Ufak bir tatil yaptığım için bölümler hep gecikti. Şimdi döndüm ve günde iki bölüm yayınlamayı düşünüyorum. Yapamasam bile en azından her gün yeni bir bölüm gelecek. Beklettiğini için özür dilerim hepinizden. İyi okumalaaar.
3 Hafta Sonra
NamJoon
Jisoo'yla o günden sonra hiç konuşmamıştım. Kendimi tamamen kariyerime vermiştim. Aynı şekilde diğer herkes öyleydi. Boş vakitlerimde Han Nehri'nin oraya gidip çıkış yapmak için şarkılar yazıyordum. Şu an elimde birçok şarkı vardı. Şimdi ise beni çağıran CEO'nun yanına gidiyordum. Kapısının önüne vardıktan sonra kapıyı çalıp içeriye girdim. Eğilerek selam verdikten sonra sandalyeye oturdum.
"Hoşgeldin NamJoon-ah. Seninle bişey konuşacağım. "
"Sizi dinliyorum. "
"Biraz erken olduğunun farkındayım ama yeni bir grup çıkartmayı düşünüyoruz. Yavaş yavaş tanıtımlara başlayacağız. Sen hazırlayacağımız grupta ilk önce başvuru yapan kişisin. Bu yüzden lider olmanı düşünüyoruz. Çıkış yapmak istiyor musun? "
Bu sorunun cevabı tabiki olumlu olacaktı ama aklıma gelen arkadaşlarımla durdum. Onlar olmadan çıkış yapmak istemiyordum.
"Üyeler kimler peki? "
"Yarın tüm üyelerle toplantı yapacağız. O zaman görürsün. Sen kabul ediyor musun onu söyle. "
İşin başında konuştuklarımız geldi aklıma. Hep beraber çıkış yapacağımızdan emin olmadan başladık bu işe. Aramızda da sorun olmadığını birkaç kez konuştuk. Yani bunu yapabilirdim.
"Tamam. Kabul ediyorum. "
"Güzel. Üyelerle tanışana kadar kimseye bundan bahsetme. Kendi ailene bile. Henüz medyanın bundan haberi yok. Birkaç toplantıdan sonra tanıtımlara başlayacağız. Henüz tüm üyeler de hazır değil zaten. Kaç kişilik bir grup olacağını bilmiyoruz. "
"Tamam. "
Odadan çıktıktan sonra şirketten de çıktım. Yurda doğru yol aldım. Bunu kimseye söyleyememem beni üzüyordu. Eğer söyleyebilseydim bizimkilere söylerdim. Eğer onlar da grubun içindeyse onu da öğrenirdim. Ama bunu yapamazdım. Aileme bile söylemememi tembih ettiler. Bu yüzden yarını heyecanla bekleyecektim.
Yurda vardıktan sonra da şarkılar üzerine biraz daha çalıştım. Sonuçta çıkış yapacaktım. Akşam olduğunda da uyudum. Pek bir şey olmadı. Sabah ise heyecanla kalktım yataktan. Etrafıma baktım. Ne SeokJin hyung, ne YoonGi hyung ne de HoSeok yoktu. Ben de hazırlanıp şirkete gittim. Aradaki mesafe kısa olduğundan hemen oraya vardım. Toplantı odasına girdiğimde içerde Jimin dışında herkes oturuyordu. Gidip ben de oturdum. Hepimiz birbirimize bakıyorduk. Şu an herşey çok garipti. Bang SiHyuk içeriye girdiğinde hepimiz ayağa kalkıp selamladık. O da baş köşeye oturdu.
"Pekala... Ben gelene kadar tanıştığınızı umuyorum. Zaten dördünüz oda arkadaşıydı sanırım. " dedi. Haberi bile yok biz baştan beri birbirimizi tanıyoruz. Konuşmaya devam etti.
"Hepinizin şirkete başvuru giriş tarihlerine baktım. Hepiniz aynı anda yapmışsınız. Bu yüzden saatlere bakmak zorunda kaldım. İlk kabul edilen NamJoon. Bu yüzden çıkacak grupta onun lider olmasını düşünüyoruz. Her birinize bir sahne ismi verilecek. Toplantıdan bir saat kadar sonra hep beraber koreografi hocasıyla çalışacaksınız. NamJoon seninle çıkış şarkınız hakkında konuşacağız. Sorusu olan? "
"Bana dün gruptaki kişi sayısının belli olmadığını söylediniz. Sanırım altı kişi çıkış yapacağız öyle mi? "
Aklım hala Jimin'deydi. Eğer altı kişi çıkış yaparsak tek eksik o olacaktı. Onun da bizimle olmasını istiyordum.
"Dediğim gibi grupta bazı değişiklikler yapabiliriz. Çıkan da olabilir giren de. Başka sorusu olan? "
Kimseden ses çıkmadı. Bu da toplantı bitecek demek oluyordu. Bang SiHyuk ayağa kalktı.
"Toplantı bitti öyleyse. NamJoon-ah beninle gel. "
Dediğini yapıp ayağa kalktım ve peşinden ilerledim. Onun odasına doğru gittik. İçeriye girmeden önce bana şarkılarımı getirmemi söyledi. Bunu tahmin ettiğim için sabah yurttan çıkarken onları almıştım. Koreografi odasında bıraktığım çantama ilerleyip içinden şarkıları aldım. Bizimkiler de buradaydı. Hepsi bişeyler konuşuyorlardı. Hatta benim geldiğimi bile fark etmemişlerdi. Hemen şarkıları alıp geri döndüm. İçeriye girdiğimde hemen şarkılar üzerinde düşünmeye başladık. Birkaç yeri değişen şarkılar sonucunda çıkışımız için hazırlardı. Biz bunlarla uğraşırken çoktan bir saat geçmişti. Ben de çocukların yanına gittim. Belirlenen bir koreografi vardı ve onu öğrenecektik.
Hoca geldikten ve çalışmalar bittikten sonra hepimiz çok yorulmuştuk. Yurda gitmek yerine olduğumuz yerde yere yığılıp biraz dinlenmeye karar verdik. Tabiki şimdi konuşma zamanıydı.
"Neden hiçbiriniz söylemediniz? " diye sordu Jungkook. Sanki kendisi söylemişti de bize soruyor.
"Sen neden söylemedin? " diye soruyla cevap verdim.
"Çünkü anlatmamamı söylediler. "
"Bize de aynı şekilde. "
Bu durumda kimse birbirine kızamazdı. Hepimiz aynı durumdaydık. Bir tek Jimin böyle değildi. Ve o olmadan burada olduğumuz için ona ihanet ediyormuş gibi hissediyordum. Hem şirkete geç kabul edildi hem de şu an çıkış yapacak grupta değil.
"Jimin neden burada değil? " diye sordu Tae. Biz de bilmiyoruz ki.
"Bilmiyorum. "
Hepimiz Jimin olmadığı için morallerimiz bozuk bir şekilde oturuyorduk. Birden kapı açıldı. İçeriye koşarak ve yüzünde kocaman bir gülümsemeyle girdi.
"Mükemmel bir şey oldu!! "
Hepimiz şaşkın suratlarla ona bakıyorduk. Kimse nolduğunu sormadığı için devam etti.
"Biraz önce bir telefon aldım ve koşarak şirkete geldim. Yarın Bang SiHyuk ile bir görüşmem var. Yeni bir grupla alakalıymış. Siz de aldınız mı haberi? "
Jimin heyecanla her şeyi anlatırken biz de anında birbirimize döndük. Bize haber geldiğinde hiçbirimiz paylaşmamıştık ama o hiç tereddüt etmeden yanımıza gelip her şeyi anlattı. O bize olan bağlılığını her şekilde gösteriyordu ama biz hala aramızda kızlar için kavga etmekle meşguldük. Bu beni utandırıyordu. Asıl soru bize çoktan haber geldiğini kim söyleyecekti?
"Gelmedi mi yoksa? " diye üzgün bir ifadeyle tekrar sordu. Artık birinin cevap vermesi gerekiyordu. Yine kimse konuşmayınca ben konuşmaya karar verdim.
"Yaklaşık bir saat önce hepimiz bir toplantıdan çıktık Jimin-ah. Bize kimseye söylemeyin dediler bu yüzden seninle paylaşamadık. "
"Biliyorum bana da söylediler. Ama ben bunu kardeşlerimle paylaşmak istemiştim. "
Bu sözleri beni daha da yerin dibine soktu.
"Üzgünüm Jimin. Ben hepinize söylemek istedim ama eğer söylersem şirketten atılırım diye korktum. "
Ben konuştuktan sonra herkes de "Evet. Ben de. " diyerek onayladı.
"Sorun değil. Size kızgın değilim. Hepimiz aynı grupta olduğumuz için mutluyum. "
İşte bu sözü hepimizi gülümsetmişti. İlk başta ne olacağını bilmeden şirkete girmiştik ama şimdi kısa süre sonra hep beraber çıkış yapıyorduk. Bu gerçekten inanılmaz bir histi. Sonunda her şey başlıyordu. Sonunda herkes için her şey mükemmeldi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Playing With Fire
Fanfiction[TAMAMLANDI] İkinci kitap Blood Sweat & Tears'a beklerim ^_^ *** "Hyung seni görmeye ihtiyacım var. " "Sorun ne? Nerdesin? " Beni daha telefonu açtığım gibi endişelendirmişti. Daha merhaba ya da alo demeden beni görmeye ihtiyacı olduğunu söylemişti...
