Bölüm 82

384 49 12
                                        

Jennie

Daha fazla dayanamayıp Tae'ye haber vermiştik. Bize hemen geleceğini de söylemişti ama onun gelmesini de bir saattir bekliyorduk. Anlaşılan ondan da umut kesilmişti. Çaresizdik.

"Boşuna bekliyoruz bir saattir! Çoktan uçağa binip Las Vegas'a gitmişler! " diye sinirle yanıma geldi Jisoo unnie. Madem gideceklerdi neden bize geleceğini söylüyor ki? Tek çaremiz onlardı ve onlar da yok. Yang Min Suk'tan da haber yoktu. Neden şirketin arabasıyla gitmediler ki? Aptallar! Eğer yaşıyorlarsa buraya geldiklerinde onları ben öldüreceğim.

Hala CEO'nun ofisineyken içeriye girdi. Umutla iyi haberler bekliyorduk. Ama yüz ifadesi hiç iyi şeyler söyleyecek gibi değildi.

"Kızlar üzgünüm. Şu ana kadar hiç haber yok. Elimden gelen bütün imkanları kullanıyorum. Ama yoklar. "

Kahretsin! Bir kere de düzgün bir iş yapın! Bir kere de hayatımızdan aksiyon eksik olsun! Tamam. Sakinleş. Artık her şey ikimizin elinde. Yang Min Suk aramaya devam ederken biz de kollarımızı bağlayıp oturamazdık. Madem polise de gidemiyoruz o halde kendimiz bişeyler yapmalıydık.

"Unnie gidiyoruz. "

"Nereye? "

"Yurda. Eve yani. "

Kaldığımız ev şirkete bağlı olduğu için önünde kameralar olabilirdi. Sakinleşip mantıklı düşününce aklıma bir şeyler gelebiliyor. Şirketten çıkıp arabaya bindik. Evin önüne geldiğimizde etrafa bakındım. Tahmin ettiğim gibi kamera vardı. Kamera görüntülerine bakmak için şirkete geri döndük. Yolculuk beni yoruyordu. Kısa olsa bile. Ama bunu kızlar için yapmak zorundaydım.

Şirkete vardığımızda görüntülerin alındığı odaya girdik. İçerde oturan güvenlikten izin alıp o sabahın görüntülerine baktık. Açık bir şekilde bir taksiye bindikleri belli oluyordu ama kamera uzakta olduğu için plaka gözükmüyordu.

"Plakaya bakmak için yakınlaştırabilir miyiz acaba? " diye sordum görevliye.

"Tabi. " diyerek görüntüyü yaklaştırdı. Etrafıma bakınıp kağıt kalem bulmaya çalıştım. Bulamayınca da telefonuma yazmaya karar verdim. Sonra da teşekkür edip oradan çıktım. Şimdi sırada CEO'nun yanına gitmek vardı. Odasına doğru ilerledik. Kapısının orada biri bekliyordu. Biz içeriye girmeye çalışınca bizi durdurdu.

"Şu an meşgul. Ben de onunla konuşmak için bekliyorum. Acil bir durumla ilgilendiğini söyledi. "

"O acil durum bizimle alakalı. Şimdi izninizle. " diyerek onu geçtim ve kapıyı açıp içeriye girdim. Karşısında biri oturuyordu. Bir adam. Biz içeriye girdiğimizde ikisi de sustu.

"Tamam sonra devam ederiz. " diyerek adamı uğurladı. Adamın kalktığı yere ben karşıma da Jisoo unnie oturdu. O benden daha çok yorulmuştu. Bu yüzünden de belli oluyordu. Ama yine de direniyordu.

"Biz kamera görüntülerinden Lisa'nın ve ChaeYoung'un hangi taksiye bindiğini bulduk. Eğer taksiyi kullanan kişiyi- "

"Jennie senden bir adım hatta birkaç adım öndeyim. Bunları daha önce düşünmedik mi sanıyorsun? Taksiyi kullanan kişiyi bulduk. Lisa ve Rose'nin nereye gittiğini de söyledi. Oraya gittik ama orada değillerdi. Belki orada kaybolmuşlardır diye etrafa da baktırdım ama bulamadık. Üzgünüm. "

Ne demek bulamadık?! Yer yarıldı da içine mi girdi bu kızlar?! Polise haber vermek zorundayız ama aptal basın yüzünden hiçbir şey yapamıyoruz! Tek yaptığımız onları arıyormuş gibi davranmak! Ya başlarına bişey geldiyse?! Yada bir yerde sıkışıp kaldılarsa ve yardımımızı bekliyorlarsa?! Şu an bize ihtiyaçları olabilir!

Playing With FireBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin