48.Bölüm

4 2 0
                                    

Gerçeği söylemeliyim ki bugüne kadar çok yol kat etmiştik. İki yıl önce ki olanlar ya da iki yıl sonra ki fark etmeksizin çok şeyin üstesinden gelmiştik. Dağılmış mıydık? Evet, ama bizi dağıtan şey Doğan ya da oyun değildi. Bizi dağıtan şey bizdik. Yanlış anlaşılmalar ya da kavgalar. Tüm bunlara rağmen gene de bir arada durmayı başarabilmiştik. Fakat ben artık kendimden emin değildim. Önce özgür şimdi ise kim bilir kimi yakacaktım.

Birbirlerine gene bağlı kalabilirlerdi belki ama bana karşı ne hissedeceklerdi bilmiyordum. Öğrendiğim bir şey vardı bu hayatta, o da bir insan en fazla neyi yapmak istemiyorsa o yöne çekilirdi. Tıpkı benim yalan söylemek istememem ama yalana batmam gibi.

"Ee böyle bakışacak mıyız?" Yerimde dik bir konuma gelip Pamirin yüzüne baktım. Gözlerim eskisinden de soğuktu, nedeni ise olan her olayda ondan biraz daha soğumamdı. Ondan gerçek anlamda nefret ediyordum!

"Ne istiyorsun benden? Daha özgür ona yaptıklarını bile sindiremedi!" Pamir tek kaşını kaldırdı ve işaret parmağıyla beni gösterdi. "Yaptıklarımızı diyecektin herhalde" vicdan azabı çekeyim diye yapıyordu! Fakat bir yerlerde de haklıydı değil mi? Sonuçta ona özgürü anlatan bendim.

"Şimdi senden istediğim kişi ise yağız, bana onun zayıflığını anlatacaksın"

Hayır ben yağıza bunu yapamazdım. O olmazdı! O benim kardeşim gibiydi, onu nasıl sırtından vurabilirdim ki?

"Yağız olmaz! Pamir neden sadece onlara zarar veriyorsun? Bana zarar ver, onları rahat bırak" cümlem biter bitmez aklıma gelen şey bir kaç saniye Pamirin yaptıklarını sorgulamama neden olmuştu.

Ece kız kardeşiydi ve onun cesedinin olduğu mekanda fotoğrafı olan tek kişiler saye, Aden ve bendim. Yağız, Alper ve özgürün o fotoğraf da işi bile yoktu ki! Peki o zaman Pamir neden bizden intikam almak yerine onlardan alıyordu?

"Keyfim öyle istiyor Asyacık! Şimdi yağızı mı anlatmak istersin yoksa sevgili oyuncuğunuzun bilinmesini mi?" Gerçekten ölmek istiyordum ya artık! Kendimi bir yerlerden aşağı atmak istiyordum! Özgürün vicdan azabını bile henüz aşamamışken yağızınkinden nasıl kurtulacaktım?

"Onun hakkında bir şey bilmiyorum" iyi yalan söyleyen bir insandım, her ne kadar sevmesem de. Pamir bu söylediğime inamışa benzemiyordu. Zaten inansaydı aptalın teki olurdu!

"Seni dürüst biri sanıyordum. Çok ayıp ama" ona göz devirip yağız hakkında bildiğim şeyleri ona anlattım. Fazla detay vermemiştim çünkü vermek istemiyordum. Arkadaşlarımı sırtından vurduğum yetmiyormuş gibi bir de ayrıntılı anlatmak istemiyordum.

Yağızın küçükken bir arkadaşı vardı. Tabi bunu bana geçirdiğimiz o iki yıl içerisinde anlatmıştı. Söylediğine göre arkadaşı kardeşi olarak gördüğü biriydi tabi o zamanlar yedi sekiz yaşlarında falanlar. Çocuğun ölümcül bir hastalığı çıkmış ama bunu yağıza söylememiş çünkü yağız çok seviyormuş onu. Yağızın ailesi ve çocuğun ailesi bunu biliyormuş ama yağızdan saklamışlar. Bir gün saklambaç oynarken yağızla çocuk arasında bir tartışma çıkmış ve yağız çocuğu itmiş. Tabi çocuğun sırtı duvara çarpmış ama o an onu öldüren şey sırtına aldığı darbe değil dolan zamanıymış. Çocuk orda vefat etmiş ama yağız hep kendini suçlamış. Hikaye bu kadardı işte, sonrasında yağız kendini bir şekilde toparlamış ve arkadaşı için mutlu olmaya karar vermişti. Bunu pamire anlattığım anda pişman olmuştum çünkü yağızın kendini katil sanmasını tetikleyecek bir hamle de bulunursa yağız toparlanamazdı!

"Pekâlâ Asyacık bana bu akşam eve gidince Yağızın tüm okul saatlerini atıyorsun" neden böyle bir şey istediğini anlamadığım için suratına baktım.

OYUNHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin