Diye sordum ilgisizce. Bize kadeh çıkardım.
"Çok olmadı. Peki siz ne zamana kadar burada kalacaksınız ?" Dediğinde elimdeki kadehi bırakıp ona döndün.
"Bilmem bir iki gün daha. Burada kalmam seni rahatsız mı ediyor ?" Dediğimde kafasını eğip iki yana salladı.
"Evet geldim. Hadi beraber hazırlayalım sofrayı" dedi Daesung mutfağa girerken. Hep beraber sofrayı hazırladık ve akşam yemeğinde Daesung'un ısrarlarıyla Eun Ha'da katıldı. Tuhaftı ama onun olması beni biraz daha rahatlatmıştı. En azından Daesung ile baş başa kalmamıştık. Yemekten sonra topladık ve hep beraber salonda oturduk. Havadan sudan şeylerden bahsederken ben kitabı ve buruja taşını düşünüyordum. Acaba bağlantıları var mıydı ?
"Minzy ? Burada mısın ?"
"Ah evet üzgünüm. Ne oldu ?" Dedim toparlanırken. İkisi de bana bakıyordu.
"Yarın işe gitmeyeceğim yine. Hep birlikte pikniğe mi gitsek diye düşündüm." Dedi. Hep birlikte derken.
"Üçümüz mü ?" Dediğimde kafa salladı. Önümdeki kadehten bir kac yudum alıp kafa salladım. Gidebilirdik. Şuan onlarda kalıyordum ve onlar pikniğe giderken evde oturmam hoş olmazdı.
"Güzel o zaman ben yarın için yemek hazırlarım. Öglen gibi çıkarız" dedi Eun Ha ve tekrardan Daesung ile konuşmaya başladılar. Daesung'un bu tavrı hoşuma gitmişti. Yani Eun Ha onun hizmetçisiydi ama Daesung'un ona yukardan bakmayıp dahil etmesi çok hoştu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SKYDRAGON
Viễn tưởngGücümü biliyordum Ne yapmam gerektiğini de Ama o gözler her şeyden vazgeçip, onunla beraber sessizce yaşama isteği oluşturuyordu işimde. Yine de ben o kişi değildim Oda beni tanımıyordu. Ben ne kadar yıllarca onu beklemiş olsam da.
