YoonGi
Hepimiz emniyet merkezinde Tae'nin soruşturmasını bekliyorduk. Ne olduğunu kimse söylememişti. Adam öldürme olayından şikayet edildiği bildiğimiz tek şeydi. Hepimiz bunun iki hafta önceki olay olup olmadığını merak ediyorduk. Yaklaşık bir saat sonra elinde kelepçelerle sorgu odasından Tae çıktı. Herkes başına giderken ben uzaktan ona bakıyordum. Onu böyle görmek içimde bir şeyleri öldürüyordu. Öz kardeşimin hapise girmesi gibi bir şeydi. Ancak daha hapise girip girmeyeceğini bilmiyorduk. Bizimkilerin arasından ayrılıp nezarethaneye götürdüler. Şanslı olduğumuz şey ziyaret saatinin on dakika sonra olduğuydu. Neler döndüğü hakkında fikri olmayan biz her şeyi artık öğrenebilirdik. Ama görüşme saatini beklemektense oradaki polislerden birisinin yanına gittim. Olayla ilgilenen kişinin adını öğrenip onu buldum. Kapısının önüne geldiğimde kapıyı tıklatıp içeriye girdim.
"Merhaba efendim. Sizinle bir şey hakkında konuşmak istiyorum. "
"Buyur içeri gel evlat. "
İçeriye geçip arkamdan kapıyı kapattım. Koltuklardan birisine oturdum.
"Şey bugün sorguya aldığınız kişi Kim TaeHyung. Kendisi benim kardeşim gibidir. Ve ben olay ne bilmiyorum. Öğrenebilir miyim? "
"Evet o konu. Sorguda sizin olaydan haberiniz olmadığını söyledi. Bugün birisi aradı polis merkezini. Elinde kanıt olduğunu ve iki hafta yaşanan bir olayda içeriye giren kişinin yanlış kişi olduğunu söyledi. Biz de kanıtı istedik. Elinde ses kayıtları vardı. Sonra olaya şahitlik yapan kızı bulmak istedik ancak o kız da hafıza kaybı yaşadığından olay hakkında konuşamadı. Yani evlat senin kardeşin iki hafta önce bir cinayet işlemiş. "
Ağzım açık söylediği her şeyi dinledim. Elinde kanıt olan kim olabilirdi ki? Üstelik ses kaydıyla. Lisa olamaz polisin dediği gibi hafızası yerinde değil. Yoksa o gün başka bir kişi daha mı olayı gördü? Ölen adamın sevgilisiyle konuştuk. O olayı kapatacağını söyledi. O da olamaz. Üçüncü bir tanık olmalı.
"Pardon ses kaydını dinleyebilir miyim? Hala kardeşimin böyle bir şey yaptığına inanamıyorum da. "
Bir anlık tereddüte düşse de kabul etti. Telefonunu çıkartıp ses dosyasına tıklayıp sesi sona açtı. Ben de dinlemeye başladım.
"Sırf eski sevgilisi için iki hafta önce bir adamı bıçaklayan biri için çabuk yeni birinden hoşlanmaya başlamışsın. Yanılıyor muyum? "
"Ben o adamı eski sevgilim için değil bir kadına el kaldırdığı için bıçakladım. Ve anlık bir sinirdi. Böyle olacağını tahmin etmemiştim. "
"Tahmin ettin ya da etmedin. Sonuçta senin yüzünden birisi öldü! "
Konuşan kişinin sesi çok tanıdık geliyordu. Ama bir türlü çıkartamıyordum. Sonuçta insanların normal sesleriyle ses kaydından sesleri farklı oluyor. Polisin haberi vardır ama değil mi kim olduğundan?
"Bu kişinin kim olduğunu biliyor musunuz? Sesi bana çok tanıdık geliyor. "
"Evet biliyorum. Ama şikayet eden kişi özellikle adının söylenmemesini istedi. O yüzden söyleyemem. "
"Peki her şey için teşekkür ederim. "
Odadan çıktım. Kim olabilir? Sesi bu kadar tanıdık bir kız kim olabilir? Yavaş adımlarla çocukların yanına döndüm. Ses kaydında konuşan kişi kesinlikle Tae onu biliyordum. Bu yüzden görüşme saatinde benim onunla konuşup bunları ne zaman ve kime söylediğini bilmem gerekiyor. Ben gidip gelene kadar beş dakika geçmişti. Döndüğümde de herkes kimin Tae ile kimin görüşeceği konusunda tartışıyordu. Yanlarına gittim.
"Tae'yle benim konuşmama izin verin. "
Hepsi önce bana sonra birbirine baktı. Ardından Jin hyung konuştu.
"YoonGi benim gitmem daha iyi. "
"Hayır. Ben gideceğim. Artık seni dinlemeyeceğim. Her şey senin yüzünden berbat oldu. O kızlar senin yüzünden acı çekti. Tae senin yüzünden vicdan azabı çekti ve bizi bıraktı. Hala onunla görüşüp onu başka bir örtbas olayıyla kurtarmak istediğine eminim. Ama artık seni dinlemeyeceğim. Görüşmeye ben gireceğim. Sen kendi şirketinle ilgilen artık. Kendi işine bak. "
Bir anlık sinirle içimdeki her şeyi kustum. Kısa bir süreliğine pişman olsam da yine de içim rahatlamıştı ve ben haklıydım. NamJoon o gün onu aramak yerine sakin kafayla düşünüp beni arasaydı belki başka şeyler olabilirdi. Ama böyle gelişti işte. Artık yapabileceğimiz bir şey yok. Tartışmamızı bölen polisin sesi oldu.
"Görüşecek kişi kim? "
Bir şey söylemeden polisin yanına doğru ilerledim. Beni sorgu odasına götürdü. Kısa bir süre sonra da Tae geldi. Karşıma oturdu. Saatler içinde solmuştu.
"Tae biliyorum kötüsün ama sana bir şey sormam gerekiyor. "
"Kötü değilim. Hak ettiğim yerdeyim. Bu yüzden vicdanım rahat. Ben iyiyim hyung. Gerçekten. Hapise gitsem de iyi olacağım. "
"Biliyorum. Başından beri istediğin şey buydu. Ben sadece bir şey açığa kavuşturmak istiyorum. Sabah Jennie ile olan kavganızı üstten anlatmıştın bana. Bu konuyu açtığını söyledin ama neler dediğini söylemedin. Neler söyledi? "
"Tek hatırladığım senin yüzünden birisi öldü dediği. "
Ses kaydında da öyle bir söz vardı. Tahmin ettiğim şeyin gerçekleşmesinden korkmama rağmen sanırım bu olacak.
"Peki sana eski sevgilisi için birisini vuran biri için çabuk sevmeye başlamışsın gibi bir şey söyledi mi? "
"Evet. Söyledi. Ama sen nerden biliyorsun? "
"Kahretsin! Konuşmalarınızı ses kaydına almış. Seni şikayet eden kişi Jennie. "
"Ne?! Ben Jisoo diye düşünmüştüm. "
"Neyse bunları boşverelim şimdi. Sen iyi ol yeter. "
"İyiyim hyung. Merak etme. Böylesi herkes için daha iyi. "
Başımla onayladım. Jennie'yle konuşmak artık saçma olacaktı. Çünkü Tae durumundan memnun. Artık o kızlarla konuşmanın bir anlamı da kalmayacaktı. Sinirden resmen köpürüyordum. Böyle bir şeyi nasıl yapabilir? Nasıl cesaret edebilir? Sanırım artık yollarımız tamamen ayrılacaktı. Sürenin bitmesiyle Tae sarılıp odadan çıktım. Bizimkilerin yanına döndüm. Duyduğumuz haberlere göre yarın mahkeme vardı. Bu yüzden hepimiz karakolda sabahladık. Sabah saat 8.00'de beraber mahkeme salonuna gittik. İçimizdeki ses Tae'nin tutuklu yargılanacağını biliyordu ama hiçbirimiz buna inanmak istemiyordu. Tuttuğumuz avukatın açıklamalarını dinledikten sonra sıra karşı tarafın açıklamalarını dinlemeye gelmişti. Her iki tarafı dinleyen hakim sonunda kararı açıklamaya hazırdı. Heyecanla bekliyorduk.
"Karar açıklanmıştır. Sanık Kim TaeHyung'un 20 yıl hapis cezası almasına karar verilmiştir. "
Gözlerimizden akan yaşlara engel olamadık. Biz arkasından göz yaşları dökerken Tae elinde kelepçelerle arabaya bindirilip götürülüyordu. Bundan sonra Tae yanımızda olmayacaktı. 20 yıl kadar.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Playing With Fire
Fanfiction[TAMAMLANDI] İkinci kitap Blood Sweat & Tears'a beklerim ^_^ *** "Hyung seni görmeye ihtiyacım var. " "Sorun ne? Nerdesin? " Beni daha telefonu açtığım gibi endişelendirmişti. Daha merhaba ya da alo demeden beni görmeye ihtiyacı olduğunu söylemişti...
