Bölüm 85

320 45 9
                                    

YoonGi

Tek başıma kaldığım otel odasında oturuyordum. Birkaç dakika önce çocukların yanından ayrılmıştım. Aniden yağan yağmur yüzünden dönmek zorunda kalmıştık. Ben de yatağımda uzanmış uyumaya çalışıyordum. İlk defa yatağa girdiğimde uyuyamıyordum. Aniden gözlerim doldu. Ağlamayı becerebilen bir insan değilim. Gözyaşları belki de bu yüzden orda duruyorlardı. Görüntü bulanıklaştı. Gözümün önüne gelen sadece Jennie'nin yüzü oldu. İkimiz de kendi yolumuzu çizmiştik. Zamanında onu bırakan ben olsam da şimdi beni bırakan oydu. Artık elleri yoktu. Ama bir yandan da vardı. Hem bana mesaj atıp beni sevdiğini söylüyordu hem de benden uzak duruyordu. Bir gece birden yanıma geliyor ama ondan önce yüzüme bakmıyor. Biten bir şeyse en azından bittiğini bilmeliyim değil mi? En azından bana bittiğini söylemeli. Bir şeyler bilmem gerekiyor. Söylemiyor. Sadece bir gidiyor bir geliyor.

Offf neden birden böyle duygusallaştım? Toparla kendini. Bittiğini biliyorum zaten. Ama sadece düşüncelerini bilmem gerek. Elime kalem ve kağıt aldım. Bütün hislerimi o kağıda uzunca yazdıktan sonra hepsine şöyle bir baktım. Biraz düzenlemeye başladım. O sırada kapı çaldı. Açtığımda karşımda NamJoon duruyordu. İçeriye geçtik. Tekrar yataktaki yerimi aldım. O da oturdu.

"Hyung uyuyamıyorum. "

"Masal mı anlatayım NamJoon-ah? "

Swag

"Hayır. Düşündüm bu saatte uyanık olabilecek birisi kim olabilir diye. Aklıma en son sen geldin. "

Aklına son gelene mi geldi yani?

"Sonra dedim ki bazen sabaha kadar oturduğu oluyor. Bu yüzden şansımı denedim. "

"Sen kahve içtin mi? Ya da banyo yaptın mı ayılmak için? "

"Kahve içtim. "

"Bir tane daha iç. "

Ayılmadığı belliydi. Saçma sapan konuşuyordu.

"Sonra içerim. Sen ne yapıyorsun? "

"Bir şarkı üzerinde çalışıyorum. "

"Bakabilir miyim? "

Elimdeki kağıdı NamJoon'a uzattım. Jennie'yi düşünerek yazdığım için bu şarkıda yardım almak istemiyordum. Tamamen benim eserim olmalı. Sonra insanlar benim yazdığımı öğrendiğinde ve Jennie'nin kulağına gittiğinde onun için yazdığımı düşünmeli.

"Jennie? "

"Hı? " diye bir sesle ona döndüm.

"Jennie için mi? Havalı. Ben de Jisoo için yazmalıyım. " diye dalga geçti.

"Jennie için olduğunu nerden çıkardın? Öylece yazıyorum sadece. "

Duygularımı açığa vurabilen bir insan değilim. Bu yüzden söylemek istemiyordum. Ama görünen o ki bariz anlaşılıyordu.

"Neyse. Uyumamız gerek. Yarın büyük gün. Bana yardım eder misin? "

Ahh bu çocuk! Beni deli ediyor.

"Saçlarınla mı oynayayım? Masal mı anlatayım? Yoksa kucağımda mı sallayayım? "

"Masal anlatma fikrini beğendim. "

Ciddi olduğumu düşünmüyordu herhalde.

"Jennie'yi anlatabilirsin. " 

"Odana git ve uyu. "

Normalde diretirdi ama bana karşı asla. Swag. Oflayarak ayağa kalktı ve iyi geceler diyerek odadan çıktı. Ben de yazmaya devam ettim. Güzel bir şarkı olmasını istiyordum. Ayrıca parçalara da bölmem gerekiyordu. Vokal ve rap, sonra da vokali ve rapi de kendi içinde grubun üyelerine bölecektim. Birkaç kez sesli bir şekilde okudum.

Aniden gözlerim doldu pat pat diye yağmur damlalarıyla
Senle dolu
Nefes alırken bile seni görüyorum

Birkaç kelime daha ekledim. Bundan sonra olan satırları da düzenledim. Sonra tekrar mırıldanmaya başladım.

Biliyorum sonuçta sen kendi yolunu çizdin
Ellerin, vücudun, ekvatordan daha sıcak olan o sıcaklığın gitti
Sürekli bu melodinin aynı yerinde, tekrar işaretindeyim

Parçanın burasını beğenmiştim ama daha devamı vardı. Üstelik nakarat kısmını daha yazmamıştım bile. Ve diğer yandan yarın için uyumam da gerekiyordu. Bu yüzden elimdeki kağıt ve kalemi komidinin üzerine bıraktım. Gözlerimi kapattım. Benim için zaten uyumak her zaman kolay olmuştur.

Sabahın erken saatinde hep beraber kalktık. Hazırlanmak gerçekten uzun sürüyordu. Giyeceğimiz takımlar hazırdı. Makyajımız yapılacaktı. Jin hyung bir ara ceketini kaybetmişti. Kendi işimle meşgul olduğumdan bulup bulmadığını da bilmiyordum. Planlar arasında da yarın dönmek vardı. Çünkü Kore'de de bulunmamız gereken sahneler vardı. İşin kötü yanı da aramızda İngilizceyi en iyi bilen hatta tek düzgün bilen NamJoon olduğu için o yanımızda olmadığı zamanlar kimseyle konuşamayacak olmamızdı. Sanırım biri konuştuğunda sadece gülmemiz ve kafa sallamamız yeterli olacaktır.

Biz hazırlanırken Jimin de bir yandan video çekiyordu. Herkesin hazırlıkları bittiğinde dışarda bizi bekleyen arabaya bindik. Ve nedense kimsede bir gerginlik yoktu. Hepimiz gayet rahattık. Ta ki araba oraya varana kadar. Arabadan indiğimiz gibi bizi arkamızda birçok hayran karşılamıştı. Bu kadar insanın bizi desteklediğine inanamadım. Onlara selam verdikten sonra hep beraber fotoğraf için ilerledik. Hepimiz sırayla dizildikten ve birkaç poz verdikten sonra sırada ödül öncesi yapılan konuşmalarda yer almak vardı. Bize sıra geldiğinde birkaç röportajda bulunduk. Her şey çok hızlı ilerliyordu. Ve içimdeki heyecan gittikçe büyüyordu. Konukların belirli yerleri vardı. İçeriye geçip koltuklarımıza oturduk. İlk sahne Nicki Minaj'ındı. Etrafımda takip ettiğim, şarkılarını dinlediğim birçok insan duruyordu. Bu gerçekten inanılmaz bir histi. Üstelik lavaboya gittiğim sırada tam yanımdan Lil Wayne'nin geçtiğini görmek bile inanılmazdı.

Bütün gece eğlendikten sonra sıra bizdeydi. Nefeslerimizi tutmuş kimin kazandığını söylemeleri için bekliyorduk. Burada olmak bile bizim için büyük bir şeydi. Ödül alamasak bile burda olduğumuz için mutlu olurum. Ama ödülü alırsak daha da mutlu olurum.

"Ve ödülü kazanan... BTS!! "

Adımızı duyduğumuz gibi ayağa kalkarak birbirimize sarıldık. İşte bu insanlık için küçük bizim için büyük, hayır herkes için büyük bir adımdı. Sahneye çıktığımızda NamJoon ortaya geçti ve konuşmayı yaptı. Bizi gören herkes dişlerimizi görebilirdi. 32 diş önümüze bakıyorduk. Konuşma bitikten sonra arka tarafa doğru ilerledik. YouTube kanalımız için çekilen videoda hepimiz bir şeyler söyledik. Kalbim şu an ağzımda atıyordu. Elimizde resmen bir Billboard ödülü duruyordu. Twitter şu an bizimle çalkalanıyordu. Ve biz daha yeni çıkış yapmış bir gruptuk. Bu kadar insanın bizi destekliyor ve seviyor olması inanılmaz. Ve bu ödülü kazanmakla ne kadar minnettar olduğumu düşünüyordum. Bundan sonra çok daha iyi bir şekilde devam etmeliydik. Bunun karşılığını vermeliydik. Ve vereceğimize de emindim.

Playing With FireHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin