Tae
Hastahaneden çıkmam çok uzun sürmedi. Hepimiz Jin hyungun evindeydik. Suga hyung ve Jungkook dışında. Bir yandan nerede olduklarını merak ediyordum. Diğer yandan da oldukları yer bu olayla alakalı bir yer olabilir diye endişelenip kimseye bir şey soramıyordum. Yanımda oturan Jimin ve Hoseok hyung televizyon izliyordu. Jin hyung bizim için mutfağa geçmiş yapılan yemekleri kontrol ediyordu. NamJoon hyung ne yapıyor pek bir fikrim yoktu. Hepimiz bir yerlerdeydik işte. Bir araya toplanmamız herkes için uygun görüldü ama ben duruma böyle bakamıyorum. Ailemle kalsaydım ne değişecekti ki? Ya da buraya geldim de ne değişti? Bana göz kulak olduklarını söylüyorlar, yanlarında olduğum için kendilerini rahat hissediyorlar ama ailem de onların yanında olmadığım için belki de üzülüyorlar. İşi en başta NamJoon hyunga söylemeden tek başıma halletmeliydim. Yani hapishaneye gitmeliydim. Şimdi herkesin düzenini bozdum. Ve yaptığım şeyden dolayı hissettiğim suç yetmiyormuş gibi bir de bu konuda kendimi suçlu hissediyorum. Bunu düzeltmem gerekiyor. Yattığım yerden kalkarak mutfağa doğru ilerledim. Jin hyung çalışanlara yapması gerekenleri anlatıyordu.
"Hyung? "
"Evet? "
"Şu şahit kız- "
"Bekle. "
Cümlemi bitirmeden durduktan sonra çalışanlara bişeyler daha söyledi. Ardından yanıma geldi ve beraber mutfaktan çıktık.
"Böyle şeyleri insanların yanında konuşmayalım. Şimdi söyle. "
"Şu yalancı şahit olan kız. Neydi adı? "
"Lisa. "
"Evet Lisa. Onunla konuşmak istiyorum. Numarasını bana verebilir misin? "
"Nerden çıktı şimdi onunla konuşmak? "
"Bilirsin işte teşekkür için falan. "
"Tamam o zaman. Bende numarası yok. Ama YoonGi'den alabilirsin. Nedenini sorarsa benim haberim olduğunu söyle. "
"Tamam teşekkür ederim. "
Hyungun yanından ayrılıp odama doğru yol aldım. İlerlerken de bir yandan telefonumu açmış YoonGi hyunga mesaj atıyordum. Kızın numarasını istediğimde tahmin edildiği gibi nedenini sordu. Ben de Jin hyungun haberi olduğunu söyledim. Numarayı aldıktan sonra anında tuşlayarak aradım. Birkaç kez çaldıktan sonra bir kız telefonu açtı.
"Alo? "
"Merhaba. Kiminle görüşüyorum? "
"Ben Lisa. Siz kimsiniz? "
Tamam numara doğru.
"Lisa beni tanımıyorsun. Ama ben seni tanıyorum. Adım TaeHyung. Tahminimce de şu an yanında YoonGi hyung var. "
"Evet. "
"Ona çaktırmadan yanından uzaklaş ya da benimle konuştuğunu belli etme. "
"Tamam. Başka bir odaya geçiyorum. "
"Ya da şöyle yapalım. Şu an böyle yaparsan anlar çünkü biraz önce ondan numaranı aldım. Sana bir adresi mesaj atacağım oraya gel. Biraz konuşalım. "
"Ne hakkında konuşacağız? Gelmem için size güvenmem gerekiyor. "
"Yalancı şahitliğin hakkında konuşacağız. "
"Tamam o zaman. Geleceğim. "
"O halde görüşürüz. "
Telefonu kapattıktan sonra ona sık gittiğim bir kafenin adresini attım. İçeriye döndüğümde herkes bıraktığım gibiydi. Jin hyungun yanına gittim.
"Hyung. Çok sıkıldım. Biraz yalnız başıma yürüyüşe çıkmak istiyorum. Kafamı toparlamaya ihtiyacım var. "
"Yalnız başına çıkamazsın. Jimin seninle gelsin. "
"Yanımda birisi varken kafamı toparlayamam hyung. "
"Tae bu tartışmaya açık bir konu değil. "
"Tamam. "
Salona beraber döndüğümüzde Jimin'le konuştuk. Üstümüzü giyinerek evden dışarıya çıktık. Telefonumu açarak Lisa'ya mesaj gönderdim.
"Yalnız gelemiyorum. Yanında birisi olsun. Yanımdaki kişiyi oyalaması için. Yoksa konuşamayacağız. "
Anında cevap verdi.
"Tamam. YoonGi'yi oyalamak için burada birisi var zaten. Başka bir arkadaşımla geleceğim. Orada görüşürüz. "
Telefonu kapattıktan sonra belirlediğim yere Jimin ile beraber gittik. İçerideki masalardan birine oturduktan sonra Lisa'nın gelmesini beklemeye başladım. Neyse ki Jimin Lisa'yı hiç görmemişti. Ama şöyle bir sorun da vardı ben de Lisa'yı hiç görmemiştim. Yine de görmüş gibi davranıp bu durumdan gayet güzel faydalanabilirdim. Aradan yarım saat geçtikten sonra iki kız içeriye girdi. Tam da o anda telefona mesaj geldi.
"Nerdesin? "
"İçeriye giren kızlardan hangisi sensin? "
"Sarışın olan. "
"Tamam adım Kim TaeHyung. Unutma. "
Oturduğum masadan kalkarak yanlarına doğru ilerledim. Sanki uzun zamandır arkadaşmışız gibi birbirimize sarıldık. Yanındaki kızla da tanıştım. Adının Rose olduğunu öğrendiğim kız ve Lisa'yla beraber Jimin'in yanına döndük. Anlamsız bir şekilde bize bakıyordu.
"Jimin bu arkadaşım Lalisa. Bu da arkadaşı Rose. Kızlar bu da Jimin. "
El sıkışarak tanıştıktan sonra beraber masaya oturduk. Eğer Jimin'e kızın adının Lisa olduğunu söylersem o kız olduğunu anlar diye Lisa'nın tam adını öğrenmiştim. Neyse ki Lisa isminin bir takma ad gerçek isminin Lalisa olduğunu öğrendim. Masaya oturup biraz konuştuk. Bir süre sonra Rose Jimin'e döndü.
"Jimin küçük bir şey isteyebilir miyim? "
"Tabi. "
"Lalisa fotoğraf çekmede çok kötüdür. Dışarıda beğendiğim bir yer var. Acaba yardımcı olur musun? "
"Tamam gidelim. "
İkisi masadan kalkarak dışarıya çıktılar. Anında Lisa'ya döndüm.
"Lisa ben o suçu işleyen kişiyim. Lütfen lafımı bölme ve dinle. YoonGi hyung seninle bir anlaşma yapmış anladığım kadarıyla. Benim olayımın üstü kapanmaya çalışıldı. Ancak ben bunu istemiyorum. Herkesin düzenini bu olay yüzünden bozdum. Her şeyden önce birisini öldürdüm. O yüzden senin yalancı şahitlikten vazgeçmeni ve beni şikayet etmeni istiyorum. Tamam mı? "
"Hayır. "
"Anlamadım. "
"Eğer bunu yaparsam ölürüm. Ve ölmek istemiyorum. Zaten ölmek istemediğim için sana yalancı şahitlik yaptım. Ama vicdan azabı çekiyor olman bir nebze içimi rahatlattı. YoonGi bu konuda çok ciddi. Yapamam. Üzgünüm. İnan çok isterdim. "
"Sana yardım edeceğim. Ölmemen için seni koruyacağım. "
"Şikayeti geri çektikten sonra hapisteyken beni nasıl koruyabilirsin ki? "
"Haklı. "
Gelen sesle kafamı çevirdim. YoonGi tam yanımızda duruyordu. Nasıl öğrendi? Burda olduğumuzu nerden bildi? İkimiz de ona doğru döndüğümüzde eliyle dışarıyı işaret etti. Kafamı çevirdiğimde bir kız Jungkook tarafından Rose de Jimin tarafından tutulmuş duruyordu. Lisa çığlığı basarak ayaklanmaya çalıştı.
"Jennie!! Rose!! "
Ayağa kalktığı gibi YoonGi kolundan tuttu. Ardından bana döndü.
"Senin kalbini biliyorum Tae. Bu yüzden onun arkadaşlarını aldım. Seni korumak için uğraşıyoruz ve buna engel olursan bu tatlı kızın arkadaşları hayata gözlerini yumar. "
Şaşkın bir şekilde ona bakmaya devam ederken şokun etkisinden çıkıp Lisa'ya döndüm. Ağlıyordu. Onu öyle gördüğümdeki acıyı hiçbir şekilde anlatamam.
"Tamam. Bu işi tamamen size bırakacağım. Kızları serbest bırakın. "
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Playing With Fire
Fanfiction[TAMAMLANDI] İkinci kitap Blood Sweat & Tears'a beklerim ^_^ *** "Hyung seni görmeye ihtiyacım var. " "Sorun ne? Nerdesin? " Beni daha telefonu açtığım gibi endişelendirmişti. Daha merhaba ya da alo demeden beni görmeye ihtiyacı olduğunu söylemişti...
