86.Bölüm

2 2 0
                                    

Yazarın Ağzından

Alper Asya'nın yaptığı fedakarlığı anlamıştı. İşte bunaydı tüm sıkıntısı. Kendi için değil onun için korkuyordu. Durunun katil olduğunu öğrendiklerinde hepsi bir an ne yapacağını şaşırmıştı. Özellikle de Özgür ve Yağız Duru görüş alanlarına girdiğinde Akını tutmak için üstün bir çaba sarf etmişlerdi. Akın sevgilisinin bir daha aynı şeyi yaşamasını istememiş ve kardeşine içten içe bir kez daha çok kızmıştı.

Şimdi ise çok pişmandı, Asya her ne kadar söylediklerinde ciddi olmasa da herkes söylediklerinden payını almıştı. Kendilerini suçluyorlardı. Asya'nın Durunun yanında olma sebebi olarak kendilerini görüyorlardı.

"Onu bu hâle biz getirdik" dedi saye. Adense bir kez daha hıçkırdı. O sırada kapıya vurmaktan yorulmuş olan Yağız bir halt değişmediğini anlayınca Adenin yanına gitmiş ve ona sarılmıştı. Hepsi ihanete uğradığını düşünüyordu, Alper dışında.

Alper Asya her ne kadar bir şey dememiş olsa da gözlerinde görmüştü bunu. Asya kendini onlar için bir kez daha feda etmişti. Bu belki de sonu olacaktı ama o bunu önemsememişti. Alper her seferinde sevdiği kadının ölmemesi için medet ummaktan bıkmıştı.

Asya onun her şeyiydi, sözü vardı Asya'nın ona. Efsun ablanın yanına birlikte gideceğiz, gönlünü birlikte alacağız demişti. Asya'nın sözünü tutmadan gitmesini istemiyordu. Özgür çok düşünceliydi. Asya içten içe çok kızıyordu fakat bir tarafı suçun tamamen onlarda olduğunu vurguluyordu.

Bir insanın mantığına göre hareket ediyor olması alışkanlığından dolayıydı ve onlar hiç bir zaman Asya'yı olduğu gibi kabullenmemiş sürekli değişmesini istemişlerdi.

"Ne olacak şimdi?" diye sordu Aden. Cevap ise Akından geldi. "Geberip gideceğiz" Saye ve Adenin korku dolu bakışlarını fark eden Özgür Akına ters bir bakış attı. Akın ise onu umursamadı.

Bir insan aynı anda hem sevdiği kadını, hem de kardeşini kaybedebilir miydi? O kaybetmişti. Artık kimsesi yoktu. Tek başındaydı. Duru bir katildi ve kardeşi de artık katil sayılırdı. Öldürüleceklerdi belkide. Hem de en sevdikleri tarafından.

"Asya'nın böyle bir şey yapacağına inanmıyorum ben Aden. Bir açıklaması vardır o öyle biri değil" yağız ağzına geleni söylüyor ama Asya'nın ona kurduğu cümlelere de açıklık getiremiyordu. İki yılın hiç mi önemi yoktu onda? Birbirlerini kardeş gibi görmüş zor günlerinde destek olmuşlardı.

Peki şimdi neden böyle olmuştu?

"Ben hâlâ inanamıyorum. Asya Duruyu nasıl unutabilir?" Sayenin kendi kendine söylenmesi üzerine Akın aklında ki soruyu giderdi.

"Asya annemle babamı yerde kanlar içinde gördüğünde ve benim ailemi öldürdüğümü gördüğünde daha sekiz yaşındaydı. Başlarda her şey normal gitse de bir süreden sonra gördüğü şeylerden dolayı kendini kaybetmiş. Üç gün boyunca hastanede kalmış ve o süre zarfında da yaşadığı travmadan dolayı zihni olaydan önce ki bazı anıları silmiş. Bu yüzden Duruyu hatırlamadı. Duruyu tanırdım, o zamanlar sırf buluşmak için evden bile kaçarlardı. Asya kardeşim derdi ona. Bir büyüyeyim ona ben bakacağım, o aptal annesine de babasına da ihtiyacı yok ben varım derdi. Her şeyi unuttuğunu öğrendiğim de teyzem de beni tembihledi. Asla ona geçmişini anlatmamamı istedi. Ben de ne diyorlarsa onu yaptım"

Herkes bir anda ne diyeceğini bilememişti. Asyaya acımıyor ama yaşadığı hayat için de çok üzülüyorlardı. İnsana duymak bile korkunç gelirken, o nasıl bunlara katlanmıştı? Alper sinirle yumruğunu sıktı. Asya'yı göndermemeliydi. Asya onları kurtarmak istese bile Duruya zarar veremezdi. O iyi biriydi. Duruysa onu umursamaz öldürürdü. Zayıflığını yüzüne vururdu.

OYUNHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin