Oyunun Ağzından
Yalancı
Yalancı
Yalancı
O bir yalancıydı! O beni kandıran bir yalancıydı! O kimseyi yanında hak etmeyen bir yalancıydı. Bana umut vermiş, her şeyim olmuş ve sonra gitmişti.
Beni bir başıma bırakmıştı!
Sonra da deli olan ben olmuştum! Ben deli değildim ki! Hayatta suçsuz insanlar yoktu, her biri yediği haltın bedelini ödüyordu! tıpkı Doğanda da olduğu gibi. Doğan da bir halt yemişti, onu susturmasaydım o ikimizi de yakacaktı! Beni sevmesi zerre umrumda değildi çünkü ben bu hayatta bir kişiyi o kadar sevmiş, değer vermiştim. O kişiden de çok güzel tekme yemiştim. Güvenmezdim ki ben. İnsanlar yalancı, çıkarcı, bencil varlıklardı!
Ölüm mü?
Bu dünya da gerçekten masum bir insan varmıydı da ölümü sorun hâline getiriyorlardı? Bana göre herkes ölmeliydi! Özellikle de tüm yalancılar!
Çocukluğum morluklardan ibaretti benim. Dokuz yaşına kadar vücudumda morluğun olmadığı hiç bir yer yoktu. Bazen Bodrum'a kapatılır, fare ve böceklerin olduğu o ortamda bütün gece karanlıkta bırakılırdım. Bazen sırf bana ceza olsun diye ailem gözlerimin önünde yemek yerdi ama bana dokundurtmazlardı. Bazense mesela evde çok koşuyorsam ceza olarak beni sokağa atar ve akşam dokuza kadar eve gelme derlerdi. Tabi bu süre zarfında da kışın soğuğunda ayakkabısız bir gün geçirirdim çünkü ayakkabımı bile alırlardı elimden. Beni sıcak tutacak hiç bir şey vermezlerdi o gün. Yaptığım hatayı fark edeyim isterlerdi, oysa ki ben daha yedi yaşında bir çocuktum.
Neyin cezasını çektiğimi bile bilmiyordum!Benden korkarlardı mesela, bana oyun derlerdi ve onları dinliyor, izliyor olma ihtimalim bile onları ürkütürdü! Oysa ki ben daha yedi yaşında bir çocukken insanlara karşı ettiğim yardım çığlıklarına sessiz kalınmıştı. Morluklarımı görmüş, acılarımın farkına varmış ama acıyla bakmaktan başka bir şey yapmamışlardı!
Onlar adaletlimiydi de benim adaletli olmam bekleniyordu! Onlara göre suçsuz insanları öldüren bir katildim! Oysa ki ben, bu hayatta kimsenin masum olmadığını daha dokuz yaşındayken öğrenmiştim!
Dokuz yaşındaydım babam beni satmaya çalıştığında. En çok o gün hatırlıyordum sesimi çıkardığımı. Çünkü o demişti, ben ondan destek almıştım. Bana kendini ezdirme demişti. Ben de ezdirmemeye çalışmıştım. Babamdı ya hani, ne olursa olsun ben onun evladıydım! Beni koruyup kollaması lazımdı! Satması değil!
Ama o yapmıştı. beni satmaya çalışmıştı! İstememiştim, annemden medet ummuş, ayaklarına kapanmıştım. Banamısın dememişti. Yalvarıyorum ne isterseniz yaparım demiştim. Sorun çıkarma yeter demişlerdi. Çok korkmuştum. O igrençliği yaşamamak için ne gerekiyorsa yapardım.
Yapmıştım da
Kaçmıştım o evden. Küçücük çocuk nereye kaçabirdi ki? Yakalanmıştım! Bir gün bile kaçamamıştım onlardan! Beni zorla götürmüş o aptal eve kapatmışlardı! Dokunmasın diye çok uğraştığım insan gelmiş ve dokunmuştu! Kirlenmiş ve kendimi o kadar berbat hissetmiştim ki ölmek değil öldürmek istemiştim.
Oysa ki ben ne anlardım öyle şeylerden? Dokuz yaşında bir çocuk ne anlardı tecavüz kelimesinin anlamını? Dokunmaktan da öteymiş, o gece anlamıştım. Ama ben başkaları gibi ölmek istememiştim. Bana yaşatılanı kaldıramamış ve onları öldürmek istemiştim. İlk ondan başlamıştım bunu yapmaya. Bana dokunan şerefsizden!
Masanın üzerinde ki kalemi görmüştüm ilk. Sonra onu alıp zaman kaybetmeden karnına saplamıştım. Acıyla eğildiği anda da kalemi öyle bir hızla karnından çıkarıp gözüne saplamıştım ki acıdan başka hiç bir şey çıkmamıştı ağzından. Bana çektirdiği acının daha fazlasını yaşasın istemiştim. Bu yüzden mutfaktan aldığım bıçakla vücuduna kaç bıçak darbesi indirdim bilmiyordum. Saymamıştım. Sayamayacağım kadar çoktu.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
OYUN
ChickLitHerkes isterdi sevdikleriyle mutlu olmak. insan sevdiği biri yanındayken kendini mutlu ve huzurlu hissediyordu, Fakat hayat insanlara her zaman mutlu olmaları için bir şans vermezdi. katili bulduktan sonra hayatının bir düzene girdiğini sanan Asya...