Bazı şeyler zor gelirdi insana. Hem de öyle zor gelirdi ki ne yapacağını bilemez saçmalardı. Acısını öyle bir derinlerde yaşardı ki nefes bile alamazdı.
Ben nefes almakta bile zorlanıyordum. Artık soluduğum hava bile bana dar geliyordu. Ben bunca yıl abimi suçlamış, yüzüne bile bakmamıştım. Onu katil ilân etmiş, kendimde hiç suç görmemiştim. Onu defalarca incitmiştim ben...oysa ki asıl katil bendim. Oysa ki o gecenin yaşanmasına sebep olan da bendim. Uğursuz gibi bir şeydim sanki, uğursuzluğum tek beni değil, çevremdekileri de etkiliyordu.
Annem beni de abimi de çok sevmişti. Ya ben? Ben ne yapmıştım? Annemin ölümüne neden olmuştum. Sonraysa suçu abime atmıştım. Oysa ki annemin ölümüne sebep olan ben, onu öldürenden intikam alan ise abimdi. Abimin babamı değil asıl beni öldürmesi gerekirdi. Keşke beni öldürseydi...beni öldürseydi de kurtulsaydım bu vicdan azabından.
Arabadaydık. Dün kendi telefonuma gönderdiğim konuma gidiyorduk. Saye ve Aden gergindi. Ben ise içimde ki vicdan azabıyla kalakalmıştım. Ben şimdi nasıl bakacaktım abimin yüzüne? Benim yüzümden annesiz kalmıştı. Ya Pamir? Ne kadar kötü olursa olsun, o da annemle büyümemişti ki...
Onun elinden de bu hakkı almıştım. Öyle kötü ve bencil bir insandım ki sırf kendi mutluluğum için herkesi yakıp yıkmıştım. İyi biri değildim ben, olamazdım da. Sanki biri bana güvenecek olsa bir tekme de benden yiyecekti bu hayatta. Zaten öyle de olmamışmıydı?
Herkesi hayal kırıklığına uğratmıştım. Aptalın tekiydim. Tam bir aptal!
Gözlerim dolmuştu. Belki de ağlıyordum ama hıçkırarak değil, sessizce. Sadece göz yaşım akıyordu ama sesim çıkmıyordu. Konuşamıyordum sanki, kelimelerim tükenmişti. Ne yapacaktım onu bile bilmiyordum. Gerçekten ben nasıl bakacaktım abimin pamirin yüzüne?
"Abi biraz daha hızlı gider misin?" Adenin sorusuyla birlikte gözlerim sayenin elinde ki kağıda kaydı.
Pamir kardeşimdi...nefret kusuyordum oysa ki ben ona. Şimdi ne yapacaktım? Sevecek miydim onu? Yaptığı tüm kötülüklere rağmen? Hapse attırmıştı, Ece'nin abisi olduğunu söylemişti, beni tehdit ederek yanında tutmuş ve arkadaşlarıma ihanet etmeme sebep olmuştu. Sayenin arada gözleri beni buluyordu. Endişeli görünüyordu, belki de korkuyordu. Buraya gelmemiz dışında bir şey söylememiştim. O da hâliyle neyim olduğunu anlamadığı için korkmuştu. Hem de fazlasıyla.
"Asya kurbanın olayım konuş. Bir şey söyle! Sen böyle yaptıkça ben daha çok korkuyorum" sayenin ses tonunda tek bir duygu vardı, endişe. Ne diyecektim? Annem benim yüzümden öldü, ben bir katilim mi?
Taksi konumda ki yere gelir gelmez parasını ödeyip indik arabadan. Geldiğimiz yer terk edilmiş bir evdi. Aden ve saye koşarak kapıya ulaşırken bense sadece yürüyordum. Koşacak hâlim yoktu. Yorgun hissediyordum kendimi.
Benim yorgun hissetmeye hakkım var mıydı?
Hayır Asya...senin hiç bir şeye hakkın yok!
Konuşsana hadi, susmazdın sen. Desene bencilsin diye! Niye konuşmuyorsun? Aklım bu kadar karışıkken sen neden tek bir kelime etmiyorsun? Aklım doluydu, ama içim boştu. En garibi de buydu galiba. Kafamın içinde ki karmaşa içimde bir boşluk meydana getirmişti.
Kızlar kapıyı kırarcasına açarken görüş açıma ilk giren kişi abim oldu. Onun burada ne işi vardı bilmiyordum fakat içimde ki suçluluk duygusu tekrar kendini göstermişti. Herkes bir anda bize dönerken gözlerim tek bir kişiye takıldı. Sandalyede bağlı, yüzü gözü kan içinde kalmış Pamire.
Yüz ifademden mi bilmem o an anladı sanki beni. Gözlerinde ki alay yavaşça silindi. Sanki her şeyi bildiğimi anladı ve şaşırdı. Bilmiyorum belki de ben öyle sandım.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
OYUN
ChickLitHerkes isterdi sevdikleriyle mutlu olmak. insan sevdiği biri yanındayken kendini mutlu ve huzurlu hissediyordu, Fakat hayat insanlara her zaman mutlu olmaları için bir şans vermezdi. katili bulduktan sonra hayatının bir düzene girdiğini sanan Asya...