Bölüm 38

661 83 34
                                    

Tae

Lisa'yla olan normal konuşmamızdan sonra konu nedense benim ondan hoşlanmama gelmişti. Bana karşı bir şey hissetmediğini biliyordum bu yüzden bunları konuşmak canımı yakıyordu. Karşılıksız bir şekilde sevmenin canımı yakması gibi.

"Ne zamandır var bu hisler? " gibi bir soru yöneltti bana. Ben de bilmiyorum ki ne zamandır. En son işte kendimi kurtarmak için uğraşıyordum. Saçma sapan işlerin içindeydim sen çıktın karşıma. Yaşadığım kötü şeylerin içinde güzel olan tek şeydin ben de sevdim. Birden oldu.

"Bak Lisa ben bana karşı bir şey hissetmediğini biliyorum. Bu yüzden bunları konuşmak beni üzüyor. Ben hala senden hoşlanıyorum. Ve ne kadar sürerse sürsün seni bekleyeceğim. "

Daha cümleme devam edecektim ki içeriye giren Jennie sinirli bir şekilde bizi kahvaltıya çağırdı. "Neden bu kadar sinirli olduğu hakkında pek fikrim yok ama yakında çıkar kokusu. " dedim içimden ve kahvaltıdayken çıktı da. Sorun Lisa ve benmişim. Anlamadığım şey ise kendisi YoonGi hyungla beraber olurken sıkıntı yok ama benim Lisa'yla aramda bişey olmamasına rağmen onu ziyaret etmemde mi sıkıntı var? Bazen şu kızları gerçekten anlayamıyorum. Ben bunları düşünürken konu birden Lisa ve bana geldi. Lisa'nın durumu açıklamasına rağmen hala devam eden Jennie sinirlerimi bozmuştu. Ben açıklama yaptığımda ise konuyu nedense o olaya getirmişti. Ona daha fazla bağırmamak ve olay çıkartmamak için evden çıktım. Arkamdan Lisa'nın gelmesini de bekliyordum ama gelmedi. Bu yaşadığım hayal kırıklığıyla yola devam ettim. Dışarıda bekleyen tanıdık arabayı gördüğümde ona doğru yürüdüm. Arabadan inen YoonGi hyung yanıma geldi. Onunla çok konuşmuyordum. Bu yüzden yanıma gelmesi beni şaşırtmıştı.

"Erken çıktın ne oldu? "

Nasıl burada olduğumu bildi?

"Nasıl yani? "

"Önceden daha uzun kalıyordun. Bugün erkencisin. "

"Her gün beni mi takip ediyorsun? "

Eğer böyle bir şey yapıyorsa gerçekten biraz önce yaşadığım olay üstüne kendime tutamayabilirdim. Zaten sinirliyim bir de onların korumacı tavrıyla uğraşamam.

"Hayır. Hastahaneden çıktığımızdan beri Jennie'ye uğramak için buraya geliyorum. Ama nedense içimden bir ses o eve girmememi söylüyor. Neyse sen söyle noldu? "

Söyleyip söylememek arasında gitsem de söylemeye karar verdim. "Sevgilisinin neler yaptığını bilsin. " deyip anlatmaya başladım. Bütün yaşananları tek tek dinledikten sonra yorum yapmadan eve doğru yürümeye başladı. Daha biraz önce oraya gitmek istemediğini söylemişti ama gidiyordu. Yüzünde sinirli olduğuna dair bir işaret de yoktu. Niye gidiyor ki? Bunu öğrenmemin tek yolu var. Peşinden ben de gittim. Kapıyı çaldı. Kapıyı açan Jennie YoonGi hyungun üstüne atlayıp sarıldı. Beni görünce biraz morali bozulur gibi oldu ama sonra hemen toparladı. Jennie ona sarılmasına rağmen YoonGi hyung ona sarılmıyordu. Jennie'yi geri çektikten sonra ona konuşmak istediğini söyledi. Jennie de kapıyı kapatıp dışarıya çıktı.

"Benim seninle birlikte olmam yanlış biliyorsun değil mi? "

Şaşkınlıkla söylediklerini dinliyordum. Ne yani onu severken ondan ayrılacak mıydı?

"Ne saçmalıyorsun YoonGi? "

"Diyorum ki sana ve arkadaşlarına yaptığım onca şeyden sonra benimle birliktesin. Ama Tae ve Lisa'nın beraber olacak olmasını kaldıramıyorsun. Ben size o kadar şey yaptım ve ben bunları yaparken Tae'nin tek yaptığı vicdan azabı çekmekti. Bizden kaçmaya bile çalıştı. Yani bu süre zarfında benden her zaman daha iyi bir insandı ama neden ona böyle davranıyorsun? "

Söyledikleriyle beni şaşırtıyordu. YoonGi hyung beni övüyor şu an. Buna inanıyor musunuz? Çünkü ben inanamıyorum. Acaba rüyada mıyım? Ya da kulaklarım duymak istediklerimi mi duyuyor?

"Hayır ben sadece- "

"Neyse ne Jennie. Bundan sonra ağzından Tae hakkında kötü bir şey duymayacağım. "

"Bunca zamandır ne aradın ne de sordun. Şimdi benimle gelmiş Tae hakkında konuşuyorsun. Sana attığım mesaja bile cevap vermedin. Gerçekten gözündeki değerim bu mu? Aslında iyi ki Tae'ye onları söylemişim. Eğer söylemeseydim seni göremeyecektim bile belli ki. "

Hyungun onu görmeye çalışıp yapamadığını bilmeden konuşması ne kadar acı. Ona söylemek isterdim ama bunu söyleyecek kişi ben olmamalıydım.

"Ben buyum. Kabul edersen buyur etmezsen de yollarımız ayrılır. "

İşte bu bugüne damga vuran en büyük şeydi. Gözyaşlarını tutamayan Jennie'yi orada bırakıp arkasını döndü ve arabaya doğru ilerledi. Bugüne kadar yaptığı en zalimce hareket bu olsa gerek. Ben olsam sinirimin önemi kalmadan karşımdaki kişiye sarılırdım. Ağlayan insanlara dayanamıyorum. Sanırım hyung da öyle olmalı ki bir anlık arkasına döndü. O an Jennie'ye döndüğünü sandım. Ancak cümlesi banaydı.

"Tae geliyor musun? "

Başımı sallayıp yanına ilerledim. Arabaya bindiğimizde oluşan sessizliği ben bozmaya karar verdim.

"Biraz önce benim yüzümden Jennie'den ayrıldın farkında mısın hyung? "

"Pişman olmamı istemiyorsan bunu konuşmayalım. "

"Neden yaptın? "

"Çünkü sen benim kardeşimsin. Ve bana göre aile her zaman önde gelir. Eğer seni üzen kişi sevdiğim biri bile olsa seni üzmemeli gerektiğini hatırlatmam gerek. Bunları benden pek duymuyorsunuz ama benim için hepiniz değerlisiniz ve size bir şey olmasına izin veremem. "

Doğruyu söylemek gerekirse şu an konuşabilirdim. Ama kendimi tuttum. Mutlulukla önüme döndüm. Biraz arabayla ilerledikten sonra yolda olan çevirmeden dolayı durmak zorunda kaldık. Polisler YoonGi hyungun ehliyetini ve kimliğini alırken benden sadece kimlik istedi. Yaklaşık on dakika onların kontrol yapmasını bekledik. Uzun süre bekliyor olmamız beni endişelendiriyordu. Üstelik geçmişte yaşananları düşününce. Polis tekrar yanımıza geldiğinde YoonGi hyunga kimliğini ve ehliyetini verdi. "Sizde bir sorun yok. " dedikten sonra benim yanıma geldi. Lisa'nın yanındayken bile kalbimin bu kadar heyecanla attığını hatırlamıyorum. Yanıma geldikten sonra kapıyı açtı.

"Siz Kim TaeHyung musunuz? "

"Evet benim. "

"Bizimle gelmeniz gerekiyor. "

"Anlamadım. Neden? "

"Hakkınızda şikayet var. "

Gözlerim kocaman açıldı. Dönüp YoonGi hyunga baktım. O da polise dönerek işin derinine inmeye çalıştı.

"Pardon ben onun abisi sayılırım. Ne hakkında şikayet vardı acaba? "

Kalbim ağzımda atıyordu. Heyecandan çok korkuyordum. Gerçekten çok korkuyordum. Ve beni korkutan en büyük şey polisin söylediği oldu.

"Adam öldürme. "

Playing With FireHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin