"Ah lanet sinekler" koluma vururken söylendim. Söylenmem üzerine bana bir bakış atıp yoluna devam etti. "Aişş rahat bırakın beni"
"Alt tarafı sinek Chaerin"
"Yediler her yanımı"
"Eminim onlar senden çok üzgündür" sinirle ona bakıp yanına yaklaştım. "Neden vitalar kemikleri oraya taşıyor ki ? Yani insanları yiyorlar. Yedikleri yerde bıraksınlar ya ? Taşımak neden ?"
"Ben ne bileyim Chaerin ? Gidip sormadım ya" bu iyice huysuzlaştı ha. Sinirimi zaten bozuyordu ama şimdi bir de beni geriyor.
"Hani her şeyi biliyorsun ya" alayla konuştuğumda ofladı ve yine beklediğim ana kavuştum. SESSİZLİK. Beynim artık çığlık atıyordu. Ne kadar sıkıcı herifti bu! Günümüz belliydi. Kalk, yürü, yürü daha çok yürü. Ağaçlar, meyveler ve akşam biraz ateş. Ertesi gün tekrar. Ne düzgün konuşma var ne bir şey. Ayrıca biraz daha meyve yersem kusucam.
"Tahminen kaç gün sonra Rastar'da oluruz ?" Omuz silkti.
"Amma da konuşkansın cidden" sonunda patlamıştım. Of ya ben kızları istiyordum. Keşke burada olsalar ve bende az konuşsam. Tamam normalde pek konuşkan biri değilim ama bu suskunlukta fazlaydı.
"Buruja taşı" dediğinde olduğum yerde kalakaldım. Gözlerim direk ona döndü. Bana bakıyordu. "Ne taşı ?"
"Al sana eğlenceli bir konu. Buruja taşı. Duydun mu onu ?" evet yakından ilgiliyim. Şuan onu arıyorum mesela
"İlk defa duydum. Bir taş neden eğlenceli olsun ki ? Değiştir konuyu" dedim değiştirmesini umarak. Eğer yalandan ölecek olan biri varsa ilk beni alacaklardı cidden. Nasıl yalan söylenir adlı bir kitap mı yazsam ?
"Yok gerçekten eğlenceli. Bu taş var ya" dedi yoluna dönerken. Ona yetiştim. En azından denemiştim. Bari benim dışımda bildiği bir şey var mı öğreneyim.
"Ee ne olmuş o taşa ?"
"O taş dört yöneticiyi birbirine bağlıyormuş. Çok güçlü bir büyüsü varmış."
"Ee başka ?" dedim şaşırmış gibi. Umarım iyi rol yapıyorumdur. Bunca yıl azizlerle kalmanın sonuçları.
"Ve taş kimdeyse büyük bir güce sahip oluyormuş. Çok büyük bir güç. Yani o taş birinin eline geçerse sizin yöneticiler onun yanına hiç kalır" tüm öfke vücudumu sarstı. Gerçekten çok az kalmıştı.
"Yöneticiler güçlü"
"Olabilir ama taş onları bir arada tuttuğuna göre taş daha da güçlü" dediğinde kafa salladım. Haklıydı. Mikas zaten bu konuda bizi uyarmıştı. Ne kadar o gün ki olay tekrar gerçekleşmemiş olsa da gerçekleşecekti. Güçlerimin beni zorladığını hissediyordum. Eninde sonunda gerçekleşecekti.
"Olabilir ama taş alınamayacak bir yerdedir herhalde. Yani bu kadar bir şeyi göz onuna koymazlar sanırım" diye dönmeye çalıştım. Cidden ağzım durmuyordu ki. Ona anlatmak istiyordum bir şeyleri. Hem de sürekli.
"Ama benim duyduğuma göre taş çalınmış" dediğinde kalakaldım. Nasıl biliyordu bunu ? Acaba beni de biliyor muydu ? Tüm bu zamanda rol mü yapıyordu ? Kalbim panikle hızlanmaya başladı. Her şeyi anladıysa onu öldürmek için hazırdım. Hazır mıydım ?
"N-nasıl ?" dediğimde bir ağacın sarkan dallarını itip geçti, hemen peşinden ilerledim.
"Çalınmış işte. Taş zaten güvenli bir yerdeymiş ama sanırım pek de güvenli değil. Girip aldıklarına göre yani" bu konu da da haklıydı. Şu bir iki gündür ona sürekli hak veriyordum ama normal, sıradan insanlar bile girip onu alabildiğine göre o taşı kim oraya koyduysa hata yapmıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SKYDRAGON
FantasyGücümü biliyordum Ne yapmam gerektiğini de Ama o gözler her şeyden vazgeçip, onunla beraber sessizce yaşama isteği oluşturuyordu işimde. Yine de ben o kişi değildim Oda beni tanımıyordu. Ben ne kadar yıllarca onu beklemiş olsam da.
