İnsanları hep korkuları vururdu. Neyden korkuyorsak o mutlaka bir gün başımıza gelirdi, olmasını sevdiğimiz bir şey başımıza gelse bir şeyi değiştirmezdi sonuçta değil mi?
Büyümek için hasar almak zorundaydık çünkü ancak o zaman gerçekten bir şeyleri düşünüp yapmamamız gerektiğini öğrenebiliyorduk.
"Ne?" Tek kelime ve şaşkınlık dolu bir ses tonu. Bu ses tonu Duruya aitti. Onu bugüne kadar hiç bir zaman saye ve Adenin yerine koyamamıştım. Neden koyamadığımı ben bile bilmiyordum fakat bir yanım için o her zaman arkadaştı. Saye ve Aden kadar umursamadığım ama içimde bir yerlerde değer verdiğim biriydi o.
"Si-siz ne dediğinizin farkında mısınız?" Durunun gittikçe yükselen ses tonu üzerine abim yutkundu ve ellerini hava kaldırdı.
"Sakin ol Duru! Bu sadece bir düşünce. Eminim Asya ne dediğini bilmiyordur!" Durunun gözleri beni buldu ve gözlerinde açığa çıkan hayal kırıklığıyla gözlerimin içine baktı.
"Ben nasıl katil olabilirim ki? Asya...serkanı ben öldürmedim! Bunu- bunu nasıl yapabilirim ki?" Ne diyeceğimi bilemiyordum. Durunun bunları duymaması gerekiyordu.
"Duru lütfen sakin ol! Asya sende bir şey desene! Karıştırdım desene!" Karıştırmamıştım ki...
Katil hep ummadığımız kişi çıkardı fakat Duru çok ağır tepkiler veriyordu. Kabullenmek istemiyormuydu yoksa katil o değil miydi?
"Ben nasıl katil olabilirim Asya konuşsana!" Durunun bağırması üzerine merdivenlerde ayak sesleri duymuştum. Bizimkiler görüş açıma girerken Duru içeri girdi ve kolumdan tutup gözlerimin içine baktı.
"Gözlerime bak ve söyle! Ben nasıl katil olabilirim Asya?"
"Ne oluyor burada?" Bu soruyu soran kişi sayeden başkası değildi. Hepsi şaşkındı çünkü bu olay sadece aramızda kalmalıydı! Durunun bilmemesi gerekiyordu.
"İpuçları seni gösteriyor" Duru hızla kolumdan elini çekti ve başını iki yana salladı. Abim ise sinirle soluyup gözlerini bana çevirdi.
"Kes şunu! O katil falan değil!" Duru başını elleri arasına aldı ve ağlamaya başladı. Alper ise bana bakmıştı.
"Asya ne oluyor burada?" Gözlerim hâlâ Durunun üzerindeyken Alperin sorusunu yanıtladım.
"Oyunu öğrendiler" Aden ve Yağız birbirlerine baktı. Bu konunun gizli kalması gerekiyordu, E haliyle de şuan herkes bir şok içerisindeydi.
"Bunun gizli kalması gerekiyordu!" Sayenin bana bağırması üzerine duygudan yoksun gözlerim sayeyi buldu. Sanırım şöyle bir gerçek vardı ki birilerinin sinirlendiği ya da üzüldüğü ortamlarda çoğunlukla olduğumdan daha duygusuz bakıyordum.
"Sence kendi isteğiyle söyleyebilecek bir insan gibi mi duruyorum?" Saye sinirle derin bir nefes alıp arkasını döndüğü anda bu sefer kızan kişi işe özgürdü.
"Kendi isteğinle ya da değil! Bunu bilmemeleri gerekiyordu!" Kavganın bize ne faydası olacaktı? Günler sonra ilk defa içimde bir öfke hissettim. Pamire duyduğum öfke dışında onlara öfke duymak şaşırtıcıydı fakat sanırım artık dolmuştum. Sürekli üzerimde bir hakimiyet olmasından, yalan söylemek zorunda kalmaktan, oyunlardan, vizdan azabı çekmekten bıkmıştım ve şimdi sanki her şey benim suçummuş gibi üzerime geliyorlardı! Abimin telefonumu karıştırmasını ben istememiştim! Durunun kapıyı dinlemesini de öyle!
"Ama biliyorlar artık! Ne yapabilirim ben bu konuda? Bana bağırmaktan vazgeçin artık çünkü bir sike yaradığı yok!" Fazla küfür eden bir insan değildim. Özellikle de bunu sözlü söylemek tercihim değildi fakat beni öyle bir sinirlendirmişlerdi ki ağzımdan çıkmıştı bir anda.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
OYUN
ChickLitHerkes isterdi sevdikleriyle mutlu olmak. insan sevdiği biri yanındayken kendini mutlu ve huzurlu hissediyordu, Fakat hayat insanlara her zaman mutlu olmaları için bir şans vermezdi. katili bulduktan sonra hayatının bir düzene girdiğini sanan Asya...