Lisa
Jungkook'un söyledikleri beynimin içinde tekrarlanıp duruyordu. Ve tekrarlandıkça sinir katsayım artıyordu. Evden çıktığımda arabaya binmek yerine yürümeyi tercih etmiştim. Ancak bu kötü bir tercih olmalı ki biraz ilerlediğimde gazetecilerle karşılaştım. Hızlıca yanlarından ayrılmak istiyordum ama bu mümkün değildi. Çok fazlalardı ve flaşların patlamasından dolayı önümü bile göremiyordum. Hepsinin ağzından sözler dökülüyordu ama aynı anda konuştukları için bir şey anlayamıyordum. Şu an burdan kurtulmak için her şeyi yapabilirdim.
Sorulan hiçbir soruya cevap vermiyordum. Şirketle konuşmadan hiçbir soruya cevap veremezdim. Kurtarıcım da Jennie unnie oldu. Az ilerde duran arabayı gördüğüm gibi yüzüm güldü. İçinden çıkan korumalar yanıma gelip beni ortamdan uzaklaştırdı. Arabaya bindiğimde artık rahatlamıştım. Jennie unnieye döndüm. Teşekkür ettikten sonra cama doğru döndüm. Hızlıca oradan uzaklaşırken telefonum çaldı. Ve arayan tahmin ettiğim gibi menajerdi.
"NEREDESİN?! ÇABUK ŞİRKETE GEL! "
Bunu söylemek için bağırmasına gerek yoktu ama sinirli olduğu belliydi. "Tamam geliyorum. " diyerek telefonu kapattım. Derin bir nefes aldım. Anlaşılan o ki büyük azar işitecektim. Henüz Daegu'daydık. Bu yüzden Seul'a varmamız biraz sürecekti. Kafamdakileri dağıtmak için kulaklığımı taktım. Gözlerim kapattığımda Jungkook'un o sinirli yüzü gözümün önüne geliyordu. Daha da sinirleniyordum. Onu kullanacak bir kız mıyım ben? Öyle biri miyim? Anlamıyorum. Müziğimi bozan da onun araması oldu. Sanırım onu fazla düşündüğümden oldu bunlar. Telepati gibi bir şey. Aman ne saçmalıyorum. Ne telepatisi? Bir süre telefona baktım. Sonra da kendi kendime kapandı.
"Neden açmadın? Jungkook'a gittiğimiz için heyecanlıydın. "
"Biraz tartıştık. "
"Bari aç da özür dilemesine izin ver. Eğer tartıştıysanız bir tarafın özür dilemesi gerek değil mi? Telefonlarını açmazsan kendini nasıl affettirebilir ki? "
"Bana onu kullandığımı söyledi. Ben böyle bir kız değilim unnie. Yani bilmiyorum gururum incindi. "
"Lisa Jungkook seni seviyor biliyorsun. O sözleri isteyerek mi söyledi sence? İnan bana Jungkook'u Tae'ye tercih ederim. Böyle şeyler olur. Zaten eninde sonunda konuşacaksınız. Naz yapmanın bir anlamı yok. "
"Peki ya ben Tae'yi Jungkook'a tercih ediyorsam? "
"Bu söylediğim için kusura bakma ama o zaman Jungkook haklı oluyor. Bunca zaman boyunca seni karşılıksız sevdi. Sen de bunu bildiğin halde onunla yakındın. Şimdi Tae çıkmasaydı onu yirmi yıl bekleyecek miydin? Ya da Tae'yi tercih ediyorsan Jungkook için neden o kadar heyecanlıydın? Kalbini toparla artık. İkisinden birini seçeceksin ya da ikisini de seçmeyeceksin. "
Söylediklerine cevap vermek yerine tekrar müziğime geri döndüm. Jungkook'a baktığımda beni YoonGi'den kurtaran o çocuğu görüyorum. Tae'ye baktığımda da vicdanlı bir erkek görüyorum. Birisinin yanında kendimi güvende hissediyorum diğerine ise güveniyorum. Tae gerçekten çıkmasaydı onu yirmi yıl bekler miydim? Yoksa Jungkook'la mı olurdum? Hastahaneden çıktığımdan beri Tae yanımda olmuştu. Jungkook ise daha çekingen olduğu için yanıma sadece bir kere gelebilmişti. Her şey ne ara bu kadar gelişti? Diğer yandan Jungkook'la bir daha görüşürsem beni öldürecekler. Herkes bu konuyu konuşmaya başladığından beri Jungkook ve beni takip edecekler. Ama Tae ile görülürsem de bu sefer de insanların gözünde daha kötü biri olacağım. Sanırım ikisine de veda etmek en iyisi olacak. Ahhh neden bu kadar zor?
"Lisa hadi. Ben senin yerinde olsam kulaklıkları çıkartmazdım. Büyük azar işiteceksin. "
Haklıydı. İçeriye adım atmamla bir bağırma duyacağımdan eminim. Bir idol olmak da nerden çıktıysa anlamıyorum. Otur evinde çalış derslerine. Ne güzel üniversiteye de gidiyordum. Yok. Tutturdum idol olacağım diye. Şimdi ye azarı bakalım.
Yavaş adımlarla arabadan indim. Şirketin önü gazetecilerle kaynıyordu. Bunda abartacak ne var bu kadar? Habersiz mi kaldınız da bana gelip duruyorsunuz? Alı üstü bir erkekle görüldüm bunda abartacak bir şey yok. Belime gelen korumanın eliyle hızlı bir şekilde içeriye girdim. Aslında menajeri karşımda görmeyi bekliyordum ama yoktu. Jennie unnie diğer kızların yanına dans pratiği yapmak için odaya gitti. Ben de menajerle konuşmak için onun odasına doğru ilerledim. Kalbim deli gibi atıyordu. Korkuyordum. Neden bu kadar korktuğumu da bilmiyorum. Tamam Lisa sakinleş. Ucunda ölüm yok. Sadece sana bağıracak sen de özür dileyeceksin bu kadar. Sonra bir basın görüşmesi ayarlanır her şeyi yalanlarsın. Bir de Jungkook'la bir daha görüşmem yasaklanır. Daha kötü ne olabilir ki?
Kapıya geldiğimde derin bir nefes alıp verdim. Kapıyı tıklattığımda içerden gelen "Gel. " sesiyle kapıyı açtım. Başımı aşağıya eğip yere bakarak içeriye girdim. Bu vücut dilinde özür dilerim demek oluyor. İçeriye girdiğim gibi eğilip selam verdim.
"Gel Lisa otur. "
Tamam şu an her şey gayet iyi. Kızmadı ya da bağırmadı. Demek ki siniri biraz olsun geçmiş. Derin bir nefes daha. Bugün aldığım derin nefesler beni bitirecek. Masanın önündeki koltuğa oturdum. O konuşmadan ben başladım.
"Ben gerçekten özür dilerim. Onların orada olabileceğini tahmin edemedim. O sarılma da arkadaşçaydı. Gerçekten aramızda bir şey yok. Bunu basına da açıklayacağım. Çok özür dilerim. "
"Sakin ol. "
Ha? Beni şaşırtıyor gerçekten. Kafasına taş mı düştü noldu?
"Sen gelmeden önce CEO'yla bir konuşma yaptık. Bu konuda bir karara vardık. "
Kalbim daha da atıyordu. Kesin ölmeme karar verdiler. Bitti hayatım bitti. Ya da bir daha sahneye çıkmama izin vermeyecekler. Gruptan ayrılıyorum kesin.
"Nedir kararınız? "
İçimde fırtınalar kopsa da sakin bir şekilde soru sormayı başarabildim. İşte benim oyunculuk yeteneğim.
"Sen o çocukla görüldüğünden beri internet bu konuyla çalkalanıyor. En çok aranan grup ismi BlackPink oldu. En çok aranan isim de senin ismin oldu. "
Vay. Bunu beklemiyordum. İşte grubu popüler yaptım o yüzden gruptan atılamam değil mi? O zaman bu şıkkı eledik. Geriye diğer şık kaldı. Ölecek miyim?
"Evet? "
"Eğer o çocukla sevgili olsaydınız bu oran azalacak. Çünkü herkes sonucu öğrendiği için artık bu konuyla ilgilenmeyecek. Ama eğer o çocukla daha fazla görüşürsen bu oran daha da artacak. "
Yapmayın daha bu sabah kavga ettik.
"O çocukla daha fazla görüşmen gerekiyor. Ama şöyle bir şey de var ki. "
"Kalbime inecek şimdi bitsin artık bu konu lütfen. "
"İşin sonunda eğer sevgili olmadığınız ortaya çıkarsa bu yine bir düşüş demek. Biraz şüphe uyandırdıktan sonra herkes sizi desteklemeye başladıktan sonra sevgili olmanız en doğrusu olacak. "
Efendim? Pardon? Harika! Ben Tae ve Jungkook arasında seçim yapmaktan kurtulayım diye canım kaderim benim yerime seçim yapıyor. Süper!
"Ama bu- "
"Bu şu an en mantıklı çözüm Lisa. Ortaya bir şey attın ve bunun sonucu bu olacak. Senin için cezaysa cezanı çekeceksin. Ödülse ödülünü yaşayacaksın. Çıkabilirsin. "
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Playing With Fire
Fanfiction[TAMAMLANDI] İkinci kitap Blood Sweat & Tears'a beklerim ^_^ *** "Hyung seni görmeye ihtiyacım var. " "Sorun ne? Nerdesin? " Beni daha telefonu açtığım gibi endişelendirmişti. Daha merhaba ya da alo demeden beni görmeye ihtiyacı olduğunu söylemişti...
