Bölüm 43

675 84 48
                                    

Jimin ve Jungkook'un düetini nasıl buldunuz? Jimin'in sesinden de şarkıyı dinlemiş olduk. Bence gayet güzel. Severek dinledim.

YoonGi

Jungkook'la konuşacağımız şeyin Jennie olacağını tahmin bile edemezdim. Tae'yle arasındaki meselenin benim Jennie'yi unutup unutmamamla ne alakası vardı onu hala çözemedim.

"Daha ayrıntılı anlat bakalım şu meseleyi. "

"Şimdi sen Jennie'yi özlüyorsun ya. Ama Jennie şu an HoSeok hyungla beraber. Yani sevgili değiller ama gibiler. Ne hissediyorsun? Bununla nasıl başa çıkıyorsun? Ben Tae hyung ve Lisa'yı beraber görürsem nasıl dayanırım bunu öğrenmek istiyorum senden. "

Bizim küçük Jungkook'umuz ilk defa birisini seviyordu. İşin garibi de utangaçlığını yenip o kıza açılmıştı. Tabiki bu bizim için büyük bir olay. Ama ortada da Tae var. İkisi de benim kardeşimken benden ne dememi bekliyor ki şu an? Eğer bir şey diyebilsem HoSeok ile konuşurdum. Ona Jennie'ye yaklaşmamasını söylerdim. Gerçi hata bende. Hem suçlu hem güçlü durumuna düşmek istemiyorum. Her neyse. Jungkook'un sorusuna dönelim.

"Bak ben yaptığım şeyin bedelini ödüyorum Jungkook. Jennie için savaşmadım. Anında pes ettim. Onu kendi ellerimle HoSeok'a bıraktım. O yüzden şu an bir şey hissetmeye hakkım yok. Ama senin hala önünde bir şans var. Lisa'yı Tae'ye bırakıp bırakmamak senin elinde. Onun için savaş. "

"Nasıl yapacağım hyung? "

"Ona kendini özel hissetmesini sağla. Kaybetme. O kaçtıkça peşinden koş. O sana bir adım geliyorsa sen ona bin adım git. Bırakma. "

Farkında olmadan Jungkook'a anlatırken kendi kendimi de gaza getirmiştim. Ayağa kalktım. Koltukların üzerinde telefonumu aramaya başladım ama bulamıyordum. İçimdeki bu his gitmeden önce o telefonu bulmak zorundayım.

"Jungkook beni ara çabuk! "

"Ne? "

"Ara beni! "

Jungkook hızlıca telefonunu çıkartıp beni aradı. Gelen telefon sesiyle mutfağa doğru koştum. Elime telefonu aldığım gibi rehbere girdim. Adının üstüne tıklatıp mesajlar yazmaya başladım.

"Seninle konuşmam lazım. Vaktin olduğunda haber ver. "

Mesajı yazıp yolladıktan sonra Jungkook'un yanına döndüm. Elimdeki telefonu onu doğru uzattım. Şaşkın bir şekilde telefonu alıp ekrana baktı.

"Dediğim gibi bırakma. Asla. "

Yüzüme bakıp gülümsedi. Ayağa kalkıp bana sarıldıktan sonra kapıya doğru ilerledi. Onu durdurmak için seslendim. Arkasına dönüp bana baktı.

"Nereye gidiyorsun? "

"Eve. "

"Kafayı yedin herhalde. Daegu'dan Busan'a mı gideceksin? 50 dakika arabada duracak mısın? Bu akşam bende kal. Yarın beraber gezerek gideriz. "

Kafasıyla onayladı. Tekrar yanıma döndü. Akşam olana kadar birşeylerle oyalanmaya karar verdik. Şu an da stüdyoda olduğumuza göre sanırım bunlarla uğraşabilirdik.

"Sesin nasıl? Daha önce seni şarkı söylerken hiç dinlemedim. "

"Bilmiyorum hyung. Yani göreceli. Belki beğenirsin belki beğenmezsin. "

"Hadi gel bir deneyelim. Bakalım beğenecek miyim? "

Stüdyoda o şarkı söylemek için odaya geçtiğinde ben de herhangi bir şarkı seçmeye koyuldum. Sevdiği ya da dinlediği şarkıları da bilmiyordum. Mikrofondan ona sormaya karar verdim.

"Jungkook söyleyeceğin bir şarkı seç. "

Hiç düşünmeden cevap verdi. "Charlie Puth We Don't Talk Anymore. "

Ben daha çok rap insanı olduğum için pop müzikleri pek dinlemiyordum. Şarkının melodisini bulduktan sonra çalmaya başladım. Kulağıma kulaklığı taktıktan sonra Jungkook'un sesini net olarak duyabiliyordum. Ve bu küçüğün sesi gerçekten harikaydı. Bu sesle buralarda harcanıyor. Şarkı bittikten sonra yanıma geldi. Onunla konuşmak için ağzımı açtığımda telefonumdan gelen sesle sustum. Telefonu cebimden çıkarttım. Gelen mesaj Jennie'dendi.

"Şu sıralar meşgulüm. Konuşamayız. "

Bu kız beni gerçekten güldürüyor.

"Konuşmak istemediğin için bahane üretme. Nerdesin? "

Anında cevap geldi. Sanırım beni telefon başında bekliyor.

"Nerde olabilirim? Evdeyim. "

"O halde meşgul değilsin. Bana gel. "

"Hah! Küstah. Buluşmak isteyen sensin ben sana neden geliyorum? "

Evet haklı. Ama oraya kadar gidemem. Şimdi kim burdan kalkıp dışarıya çıkıp arabaya binip 50 dakika yol çekip üstüne bir de Jennie'ye gitmek için bir daha 10 dakika kadar yol çekip onunla konuşacak? O gelmeli. Ben bu kadar işi yapamayacak kadar yorgun ve yaşlı bir adamım.

"Çünkü senin aksine benim gerçekten stüdyoda işlerim var. Jungkook'la birlikteyim. İstersen Lisa'yla gel. "

Jungkook bu kıyağımı unutmasa gerek. Hala beni bekleyen Jungkook'a dönüp gülümsedikten sonra telefonuma döndüm. Cevap yazmıştı bile.

"Tamam geliyorum. Umarım önemli bir şey için çağırıyorsundur. "

"Önemli. Hadi gel. Bekliyorum. "

Son mesajı atan ben oldum. Telefonumu cebime koyduktan sonra Jungkook'a döndüm. O da sıkıntıdan telefonuna sarılmıştı.

"Birazdan Lisa burada olur. "

Gözlerini kocaman açıp bana döndü. Elindeki telefon anın şokunu yaşamasıyla düşmüştü. "Ne?! " diyerek bağırmaya başladı. Gerçekten böyle tepki vereceğini bilseydim ağzımı açmazdım. Yavaş adımlarla mutfağa doğru ilerledim. Bu sırada Jungkook kendi kendine konuşmakla meşguldü. Bir bardak su içtikten sonra bardağı bırakıp içeriye döndüm. Hala kendi kendine konuşuyordu. Söylediği şeyler de aptalca olmasa üzülmeyeceğim. "Ona ne söyleyeceğim? Ne yapacağım? Konuşmaya nasıl başlayacağım? " gibi şeyler saçmalıyordu. Gören de onu hiç Lisa'yla konuşmadı sanar. Ona gülerek biraz önce kalktığım yere oturdum.

"Jungkook sesin gerçekten güzel. Bir idol olabilirsin. "

"Eğer idol olursam Lisa'ya karşı şansım artar mı? "

Ahh bu çocuk beni yaşlandırıyor. Tek düşündüğü nasıl Lisa olabiliyor? Her işini Lisa için yapıyor neredeyse. Ben ise iki sene sonra Jennie'ye mesaj atıyorum. Ona gösteremediğim ilgiyi gösteren HoSeok onu çoktan kapmıştır. Ama sonuçta bu onu geri kazanamam demek değil. Onu geri kazanabilirim. Sonuçta HoSeok ile sevgili değiller.

Playing With FireHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin