Bölüm 28

754 87 13
                                        

Jennie

Taksiden inip Lisa'ya gitmeyi planlıyordum. Ancak indiğim gibi TaeHyung'un üstünde ona vuran YoonGi'yle karşılaştım. Yanlarına doğru koştum. Ayırmayı düşünüyordum ama ikisinin bu işi çözebileceğine inandığım için uzak durdum. YoonGi TaeHyung'u bıraktı. Yanımdan geçip son sözünü söyleyen TaeHyung'dan sonra YoonGi ile baş başa kaldım. Yüzüne bakıyordum anlatması için ama o geriye doğru adımlayıp arkadaki banka oturdu. Bu yüzden önemsemeden arkamı dönüp yürümeye başladım. Beni durduran onun sesiydi.

"Yaaa!!! Nereye gidiyorsun? "

Dönüp yüzüne baktım. Açıklama yapmama gerek yoktu. Yine de dayanamadım.

"Lisa'yı görmeye. Mahzuru var mı? "

"Var. Benim yanıma gel. "

"Bak gerçekten Lisa'yı görmek istiyorum. "

Oturduğu yerden kalktı ve yanıma geldi. Kolumdan tutup çekiştirmeye başladı. Bu çocuk laftan anlamıyor. Gerçekten anlamıyor.

"Eğer gerçekten Lisa'yı görmen acil olsaydı taksiden indiğinde benim yanıma gelmek yerine ona giderdin. "

"Senin yanına geldiğimi nerden çıkardın? Bize yaptıklarından sonra belki TaeHyung'u korumaya gelmişimdir olamaz mı? "

"Olamaz. "

"Nedenmiş o? "

"Çünkü onu gerçekten incitmek istesem beni engelleyemezsin. Hadi ayakta durma da otur. "

Dediğini yapıp yanına oturdum. Ancak benim için konu burada bitmemişti. Devam ettim.

"Bence buraya gelip sana dur deseydim beni dinlerdin. "

"Nedenmiş o? " bunu beni taklit ederek yapmıştı. Sinirimi bozmadı. Söylerken benden daha tatlı olduğuna eminim.

"Çünkü sen benden hoşlanıyorsun. "

Birden kafasını bana çevirip gözlerini açarak bakmaya başladı. Bu kadar şaşıracak ne var? Eminim bizi gören herkes onun benden hoşlandığını düşünecektir. Yani ben düşündüm.

"Bunu bana söyleyen kişi sarhoşken bana aşkını itiraf etti. "

Cümlesinin sonuna da alaycı bir gülüş ekledi. Sanki sarhoşken yaptıklarımı hatırlıyorum. Sarhoş Jennie şimdiki Jennie değil. O aptal ben değilim. Ve aptal olduğu için bu aptallığını affettim. Ama sadece benim affetmem değil YoonGi'nin de bu meseleyi kapatması gerekiyordu gerçekten.

"Her neyse Jennie senin bu yanlış anlamalarınla uğraşamayacağım. Hadi git. "

"Emin misin? "

"Evet git. Sana ihtiyacım yok. Zaten ihtiyacım olsa da yanımda kalacak bir insan değilsin. "

"O ne demek şimdi? "

"Açık sözlü olmayı seviyorum. Bu yüzden hiç çekinmeden söyleyeceğim. Sen cesur değilsin. Mesela şu an geçmiş karşıma senden hoşlandığımı iddia ediyorsun ve kendini benden uzaklaştırmaya çalışıyorsun. Çünkü hoşlanan kişi sensin. Yani benden hoşlandığın için yanımda kalacak bir insan değilsin. Daha yanımda kalmaya bile cesareti olmayan bir insandan dertlerimi dinleyip yaralarımı sarmasını beklemek benim hatam. Şimdi git. Daha fazla kalbinin hızlı atışlarına engel olmana gerek yok. "

Hah! Küstah. Ondan hoşlanıyormuşum da cesaretim yokmuş. Asıl sen hoşlanıyorsun da cesaretin yok. Dediğini yapıp ayağa kalktım. Hastahaneye doğru adımlarken onu haklı çıkardığımı fark edip durdum. Demek cesaretim yok. Geriye dönüp tekrar yanına gittim. Kafasını telefonu gömmüş onunla uğraşıyordu. Karşısında dikildiğimde kafasını kaldırıp bana bakmaya başladı. Yüz ifadesi "Ne var? Yine ne istiyorsun? " der gibiydi. Bakınca benden bıktığını düşünebiliyordum. Ama ben buraya cesaretli olduğumu kanıtlamaya geldim. Bu ifade de beni bozamayacak.

"Cesaretim olmadığını söyledin değil mi? "

"Evet? Ne olmuş yani? "

Hala yüzündeki ifade değişmemişti. Bakışları ne söyleyeceksen söyle de git diyordu. Ama dudaklarındaki bana belli etmemeye çalıştığı o hafif mutluluk geri döndüğüme sevindiğinin simgesiydi. Kendimi kanıtlamaya çalıştığımı fark edip sevinmişti. Kollarını banka doğru yaslamış ayaklarını da uzatmış rahat bir pozisyondaydı. Bu da vücut diliyle umrumda değilsin demek oluyordu. Kaşları yukarı kalkmış gözlerini gözlerimin içine dikmiş olması ise meraklı olduğunun göstergesiydi. Yani bütün vücuduyla birçok şey yaşıyordu şu an. Vücut dili birçok şey anlatıyordu. Sadece bir soru soracaktım. Bu soru cesaretli olduğunu kanıtlayacaktı. Bu karar zor değil. Boğazımı temizledim.

"Sana cesur olduğumu kanıtlayacağım. "

Rahat oturuşunu düzeltip dikleşti.

"Ya? Nasıl olacakmış o? "

Sadece bir basit soru. Tamam sakin ol. Küçücük bir soru.

"Sana bir soru soracağım. "

"Beni meraklandırıyorsun. Sor bakalım. "

Biraz önce gizlemeye çalıştığı gülüşü daha da belirginleşti. Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım ve verdim. Sonra gözlerimi açtım.

"Çatıda konuştuğumuz zaman bana bişey söylemiştin. Tam gideceğim sırada yanıma geldin. O zaman bana söylediğin şeyi soruyorum sana. "

Oturduğu yerden kalktı. Dibimde durdu. Yüzünü bana biraz daha yakınlaştırdı.

"Bunu yapıp bişey hissetmiyor musun demiştim. Sen de deli gibi heyecanlanmana rağmen hissetmiyorum demiştin. Onu mu söylüyorsun? "

"Hayır. Ayrıca uzaklaş. Niye bu kadar dibime girdin ki? "

"Arkan bomboş Jennie. Sen de uzaklaşabilirsin. "

Arkama dönüp baktım. Evet bomboştu. Birkaç adım geri attım. Hafif gülerek kafasını aşağıya eğdi. Tekrar gözlerimin içine bakmaya başladı.

"Hadi sor artık. Neymiş şu soru? Seni cesur yapacak şu mühim soru? "

"Sarhoşken sana senden hoşlandığımı ve eğer yüzüne söyleseydim senden cevap bekleyeceğimi söylemiştim. Sen de çatıda bana bunun cevabını merak edip etmediğimi sordun. Etmiyorum dedim. Şu an sana onu soruyorum. Şu an senden o sözlerime karşılık bekliyorum. "

"Hayır. "

"Bu çok ani oldu. "

"Soruna hayır demedim. Eğer senden bunu yapmamı istiyorsan bana benden hoşlandığını itiraf etmelisin ki ben de sana karşılığını söyleyebileyim. "

"Ama senden hoşlanmıyorum. "

"O zaman bunu bir cesaret gösterisi olarak kabul edemeyeceğim üzgünüm. Neyse madem senin gideceğin yok ben gidiyorum. "

Yanımdan geçip hastahaneye doğru yürümeye başladı. Ama hoşlanmıyorum ki. Ne yapabilirim? Yalan mı söyleyeyim? Ayrıca bunu neden yapayım ki? Hem zaten kendimi neden kanıtlamaya çalışıyorum ki? Ben kendim biliyorum cesur olduğumu. Gitsin banane. Cesur olmadığımı düşünsün bundan banane. Arkamı dönüp ona baktım. Hastahanenin girişine yaklaşmıştı.

"YoonGi dur!! "

Beni duyduğu gibi arkasını döndü. Niye durdurdum ki? Daha az önce iç sesimle konuşup bunu önemsemediğimi söyledim ya ben? Kafayı yemiş olmalıyım. Yine içtim de hatırlamıyor muyum acaba? Ahhh gerçekten aptalım. Sarhoş ya da değil. Aptalım.

Playing With FireBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin