BlackPink "As If It's Your Last" şarkısı bir günde en çok izlenen k-pop MV'si oldu. Önceden bu rekor BTS'in elindeydi. Kızlar çocukları geçti. Ama kim bilir belki BTS'in ağustosta olan come back ile yine BTS rekoru ele alabilir. Bir yerde gördüm ve paylaşmak istedim. Bu bölümü de o şarkıyla okumak güzel olur. İyi okumalar.
YoonGi
Evdeki herkes sevdiği insanların peşine çıkıyordu. Jin hyung hariç. O işi için çıkmıştı. Evde kalan da HoSeok, NamJoon, Jungkook ve bendim. Hepimiz odanın içinde oturuyorduk ama kimse konuşmuyordu. Herkes telefonuyla ilgileniyordu. Birden aklıma Daegu'da Jennie ile yaşadıklarım geldi. Onu öpmeye çok yakındım değil mi? Bu barıştık mı demek oluyor? Sanırım öyle oluyor. Ya da onu öpen ben olacaktım o olmayacaktı değil mi? Bu yüzden belki de barışmadık demektir.
"Nerdesin? Konuşalım. "
Hiç düşünmeden mesaj attım. İşi olmasa gerek cevap verdi.
"Şirketteyim. Ne hakkında? Tekrar Daegu'ya gelemem. "
Bu mesaj beni gülümsetti. Gerçi onun attığı her mesaj beni gülümsetiyordu. Ona cevap vereceğim sırada Jungkook dikkatimi çekti.
"Hyung? Birileriyle mi görüşüyorsun? "
Evet. Hayır. Belki. Bilmiyorum. Aramızda ne olacağı belli değil. Bu soruya ne cevap vermem gerektiğini bilmiyorum.
"Hayır. Her insan telefona bakarken gülebilir değil mi? "
İçerde HoSeok'un olduğunu da düşünürsek söylese miydim? Ne diyorum boşver. Telefona dönelim.
"Daegu'ya gelmene gerek yok. Seoul'dayım. İstersen ben geleyim? "
Sonuçta en son gelen o oldu değil mi? Benim gitmem adil olurdu.
"Tamam. Bekliyorum. Umarım son seferki gibi önemsiz bir şey değildir. "
Cevap vermedim. Ayrıca son seferki önemsizse ben onu öpeceğim sırada neden gözlerini kapatıp beni bekledi? Sonuçta öpmemem için çabalayabilirdi. Keşke beyninin içini açıp baksam. Böyle oyunlar oynamaktan hiç hoşlanmam. Ben net bir insanım. Ne düşünürsem söylerim. İnsanlar neden böyle olamıyor?
Telefonumu cebime koyup oturduğum yerden kalktım.
"Ben çıkıyorum işlerim var. "
Salondan çıkmadan önce duyduğum son ses Jungkook'undu.
"Kesinlikle birileriyle görüşüyor. "
Bu çocuğun gözünden hiçbir şey kaçmıyor. Evden çıktım. Şirkete varmam uzun sürmedi. İçeriye girip danışmana ilerledim. İçerde garip bir hava vardı. Herkesin suratı beş karıştı. Girişte insanları karşılayan kişinin yüzünün gülmesi gerekmez mi?
"Pardon ben Jennie'yi görmeye gelmiştim. "
"Bir bitmediniz. Ne istiyorsunuz bu kızlardan? Bıktım. Sabahtan beri bıktım. "
Ben ne yaptım ya şimdi? Birden azar işitmeye başladım. Üstelik danışmadan. Hiç tanımadığım bir kadından.
"Pardon? "
"Git merdivenler çık! "
Çok zekice. Yanından hızlıca ayrıldım. Böyle deli insanları neden çalıştırıyorlar burada? Merdivenlere yaklaştığımda orada oturan Tae'yi gördüm. Kafasını eller arasına almıştı. Ne zaman Jennie'ye gelecek olsam karşıma Tae çıkıyordu. Yanına gidip oturdum. Elimi sırtına koydum. Kafasını kaldırıp bana baktı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Playing With Fire
Fanfiction[TAMAMLANDI] İkinci kitap Blood Sweat & Tears'a beklerim ^_^ *** "Hyung seni görmeye ihtiyacım var. " "Sorun ne? Nerdesin? " Beni daha telefonu açtığım gibi endişelendirmişti. Daha merhaba ya da alo demeden beni görmeye ihtiyacı olduğunu söylemişti...
