BOM
"Çöl neyleri ?"
"Çöl kurtları bir çete. İnsan ticareti, hırsızlık, adam öldürme gibi şeyler yaparlar"
"Konuştuğun her saniye içimi rahatlatıyorsun inan ki!" Dedim sinirle. Tamam düşünmem gerekiyordu.
"Sayıca bizden fazlalardı. Hem de çok fazlalar. Silahın da yok" dedim durumu analiz etmek için.
"Evet zaten olsa bile elimiz bağlı Bom" dediğinde sinirle ona baktım. Yavaşça ayağa kalkıp küçük pencereden baktım. Güneş batmıştı ve hava gerçekten de soğumuştu.
"Gece çölde yolunu bulabilir misin ?" Diye sordum önüne otururken. "Bulabilirim ama yürümek imkansız. Ata ihtiyacımız var. Atımda onlarda"
"Tamam. Bir dakika" dedim. Penceresen gördüğüm kadarıyla arkamızsa 5 kişilik bir grup vardı. Geri kalan önümüzden ilerliyordu.
"Bizi nereye götürüyorlar? "
"Icewort'un doğusunda kampları var. Oraya büyük ihtimalle"
"Yani bizi inlerine götürüyorlar ve sen rahatlıktan kırılıyorsun! Seunghyun burada 20 kişi varsa orada kim bilir kaç kişi var" dediğimde oturuşunu dikleştirdi.
"Evet biliyorum ama bizi buradan indirmedikleri sürece yapacak bir şey yok. Sende bunu fark et artık. Ellerimiz bağlı" dediğinde göz devirdim.
"Sana bir şey soracağım ama doğruyu söyleyeceksin" dediğimde kafa salladı. "Söz ver aptal"
"Söz, söz. Ben yalan söylemem" Dediğin de şüpheyle baktım ona. Herkes yalan söylerdi.
"Bir hafta kadar önce..Bir şey çalındı. Hiç bu konuda bir şey duydun mu ?"
"Sende onu mu arıyorsun ? Yoo kızım eğer yemek değilse yanlış yerde arıyorsun. Icewort hırsız doludur. Doğru ama onlar sadece açlar. Açlıktan ölmek istemedikleri için çalıyorlar" dediğinde gözlerimi kıstım. Aslında bende öyle tahmin etmiştim. Adamların işi, gücü yemekti. Yemek demişken açlıktan ölmek üzereydim.
"Zurgar mı daha yakın yoksa Rastar mı ?"
"Zurgar. En fazla 4-5 gün. Ne oldu ki ?"
"Peki Zurgar'a giderken kaç kasabadan geçmemiz gerek" dediğimde düşünmeye başladı.
"Bir belki iki kasaba vardır. En fazla oda. Zurgar güneyde. Icewort'takiler oradan nefret eder. Bu yüzden o tarafa yakım yerleşke yok" dediğinde kafa salladım. Aklımda bir plan oturtmam gerekiyordu.
"Yani Zurgar'a gidiyoruz" dedim sakince. Dara oradaydı. Ayrıca giderken taşı da arayabilirdim. Icewort'ta olduğunu da pek sanmıyordum zaten.
"Buradan çıkarsak tabi. Ayrıca orada ne yapacağız ?" Dediğinde ona döndüm.
"Bir arkadaşım orada. Onun yanına gideceğim ve sen de benimle geliyorsun" dedim kesin bir tavırla. Kaşlarını yukarı kaldırdı.
"Bak kızım olayı anlamadın herhalde-"
"Bana kızım demeyi kes önce!"
"Tamam güzelim. Olayı anlamadın herhalde burada biri biriyle gelecekse anca sen benimle gelirsin" dediğinde ayağa kalktım.
"Yaa peki sen nereye gideceksin ?"
"Zurgar iyi fikir" Dediğin de istemeden sırıttım. Aptaldı ama..tatlıydı.
"Peki şu çalınan şey ne oluyor ?"
"Boşver. O benim işim. Bilmene gerek yok" dedim ve pencereden baktım. Peşimizdeki insanlar kendi aralarında bir şey konuşuyor, gülüyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SKYDRAGON
FantastikGücümü biliyordum Ne yapmam gerektiğini de Ama o gözler her şeyden vazgeçip, onunla beraber sessizce yaşama isteği oluşturuyordu işimde. Yine de ben o kişi değildim Oda beni tanımıyordu. Ben ne kadar yıllarca onu beklemiş olsam da.
