Jimin
İçim içimi yiyordu. Bütün yolculuk boyunca otele gelene kadar aklımdan çıkmamasını geçtim şu an Billboard umrumda bile değildi. Geri dönüp onu bulmak istiyordum. Bıraktığım yerde olduğuna eminim. O arazide kim olsa kaybolurdu. Aklımda bitmek bilmeyen sorular vardı. Acaba nerde? Bulundu mu? Geceyi nerde geçirdi? Ne yedi? Aç mı? Susuz mu? Başına bişey geldi mi? İyi mi? Bitmek bilmeyen sorularıma içimi rahatlatacak bir cevap arıyordum. Daha yeni ona benimle gelmesini teklif etmiştim. Ama şimdi o yoktu. Kayıptı. Kimse de haber vermiyordu. Belki telefonunu şarj edecek bir yer bulmuştur diye son bir kez aramaya karar verdim. Telefondan numarasını bulurken bile ellerim titriyordu. Numarasının üstüne basıp kulağıma götürdüm. "Aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor. " diyen kadının sesini duymak istemiyordum. Gözlerimi kapattım. Ve çalma sesini duydum. Mutlulukla açıldı gözlerim. Birkaç kez çaldıktan sonra sesini duyduğumdaki o rahatlama hissini anlatabilmem için hiçbir kelime bulamıyorum.
"Alo? "
"Rose nerdesin? Seni çok merak ettim. "
"Merak edecek birşey yok. İyiyim. "
Tam ağzımı açıp konuşacaktım ki arkadan bir ses geldi. ERKEK SESİ.
"ChaeYoung-ssi benden küçük olduğuna göre sana direk ChaeYoung-ah diyebilirim değil mi? Bu durumda senin de bana oppa demen gerekiyor. "
Anlamadım?! Oppa?! OPPA?!! Tamam sakinleş belki başka bir ChaeYoung'dur. Değil mi? Ve başka bir cümle daha.
"Telefonla konuştuğunu görmedim özür dilerim. "
Biz ayrıldık diye bu kadar çabuk sevgilisi olmak zorunda mı?! Üstelik benimle şirket yüzünden ayrılıyorsa nasıl şu an sevgilisi olabiliyor?!
"Orda mısın? " diye sordu.
"Burdayım ve bazı kötü sözler duydum. Oppa gibi mesela. Yanındaki kim ChaeYoung-ah?! "
Bunu söylerken ChaeYoung-ah kısmına dikkat çekmek için farklı bir ses tonuyla söyledim.
"Kapatmam gerekiyor. Bay bay. " diyerek yüzüme kapattı. Soruma cevap vermeden hem de!! Burdan uçağa binip, oraya gidip, onları bulup, o çocuğu bir güzel pataklayıp sonra da Rose'nin kolundan tutup sadece ikimizin olabileceği bir yere gitmek istiyordum. Bu içimdeki his çıkmıyordu. Beni yedikçe yiyordu. Tüm sinir hücrelerimde hissediyordum. Dokunsalar patlayacak pimi çekilmiş bir bomba gibiydim. Elimdeki telefonu hiddetle yere fırlattım. Onu parçalara ayrılmış olarak görmek sinirimi bir nebze azaltmıştı. Ama sadece bir nebze. Bişeyler yumruklamak istiyordum, ortalığı yıkmak istiyordum.
"Hyung? "
"NE VAR!! " diyerek Jungkook'a döndüm. Birden geri çekildi. Aramızda sinirli hali en kötü olan bendim ama şu an bu umrumda bile değildi. Endişeyle gelen sesi kısılmıştı.
"Ben sadece iyi misin diye soracaktım. "
"Değilim!! Oppaymış! Ben sana gösteririm oppayı!! Sen kimsin de Rose sana oppa diyecek ha?!! Ne sanıyorsun kendini!! Hem sevgilisi olan bir insana nasıl böyle şeyler söyleyebilir?!! O KIZ BENİM SEVGİLİM!! "
Bağırmamdan dolayı endişelenen yüzünü görebiliyordum ama şu an umrumda bile değildi. O aptal çocuğun sesi beynimin içinde tekrarlanıp duruyordu. Oppa deyişi beynimi deliyordu.
"Hyung Rose ve sen ayrıldınız. "
"Hayır! "
Ne dediğimi bile bilmiyordum. Sadece bu içimdeki hisleri dışarı atmam gerekiyordu. Derken kapıdan içeriye Billboard aşığı Bay NamJoon adım attı.
"Noldu? Sorun ne? " diyerek endişeyle bakıyordu. Sorun senin şu aptal Billboard kadar bizi düşünmemen! Tamam Jimin kendine gel. Billboard'dan bahsediyoruz. Aptal değil bu mükemmel ötesi bir olay. O kadar da ileri gitmemeliyim.
"Sorun ne söyleyeyim! Sorun sen sırf Bang PDnim'den azar işitmemek için bizi geri getirdiğin için ben sevgilimi kurtaramadım! Ve biri birden sevgilimin kahramanı olmuş! Anladın mı?! "
Ahhh bundan nasıl kurtulacağım?! Beyin ameliyatı? İyi olabilir.
"Tamam Jimin sakinleş. Biraz hava alalım. "
Kendimi ilk defa bu kadar kötü görüyordum. Ama Rose'nin başkasıyla olma düşüncesi beni öldürüyordu. Gerçekten yeter. Sakinleşmem gerekiyor. Kendine gel. Bununla baş edebilirsin. Her şey normal. Bunlar gayet normal şeyler.
"Hyung hadi gel. "
Jungkook'a döndüm.
"Ben NamJoon hyungla çıkmak istiyorum. Senin için sorun yoksa. "
"Yeter ki sakinleş. "
NamJoon hyungla beraber otelin barına doğru ilerledik. Bir şeyler içmek istiyordum. Ne olursa. Boş masalardan birine oturduk. NamJoon hyung içecekleri söyledikten sonra konuşma zamanı gelmişti. Genelde bir sorunum olursa kendi başıma hallederdim ama şu an yanımda o vardı.
O "Anlat bakalım. " dedikten sonra her şeyi anlattım. Güzelce dinledi. NamJoon hyung zaten her zaman iyi bir dinleyici olmuştur.
"Jimin-ah kendine gel. Bunun için bu kadar sinirlenmene gerek yok. Kız hayatına devam ediyor. Sen de etmelisin. "
"Ne yani benim de mi sevgilim olsun? "
Güldü.
"O anlamda söylemedim. O hayatına birisiyle devam ediyorsa sen de hayatına bizim hayranlarımızla devam edebilirsin. Daha yeni çıkış yapmış bir grup olarak yanında biri olmasa daha iyi olur. Hem bırakalım şu içkileri. Yarın Billboard'u kazandığımızda o zaman kutlama yapmak için içeriz. " diyerek elimdeki içkileri aldı. Ben mızmızlanırken telefonu çıkartıp birkaç tuşa bastı. Dakikalar sonra herkes yanımıza geldi.
"Buranın mükemmel bir park varmış diye duydum. " dedi Jin hyung. Hep beraber kalkıp otelden çıktık. Otel zaten oraya yakın olduğu için gitmesi uzun sürmedi. Çimenlerde hep beraber oturduk.
"Hemen geliyorum. " diyerek ayağa kalktı YoonGi hyung. Onun bir şeyler yapıyor olması hepimizi şaşırtıyordu. Aslında buraya gelmesi bile beni şaşırtmıştı. Dakikalar sonra elinde içkilerle geri döndü. İşte bu! Bu akşam içemediğimi şimdi içeceğim. Daire oluşturduk. Eğer böyle bir araya geleceksek ben daha önceden sinirlenebilirdim.
"Yarın Billboard. " dedi HoSeok hyung.
"Evet. İlk KPop grubu olarak Las Vegas'a Billboard için geldik. " diye devam etti Tae.
"Birkaç sene öncesine dönsenize. Jin hyung bir şirketin başında, YoonGi hyung kendi kendine müzikle uğraşıyor, ben dans için uğraşıyordum, Jimin de aynı şekilde, Tae ve Jungkook şarkı söylemek üzerine ve NamJoon da şarkı yazmak üzere çalışıyordu. Üstelik NamJoon okulda da çok iyiydi. Ama birlikte bir çete olduk. İnanılır gibi değil. "
Hep beraber güldük.
"Evet. İki sene öncesine kadar kızlara şantajlar yapıyorduk. Şimdiki halimize bak. "
Konuşan Jin hyungdu.
"İlk başta onlar bizi dinlemek zorundaydı ama şimdi biz onlar için deli oluyoruz. Gerçek anlamda deliriyorum. " diye ekledim.
"Ne yapacağız? " diye sordu Tae.
"BTS olarak tüm dünyaya kendimizi göstereceğiz. Artık bizim sevgililerimiz onlar değil hayranlarımız olacak. Belki yasaklar kalktıktan sonra yine bir şekilde birbirimizi buluruz. Belki bu kader bizi yeniden birleştirir. Ne dersiniz? "
Umarım birleştirir. Çünkü onunla tekrar birlikteye olmaya ihtiyacım vardı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Playing With Fire
Fiksi Penggemar[TAMAMLANDI] İkinci kitap Blood Sweat & Tears'a beklerim ^_^ *** "Hyung seni görmeye ihtiyacım var. " "Sorun ne? Nerdesin? " Beni daha telefonu açtığım gibi endişelendirmişti. Daha merhaba ya da alo demeden beni görmeye ihtiyacı olduğunu söylemişti...