[TAMAMLANDI]
İkinci kitap Blood Sweat & Tears'a beklerim ^_^
***
"Hyung seni görmeye ihtiyacım var. "
"Sorun ne? Nerdesin? " Beni daha telefonu açtığım gibi endişelendirmişti. Daha merhaba ya da alo demeden beni görmeye ihtiyacı olduğunu söylemişti...
Neler döndüğünü anlamaya çalışıyordum ama yaşadığım şok buna izin vermiyordu. Şakağıma dayanmış bir silah, yanımda bir çocuk tarafından aynı şekilde tutulmuş Jennie, kafede ağlamaktan harap olmuş Lisa ve hepimizin içindeki o büyük korku. Sakinleşmeye çalışıyordum. Gözlerimden akan yaşları durdurmaya çalışıyordum. Ama işe yaramıyordu. Bu çocuklar bize neden bunu yapıyordu? Ve bu olayların hepsi olurken etrafta olan insanlar neden bir şey yapmıyordu?
"Jimin? "
Hıçkırıklarım arasında adını söyledim. Bana karşılık verdi.
"Efendim? "
"Bize bunu neden yapıyorsunuz? "
"Eğer bu durumdan kurtulursanız Lisa'yla konuşursunuz. Ama inan bana bu durumdan memnun olmayan sadece sen değilsin. "
"O zaman bırak beni. Gideyim. Lütfen. Yemin ederim karşınıza bir daha çıkmayacağım. "
"Karşıma çıkmanı neden istemeyeyim ki? Sadece sessizce dur. Vur dese bile seni vurmayacağım söz veriyorum. "
Başımı olumlu anlamda salladım. Gözyaşlarımı hala durduramıyordum. Ne kadar vurmayacağını söylese de ona inanamıyordum. Hepimiz Lisa ve TaeHyung'un yanına giden adamın vereceği emri bekliyorduk. Ölüp yaşayacağımıza o karar verecekti. Gözlerimi kapattım. Yaşanacak olan şeyleri görmek istemiyordum. Sadece bekliyordum. Ve bu halde beklemek beni daha da korkutuyordu. Konuşmaları olumlu anlamda bitmiş olacak ki Jimin yavaşça beni bıraktı. Şakağımdaki silah inerken ben de yavaşça gözlerimi açtım. O adam kafeden çıkıyordu. Zaten baktığımızda da böyle şeyler yapabilecek bir insana benziyordu. Dış görünüşüyle şu an yaptıkları gerçekten uyuşuyor. Ve ne kadar havalı gözükse bile kötü şeyler yapıyor olması ona karşı bakış açımı değiştiremezdi.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Sağıma doğru döndüğümde Jennie'nin hala tutulduğunu gördüm. Yanındaki kişi onu hala tutuyordu. Arkamı dönüp Jimin'e baktım.
"Jennie? Onu neden bırakmıyorsunuz? "
"Bilmiyorum. Bana seni bırakmamı söyledi. Ben de bıraktım. "
Jennie'ye yardım etmek için ona doğru ilerleyeceğim sırada Jimin beni kavradı. Bize daha da yaklaşmış olan adam konuşmaya başladı.
"Yerinde olsam yapmazdım. YoonGi ben bu arada. Tanışmadık galiba. "
"Jennie'yi bırakın. Lütfen. Size yalvarıyorum. "
"Üzgünüm. İstersen seni alayım onun yerine. Ama birinizi almak zorundayım. Jennie'yi alırsam ona daha iyi davranacağım. Seni alırsam aynı şeyi söyleyemem. "
"Beni al. Jennie'yi bırak. "
"Cesur kız. Adını bilmediğime göre sana cesur diyebilirim. "
"Tamam beni alın dedim. Bırakın Jennie'yi. "
"Seni istemiyorum ama. Gidelim. "
YoonGi, Jimin, Jennie ve yanındaki çocuk arabaya binerek uzaklaştılar. Arkalarından koşarak beni al diye bağırışlarımı umursamıyorlardı. Bir süre sonra durup kafeye doğru döndüğümde etraftaki herkes kalkarak arabalara binip gitti. Herkes aktör müydü yani? O zaman Lisa ve TaeHyung'un geleceğini önceden biliyorlardı. Koşar adımlarla kafeye girdim. Lisa hala ağlıyordu. Yanına gidip kolundan tuttum ve onu kaldırdım.
"Ne yaptın sen?! Söyle! Ne yaptın da bunları yaşıyoruz! Gördün değil mi?! Senin yüzünden ölüyorduk ikimiz de! "
Karşısında oturan TaeHyung ayaklanarak beni tuttu. Bu sefer onu ittirmeye kalktım ama beni engelledi.
"Sakin ol Rose. Onun bir suçu yok. "
"Suçu yok öyle mi? Suçu yok! O zaman Jennie neden burda değil?! O zaman biraz önce benim şakağımda neden silah vardı?! Alnımda aptal mı yazıyor benim?! Siz ikiniz bana neler döndüğünü hemen anlatıyorsunuz! Hemen!! "
İkisi de onayladıktan sonra masaya oturum. Sinirim hala geçmemişti. Ama anlatmaya başladıklarında yavaşça sinirimin yerini üzüntü kaplamıştı. Eğer böyle bir şey olmasa haberimiz bile olmayacaktı. Bu yalan böyle devam edecekti. Belki bir gün Lisa'yı bir yerde ölü bile bulabilirdik. Lisa anlatmayı bıraktıktan sonra TaeHyung konuşmaya başladı.
"YoonGi hyungun bir suçu yok. Her şey benim yüzümden oldu. O da Jin hyungdan emir alıyor. Yani en büyüğümüz o olduğu için o ne derse onu yapıyor. Özür dilerim. Bunları başınıza açtığım için çok özür dilerim. "
Ne kadar özür dilese de böyle bir şey için nasıl ona normal davranabilirdim ki? Bir adam ölüyor ve suçlusu zorla yaptıkları yalancı bir şahit tarafından kurtuluyor. O adam artık burada bile yokken TaeHyung kendi hayatını yaşıyor. İster üzgün ister mutlu. Sonuçta yaşıyor. Bu durumun mağduru da Lisa oluyor. Şimdi ben senin özrünü nasıl kabul edeyim ki?
"Hadi Lisa gidiyoruz. "
Lisa'nın kolundan kavrayıp onu ordan çıkarttım. Arkamızdan bakan TaeHyung hiçbir şey demedi. Demeye de hakkı yoktu. Bu olayı bir an önce Jisoo unnieyle de konuşup bir çare bulmak zorundaydık.