Jennie
Dışarda biraz uzakta arabanın içinde bekliyorduk. Kapı açıldı ve YoonSun çıktı. Koşar adımlarla yanımıza geldi. Vereceği haberler için heyecanla bekliyordum. İçeriye girdi.
"Dediğiniz her şeyi yaptım. Umarım adresin yazılı olduğu kağıdı bulabilirler. Hiçbir sıkıntı çıkmadı. Merak etmeyin. "
İstediğimiz sözleri duyduktan sonra sırada YoonSun'u saklayacağımız eve gitmek vardı. Hiçbir sıkıntı yoktu. ChaeYoung arayana kadar.
"Efendim? "
"Nerdesiniz?! Bugün çalışmamız vardı! "
Doğru ya. Nasıl unuturum? Kendimi bu idol olaylarından tamamen soyutlamıştım. Sanki eski günlerdeymişiz gibi bir şeyler çevirip duruyorum işte. Kaptırmışım kendimi.
"Geliyoruz. Birazdan orada oluruz. "
"Acele edin. "
"Tamam. "
O zaman YoonSun'u bırakıp direk şirkete gitmemiz gerekiyordu. Yani çocuklar onu bulduğunda biz orada olamayacağız. Ama bu durumda kıza bir şey yapabilirler. Bugünkü çalışmayı ertelemenin bir yolu olsa keşke. Hadi Jennie çalıştır kafayı. YoonSun'u çıkartabildiysek buna da bir çare bulabiliriz. Düşün.
"Eğer beni o evde yalnız bırakırsanız ve çocuklar bulursa ölürüm. Bunu biliyorsunuz değil mi? Bir yere gidemezsiniz. "
"Biliyoruz. Bir şeyler düşünmeye çalışıyorum. "
ChaeYoung çoktan Jisoo unnieyle oraya gitmiş zaten. Bizi bekliyorlar. Onların planında bir değişiklik olmalı. Sehun! Acaba YoonSun'un çıktığını öğrendi mi? Aklıma geldiği gibi numarasını tuşladım.
"Efendim Jennie? "
Sinirli değil. Ya bana fark ettirmiyor ya da daha hapishaneye gitmedi.
"Ne yaptın? Merak ettim. YoonSun'u çıkarttın mı? "
"Hayır şimdi yoldayım. Oraya doğru gidiyorum. "
"Anladım. ChaeYoung da beni arayıp şirkete çağırınca ikiniz onu çoktan çıkartmışsınızdır diye düşündüm. "
"Evet bugünkü çalışmalarınız yüzünden ChaeYoung gelemedi. Ama merak edilecek bir şey yok ben halledeceğim. "
"Tamam. Sana güveniyorum. " diyerek telefonu kapattım. Sehun planı yattı. ChaeYoung'u şirketten alabilecek tek kişi oydu. Belki de Kai bana yardım edebilir. Sırada onu aramak var.
"Jennie bu ne güzel bir sürpriz. Sesini duymak iyi gelirdi bana da. "
"Aslında ben direk konuya girmek istiyorum. Bugün şirkette çalışmalarımız var ve ben biraz meşgulüm. Şirkete gelemem yani. Ama bu durumu kızlara ve şirkete de açıklayamam çünkü gizli. Yani şirkette bir aksaklık çıksa ya da kızlar şirketten çıkmak zorunda olsa çok güzel olurdu. Ordan da güvenebileceğim tek kişi sensin. Bana yardım edebilir misin? "
Ben bu telefon trafiğiyle uğraşırken çoktan gizli eve ulaşmıştık. Ailemden bana kalan işe yarar sayılı şeylerden biri. YoonSun'a kapüşonlu bir hırka giydirdik. Aynı şekilde biz de giydik. Hiçbir şeyi riske atamazdık. Arabadan inip eve doğru yürürken telefonla konuşmaya devam ediyordum.
"Tamam ben bir şeyler ayarlamaya çalışırım. Yeter ki sen iste. "
"Çok teşekkür ederim Kai. Sen de olmasan.. Neyse. Şimdi kapatmam lazım. Beni haberdar et olur mu? Yeniden teşekkür ederim. "
"Görüşürüz. "
Eve girdiğimizde hiçbir ışık yanmıyordu. Daha akşam olmadığı için zaten buna da ihtiyacımız yoktu. Umarım evde elektrik vardır.
"Keyfinize bakın. Ben mutfakta yiyecek bir şey var mı diye bakacağım. "
Mutfağa doğru ilerledim. Yıllardır kimsenin gelmemiş olmasını hesaba katarsak burda yiyecek bir şey olduğunu zaten düşünmüyordum. Sadece evi biraz dolaşmak için bahaneydi. İki katlı evde kapıdan girildiğinde büyük bir ara vardı. Biraz ilerleyince de camdan kapısı olan ve bu kapının da bahçeye açıldığı büyük bir salon. Salondan ve girişten iki ayrı gidiş vardı mutfağa. Eve ilk girildiğinde mutfak sağ tarafta kalıyordu. Sol tarafta da birkaç adım sonra az da olsa daralan duvarın sağında bir banyo vardı. Ayrıca da üst kata çıkan merdivenler. Adım adım çıktım yukarıya. Odalar yukarıdaydı. Yine giriş katında olduğu gibi burda da bir ara vardı. Bütün odaları birbirine bağlıyordu. Üst katta üç oda vardı. Bir tanesi annemle babama aitti. Diğeri benimdi. Son kalan da misafir olursa ağırlamak içindi. Her odanın da kendine ait banyosu vardı. Bu evin her yerinde anılarım vardı. Baktığımda nerde ne yaptığımı hatırlıyordum. Hem de çok net. Annemle babamın odasına girdim. Onları gerçekten çok özlediğimi hissediyordum. Dolabı açtım. Annemin bazı eşyaları hala buradaydı. Her yaz buraya geldiğimiz için eşyalarını taşımaya gerek bile duymazdı. Babam tam aksine bütün eşyalarını yanında isterdi. Bu konuda babama çekmişim sanırım.
Beni anılarımdan ayıran telefona gelen mesaj oldu. Kai.
"Hallettim. Şirkete gelmenize gerek yok. "
Ne yaptığını merak ediyorum ama dakikalar sonra kızlardan birisi arayıp haber verir diye düşünüyorum.
"Unnie! Nerdesin?! Geldiler! "
Lisa'nın sesini duymamla koşar adım aşağıya indim. Kapının deliğinden dışarıya baktım. Hepsi gelmemişti. YoonGi ve SeokJin buradaydı. Zaten sadece onların gelmesine şaşırmamıştım. Bu işleri büyükler halleder değil mi? Kapıda olduğumu bilmemelerinin en iyi yanı dışarda ne konuştuklarını duyabilmemdi.
"Hyung hemen kızmayalım. Önce düzgünce konuşalım. Sakin ol. "
Bunu YoonGi mi söylüyor? Gözümle görüp kulaklarımla duymasam hayatta inanmazdım.
"Sen iyi misin? Bu kız bizim evimizde bizi tehdit etti. Bunun cezasını çekecek. Biz onun ailesine mükemmel bir hayat verdik. "
"Tamam ama izin ver önce ben konuşayım. Eğer halledemezsem sen devreye girersin. "
Telefonumun çalmasıyla dikkatim dağıldı. Jisoo unnie arıyordu.
"Efendim unnie? Geliyoruz. Merak etme. "
"Gelmeyin. Aptalın biri yangın alarmını çalıştırmış. Herkes dışarıya çıktı. Birçok şey kurtarmaya çalıştılar. Ama yanlış alarmmış. Şimdi kurtarılan her şey tekrar yerleştirilecek. Bu da zaman alacağından bugünkü çalışma iptal. Evde görüşürüz artık. "
"Tamam o zaman. Detayları evde konuşuruz. Görüşürüz. "
Sanki bunu ayarlamışlar gibi telefonu kapattığım gibi kapıyı çaldılar. Yavaşça açtım. İlk önce SeokJin'in görüş alanına girdim. Beni gördüğünde kocaman açılan gözlerine eşlik eden diğer bir çift göz de YoonGi'nindi.
"Hoşgeldiniz! Geçsenize. Umarım kimse sizi görmemiştir. Ve umarım yiyecek bir şeyler getirmişsinizdir. Açlıktan ölüyorum. "
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Playing With Fire
Fanfiction[TAMAMLANDI] İkinci kitap Blood Sweat & Tears'a beklerim ^_^ *** "Hyung seni görmeye ihtiyacım var. " "Sorun ne? Nerdesin? " Beni daha telefonu açtığım gibi endişelendirmişti. Daha merhaba ya da alo demeden beni görmeye ihtiyacı olduğunu söylemişti...
