Büyük Ayin

133 18 158
                                        


Benden ayrılacak gibi değildi. Bende ayrılmak istemiyordum ama bu hayatımda-ki bir önceki hakkında hiç bir fikir sahibi değildim- bu benim ikinci öpüşmemdi. Ayrıca dudağıma değen göz yaşları bunun normal olmadığını hissettiriyordu çünkü birini öperken ağlamazdınız. Yani sanırım. Üstelik erkekseniz. Yani Jiyong ağlıyordu ve ben sebebini bilmiyordum. Acaba kötü öpüşüyorum diye mi ? Onu hafifçe ittim. 

"Ben" dedim ama ne diyecektim ki ? Kötü öpüştüğüm için üzgünüm ? Ellerini yanaklarıma koydu ve yüzümü kavradı. 

"Ben Chaerin. Ben özür dilerim. Benim hatam. Benim senin sen olduğunu daha önce fark etmem gerekirdi. Sadece burujanın benim üzerimde bir...laneti var. Olay çok karışık. Ben...seni gördüm ve sadece benzediğini düşündüm. Reenkarneye inanan çok insan var ve..senin yönetici olman imkansızdı çünkü.. boş verelim bunları. Konuşuruz. O yüzden seni o bu kıyafetler içinde görünce" dediğinde üzerimdeki kıyafetlere baktım. Bağcıklarla dolu pantolon ve mavi ceket. 

"Bunlar en sevdiğin kıyafetlerdi ve seni görünce" dedi sanki anlatmak istiyor ama anlatamıyor gibiydi. Gözlerimi kıstım. 

"Seni görünce aynı eskisi gibiydi v-ve ben dayanamadım. Seni öptüm a-ama sonra sana ihanet etmiş gibi hissettim. Eski sana ve ben kendimi"

"Anlatmak zorunda değilsin" dedim çünkü kendini mahvediyordu. Karşımda ilk defa kekelediğini, boşlukta olduğunu hissediyordum. Anlatamıyordu kendini, çabalıyordu ama yapamıyordu.

"Seni çok özledim. Tam 229 yıl Chaerin. Sensiz 229 yıl, 4 ay ve 3 gün. Her günü acı, özlem doluydu" dedi ki sesinden bunu anlıyordum. Acı çekiyordu, dağılmıştı. Beni bu kadar mı seviyordu ? Ben onu ne kadar seviyordum ? Hatırlamıyordum. Onun sevgisine ne kadar karşılık verebilirdim bilmiyordum. 

"Bir şey demene gerek yok" dedi diyecek bir şey bulamadığımı anlayıp "Gidelim. buradan çıkmamız gerekiyor. Rastar'a gitmek için acele etmeliyiz. Kızlar 4-5 güne orada olmamız gerekiyor ?"

"Rastar derken. Başından beri oraya mı gitmek istiyordun ?" dedim şaşırarak çünkü beni oyaladığını düşünüyordum. "Tabi ki zaten işimiz Rastar'da"

"Peki kızlar nasıl oraya geliyor ? Onlarla konuşmadım."

"Merak etme hepsi oraya gelecek. Gerekirse zorla" dedi yanımdan geçerken ama ben olduğum yerde kaldım. 

"Zorla derken ?" dedim sinirle. Bana döndü.

"Merak etme onlara değer veriyorsun. Biliyorum. Yani ben değilim ama Seungri senin Kraliçe olduğundan emin. Bu yüzden onlara asla zarar vermezler" dediğinde rahatladım ama onlar kimdi ? Seungri kimdi ?Bunu soracağım zaman aklıma tokam ve bilekliğim geldi. 

"Burada bekle geleceğim" dedim ve koşarak bahçeye döndüm. Bilekliği ve tokayı elime alıp mezarlığa geri koştum. Jiyong mezarın başına oturmuş ve mezarı kapatıyordu. Yavaşça yanına yaklaştığımda kalktı. Çantamı aldım. Beraber yola koyulduk. 

"Daha kısa bir yoldan gideceğiz" diye açıkladığında kafa salladım. Gerçekten şuan düşünemiyordum. Ben ne yapıyordum ? Neden onunla gidiyordum ? Bilekliği bileğime takarken bana kısa bir bakış attı ama bir şey demedi. 

"Azizler hakkında ne düşünüyorsun ?" dedi. Onları sevmezdim. Jiyong'un hisleri nefretten ibaretti. Saf nefretten ama ben nefret etmiyordum. Onlar sadece beni çok zorlamıştı. 

"Küçükken...küçükken bana çok zorluk çektirdiler" dediğimde durdu ve bana döndü. 

"Sana ne yaptılar ?" dedi. Sesinde belli bir sinir vardı. Onlardan gerçekten nefret ediyor. Peki neden ?

SKYDRAGONHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin