Bölüm 34

748 91 13
                                        

Jennie

Anlattıklarımın şokuyla hala birşey demeyen Lisa'nın yüzüne bakıyordum. Birkaç kere ona "Bir şey söylemeyecek misin? " diye sormuştum ama cevap alamayınca sustum. "İşte böyle olacağını bildiğimiz için biz sana anlatmıyoruz. " demek istedim. Yine sustum. En azından yaşam belirtisi olarak nefes alıp veriyordu. Bu da bir şeydir. Oturduğum yerden kalktım.

"Sana içecek bişeyler getireyim ben. "

"Hayır. Dur. "

Tam kapıya döndüğüm sırada sözleriyle durup tekrar ona döndüm. Sadece bildiği şey bu yalancı şahitlik olayıyken böyle davranıyorsa biz ona ailevi durumlarını nasıl anlatacaktık? Milyon dolarlık soru bu işte. Üzüleceğini hatta ağlayabileceğini göze alarak bunu ona nasıl yapacaktık?

"Bir şey istemiyorum. Sadece burda kal. "

Kafamla onayladım. Koltuğa oturmak için ilerlediğimde hala ona yakın olduğumda bileğimden tutup engelledi.

"Yanıma otur ve bana diğer şeyleri de anlat lütfen. "

"Bak Lisa normalde sana bunları anlatmam doğru değil. Önce iyi anıları hatırlaman aslında senin için iyi olur. "

"Hayır. Kötüleri duyduktan sonra iyi anılarla mutlu olmak istiyorum. "

"Eve gidene kadar bekle. Albümleri kurcalayıp hatırlamaya çalış. Beni daha fazlası için zorlama lütfen. Seni üzmek istemiyorum. "

"Unnie lü- "

"Hayır Lisa yapamam. Üzüleceğini bile bile sana daha fazlasını anlatamam ısrar etme lütfen. "

Daha fazla zorlamak yerine kafasıyla onayladı. Ardından da yavaşça bileğimi bıraktı. Ben koltuğa dönüp oturduğum sırada kapı çaldı. İçeriye Jisoo unnie ve Rose geldi. Rose yanıma otururken Jisoo unnie Lisa'nın yanına ilerleyip yatağın köşesine oturdu.

"Lisa, gelmeden önce doktorla konuştuk. Yarın taburcu olabileceğini söyledi. "

Yüzümde oluşan gülümsemeyle dönüp Rose'ye baktım. O da gülümseyerek kafasını evet anlamında salladı. Anında ona sarıldım. Bu gerçekten harika bir haber. Eve döndüğümüzde ona bütün fotoğrafları göstereceğim ve bütün güzel anıları hatırlamasını sağlayacağım. Kötü anıları ise o hatırlayana kadar bekleyeceğim. Daha fazlasını anlatmaya niyetim yok. Belki Jisoo unnie ya da Rose anlatır. Ama kesinlikle bu yükün altına girmek istemiyorum. Eğer anlatırlarsa üzüldüğünde tabiki yanında olurum. Sadece bunu yapacak cesareti bulamıyorum. Biz mutluluğumuzu paylaşırken kapı birden açıldı. Evet birden. Tıklatılmadan. İçeriye giren ise YoonGi'ydi. Onu içeriye girerken gördüğüm gibi gözlerim kocaman açıldı ve ayağa kalktım. İçeride Jisoo unnienin olması onun umrunda değildi galiba. Ona doğru hızlıca adımladım. Zaten o da bana doğru geldiğinden birbirimize ulaşmamız uzun sürmedi. Oda da çok büyük olmadığından saniyeler sürdü bile diyebilirim. Ona yaklaştığım sırada konuşmaya başladım.

"Burda napı- "

Ancak cümlemi bitirmeme izin bile vermeden hemen bana sarıldı. Kafasını da boynuma gömdü. Şaşkınlıkla ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Hatta o kadar şaşkındım ki ona sarılamadan bile. Ellerim havada kaldı. Kızlar arkamda kaldığından onların tepkisini de göremiyordum. Duyacağını düşünerek fısıldadım.

"YoonGi şu an odadayız ve Jisoo unnie burada biliyorsun değil mi? "

Cevap vermedi. Ben yine de şansımı denedim.

"YoonGi bırak beni yoksa dayak yiyeceğim. "

Yine cevap vermedi. Bir milim bile hareket etmedi. Ben onu ittirmeye çalıştım ama o da işe yaramadı. Sonunda dayanamayan Jisoo unnie konuşmaya başladı.

Playing With FireBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin