Jennie
Evde her birimiz oturmuş telefonlarımızla uğraşıyorduk. Lisa hala gelmemişti ve aramalarımıza da cevap vermemişti. Bu beni endişelendiriyordu. Buna rağmen Jisoo unnie çok rahat görünüyordu. Belki de endişesini belli etmemeye çalışıyordu. Daha fazla dayanamadım ve kalktım.
"Ben Lisa'yı arayacağım. "
Jisoo unnie hemen bana döndü.
"Koskoca şehirde nasıl bulmayı düşünüyorsun? Saçmalama. "
"Gidebileceği bir yer tahmin ediyorum. "
Arkamı dönüp odadan çıkacaktım ama kolumdan tutup beni engelledi. Önce kolumu tutan eline sonra da ona döndüm. Sinirlenmişti. Yüzünden belli oluyordu.
"Otur Jennie. O seçimini yaptı. Kime gittiği önemli değil. Artık bizimle olmak istemiyorsa bu onun seçimi. Zaten sular yeni duruldu. Birisi seni görmesin. "
"Nasıl bu kadar rahat olabiliyorsun? Lisa bir kız ve dışarda tek başına. "
"Tek başına olmadığını sen de ben de biliyoruz. En azından bir evin içinde olduğu için endişe duyacak bir şey yok. "
Kolumu bırakıp yerine oturdu. Ben de öylece bakakaldım. Odama çıkmaya karar verdim. Kapının çalmasıyla koşarak oraya gittim. Şu an odaya çıkmaktan daha önemli olan tek şey gelen kişinin Lisa olduğunu düşünmemdi. Ve düşündüğüm gibi oldu. Kapıyı açtığımda onu görünce anından sarıldım. O da bana sarıldı. Elinden tutup içeriye getirdim. Jisoo unnie kafasını kaldırıp bakma gereği bile duymadı. Rose onun aksine benim gibi cana yakın davranmıştı. İçerdeki gerginliği bozmak için Jisoo unnienin yanına gidip onu dürttüm. "Ne var? " der gibi bana döndü.
"Lisa gelmiş unnie. "
"Hoşçakal demeye gelmiştir. " dedi soğukkanlılıkla. Lisa onu dinlemediği için hala sinirliydi.
"Özür dilemeye geldim. " diyen Lisa'yı duyunca hemen kafasını kaldırıp alaycı bir gülüşle karşılık verdi. Ayağa kalkıp onun önüne geçti.
"Yar seni kabul etmedi mi? " deyip güldü. Lisa ise üzgündü. Zaten geldiğinde de moralinin bozuk olduğu belliydi. Unnienin böyle yapması onu daha da üzüyordu.
"Bakalım ben seni kabul edecek miyim? "
"Kardeşler birbirlerini affeder. " dedi üzgün sesiyle. O böyle oldukça ben de üzülüyordum. Ama karşısında direten bir abla vardı.
"Sen bu akşam kardeşlerini bıraktın diye hatırlıyorum. Senin bir ailen yok artık. "
Lisa ağlamaya başladı. Gerçekten böyle taş kalpli nasıl olabiliyor şaşıyorum.
"Neden ağlıyorsun Lisa? Bunu sen istedin. İnsan istediği bir şey gerçekleşince sevinir, ağlamaz. "
Lisa'nın üzgünlüğü üstüne bir de sinir geldi. Bu sefer ağlarken bağırmaya başladı.
"İstediysem istedim! Ne var bunda?! Ben hata yaparken yanımda olmayacaksanız normal günlerde yanımda olmanızın ne anlamı var?! Geldim işte burdayım! Asıl önmeli olan bu değil mi?! Ben de sevmek istedim birisini! Ben de sevilmek istedim! Yanlış kişi diye tutturdun! Ne zaman sevdiğimiz insanlar doğru olur ki?! Senin Jin'le beraber olman doğru muydu da beni yargılıyorsun?! Kahretsin! Bu kadar istiyorsan çıkarım gruptan da şirketten de! "
Yanına gidip Lisa'yı aldım. "Hadi gel biraz dinlen. " diyerek belinden kavradım. Odasına doğru yürürken Jisoo unnieyi ve Rose'yi orda bırakmıştık. Hala ağlıyordu. Kapıyı açıp içeriye girdik. Onu yatağına yatırdım. Ben de yanına oturdum.
"Üzülme. Her şey yoluna girecek. Sabah olduğunda bu unutulur bile. "
Başını salladı. Artık ağlamıyordu. Ağladıktan sonra gelen o güzel uykuya bırakmaya karar verdi kendini. Ben de çıktım. Salona geri döndüğümde ikisi de başlangıçtaki gibi oturmuş telefonla oynuyordu. Gidip Rose'nin yanına oturdum. Bana döndü. Sessiz bir şekilde "Bir şey konuştunuz mu? " diye sordum. Kafasını sağa ve sola salladı.
"Ben yatıyorum. Bu olay umarım sabaha bitmiş olur. "
"Benim suçum yok. İkiniz de bana öyle bakmayı kesin. Laf sokmayı da. "
Yanına oturdum. Sakince konuşmak istiyordum.
"Tae onu seviyor, o da Tae'yi. Bu yaptıkları gayet normal. Beni hatırla. YoonGi ile beraber olmama kızmana rağmen seni dinlemiyordum. Ona kızma. Akışına bırak. Her şey düzelir. Belli ki Tae de istememiş onunla beraber olmayı. Biz ablaları olarak yanında olalım. Şimdi ben yatmaya gidiyorum. Hepinize iyi geceler. "
Oturduğum yerden kalktım. Böyle anlamlı konuşmalar insanları etkiler. Odama doğru ilerledim. Kapıyı açtım. Tek istediğim biraz uyumaktı. Çıkartacağımız yeni şarkı için yarın sete gitmemiş gerekiyordu. Bu şarkı için heyecanlıydım. Hayranların da bizi heyecanla beklediğine emindim. Işığı bile açma gereği duymadım. Telefon flaşıyla mutlu düşüncelerle yatağıma ilerledim. Ve rahatça uzandım.
"İyi geceler prenses. "
Sesi duyduğum gibi ayaklanmam bir oldu. Yanımdaki gece lambasını açtığımda karşımda oturan yüzüyle karşılaştım. Kafayı mı yedi? Odamı nerden biliyordu? İçeriye nasıl girdi?
"Camını açık bırakmamalısın. Hırsızların girebilmesi kolay olur. "
Ben sormadan kafamdaki bir soruyu cevapladı bile. Beynimin içini her zaman okuyabiliyordu. Bazen onun gerçekten insan olmadığını düşünüyorum.
"Salonunuz da dışardaki camlardan görünüyor. Odadan ilk senin ayrıldığını görünce ışık gelen yere bakmam yeterliydi. "
İkinci soruyu da cevapladı. Nasıl beceriyor?
"Bu arada aklını falan okumuyorum. Benim de odama biri girerse içimden soracağım soruları cevaplıyorum sadece. "
Çok sağol rahatladım.
"Uyuyacağım. "
"Tabi insanlar uyumak için yatağa yatar. "
"YoonGi gerçekten gitmeni istiyorum. "
"Uyuyabilirsin. Ben yokmuşum gibi davran. Seni biraz izleyip gideceğim. "
Ahhh beni deli ediyor. Buna izin vereceğimi mi sanıyor?
"Çık. Yoksa bağırırım. "
"Yapabileceğini sanmıyorum. "
Ağzımı açmamla üstüme atlayıp eliyle ağzımı kapatması bir oldu. Gözlerim kocaman açıldı. Üzerimde neredeyse 60 kiloluk bir yük olmasını saymıyorum bile. Dizlerinin üzerinde durup sonunda ağırlığını çekti ama ağzımı hala kapatıyordu. Ellerimle elini tutup ağzımdan çektim.
"Ne yaptığını sanıyorsun? Kalk üstümden! "
Gözlerimin içine bakıyordu ve hala aynı şekildeydi. Ben ise gözlerimi ondan uzak tutuyordum.
"YoonGi gerçekten kalk ve git. Bağırabileceğimi biliyorsun. "
Kafasını aşağı yukarı sallayıp üstümden kalktı. Sonunda rahatlamıştım. Pencereye doğru ilerlerken arkasına döndü. Ben de gitmesini bekliyor ve ona bakıyordum.
"Bu arada biraz önce bana borçlu olduğun öpücüğü alamadığım için borcunu iki tane yapıyorum. "
@RoseChim04v #dayan gerçekten çok çok az kaldı 😄

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Playing With Fire
Fiksi Penggemar[TAMAMLANDI] İkinci kitap Blood Sweat & Tears'a beklerim ^_^ *** "Hyung seni görmeye ihtiyacım var. " "Sorun ne? Nerdesin? " Beni daha telefonu açtığım gibi endişelendirmişti. Daha merhaba ya da alo demeden beni görmeye ihtiyacı olduğunu söylemişti...