Kavuşma +18💋

68 2 2
                                        


Ay ramazanda attığım bölüme bak ama daha fazla dayanamadım. İyi okumalar. Biz kavuştuk!

Serdar'dan...

Aradığınız numara şuanda telefona cevap veremiyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin...

Bugün onlarca kez duymuştum bu sesi. Telefonu arabanın yan koltuğuna fırlatıp kafamı direksiyona yasladım.

"Nerdesin Perim.. nerdesin güneşim.. nerdesin ya of!" diye söylendim kendi kendime. Yoktu, hiçbir yerde yoktu. Sabahtan beri onu arıyordum, öğlen on ikiye geliyordu saat. Hâlâ arıyordum. Az önce fırlattığım telefonu büyük bir yüzsüzlükle geri aldım.

Güneşimmm🧡... aranıyor

Aradığınız numaraya şu anda ulaşılamıyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz...

Ulaşılamıyordu! Yani diğerlerinde telefonu açmamıştı, ama şu anda çekmiyordu. Çekmiyordu! Harikaydı. Bu demek oluyordu ki... orada mıydı yani Peri? Nasıl aklıma gelmemişti orası?.. Peri'den önce gitmeliydim, oraya gideceğini tahmin edip. Neyse, dedim kendi kendime. Şu an buna üzülemezsin. Orayı o kadar kimse bilmiyordu ki, bazen varlığını ben bile unutuyordum. Çok kötü durumda olmam gerekiyordu ormandaki eve gitmem için. Peri.. o kadar mı kötüydü yani.. ne yapmıştım ona böyle.. kendimi nasıl affedecektim?
Aklıma ilk gelen hamleyi yaptım. Arabayı çalıştırırken bir yandan da Larayı arıyordum.

"Efendim Serdar?"

"Lara? Müsait misin?"

"Evet evet. Kaana mama yapıyorum ama müsaitim"

"Lara, hani geçen seninle konuştuk ya biz Periyle doğum gününde tatile gidecektik, ona sürpriz. Sen de Sezgin amcamı arayıp Peri bizimle kalsın, bir yerlere gidicez falan filan izin alacaktın"

"Evet"

"Arayıp söyler misin?"

"Aa gidiyor musunuz? Kesin değil diye aramamıştım ben de"

"Tam öyle değil de, sen ara lütfen. Telefon pek çekmiyor Peri arayamaz"

"Tamam. Tamam ararım"

"Müthiş bi arkadaşsın Lara. Kaanımı öp. Turgaya selam. Çokk teşekkür ederim"

"Kızımızı üzme. Hadi, görüşürüz" dediğinde kapattım telefonu. Hiç düşünmeden gidiyordum. Ben bu yolu bu kadar ezbere biliyor muymuşum, şaşırdım kendime. Ya da şu anda Peri'ye doğru çekiliyordum, bilmiyorum. Ne olur orada ol Perikızı.. ne olur..

Bir saat sonra ormandaki eve gelmiştim. Evin önündeki arabayı görünce gülümsedim. Derin bi nefes verdim. İyi olduğunu bilmek bile yetti. Gerçi ne kadar iyiydi, orası muamma! Arabayı geride bırakıp yürüdüm eve kadar. Kapıyı çalmak için elimi kaldırmıştım ki..
.
Peri'den...
Nereye gideceğimi bilmiyordum. Ben kötüyken hep Serdara giderdim. Şimdi ondan kaçıyordum, nereye gidecektim. Suçlu bulmamıştım onu. Bulamazdım. O, ben hamileyken bile çıkıp gelmişti benim için. Bir kez gitme lafıma gitmeyecekti, demedim. Suçlu bulmadı beni. Bu olayda ben onu nasıl suçlu bulacaktım ki? Neden kaçmıştım peki.. çünkü... neyseydi. Neyse.. gözlerimden yaşlar akarken torpido gözünden peçete almaya uzandım. Peçetenin yanındaki anahtarla göz göze geldik. Ormandaki evin anahtarı..
"Eğer kendini kötü hissedersen, sadece kendini al git buraya" sözü yankılandı kafamda. Şimdi öyle yapacaktım Gitmeden babama bu akşam arkadaşlarımla olacağım diye  mesaj attım. Merak ederdi yine ama.. düşünecek durumda değildi.Cevabını beklemeden telefonu sessize alıp çantaya attım. Serdar sayısız kez aramıştı. Açmadım. Kızgın değildim ona belki ama konuşmak da istemiyordum. Evi hatırlayabildiğim kadarıyla sürdüm ormanda arabayı. Orman yolunda yarım saatten fazla ilerledim ama sanki aynı yerdeydim. Her yer ağaçtı, yol aynı yoldu.. ev yoktu. Serdar yanımdaymış gibi hayal ettim. O yanımda oturuyor olsaydı dedim kendimce.

PERİHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin