Bölüm 31

804 98 15
                                        

Jisoo

Lisa'nın bizi odadan "kovmasıyla" dışarı çıkmıştık. Hastahanede neler yapabilirim hiçbir fikrim yoktu. Rose yanımdan ayrılıp gitmişti ve nereye gittiği hakkında pek fikrim yoktu. Koridorda yürümeye başladım. Bir yandan da düşünüyordum. Yanlış bir şey yaptığımı sanmıyorum. Resmen kafasına silah dayatmasını emreden o kişiyle el ele hastahane koridorlarında yürüyordu. Hadi kendisine yapılanları geçtim bari Lisa ve Rose'nin başına gelenleri düşünsün. Böyle bir şeye nasıl cüret edebilir? Kafamı düşüncelerimden kaldırdığımda çoktan dışarıda olduğunu fark ettim. Sağıma döndüğümde ise bir arabanın bana doğru geldiğini fark ettim. Gözlerim kocaman açıldı. Hani olur ya. Bir dizi izlersiniz ve dizide karaktere araba çarpacaktır. Siz de bağırmaya başlarsınız "Hadi ama aptal mısın? Çekilsene arabanın önünden! Hareket et! " diye. Ama karakter hareket etmez ve siz de onun aptal olduğunu söylemeye devam edersiniz. İşte öyle olmuyormuş o işler. Araba tam karşımdaydı ve ben anın şokundan kendimi bir milim bile hareket ettiremiyordum. Araba yavaşlamaya çalışıyordu. Yine de yavaşlayamadan bana vuracağı kesindi. Olan biten her şeyi gözlerim görüyor ve beynim algılıyordu. Aptal beynim algılıyordu ama beni hareket ettirmiyordu. Sonunda birisi kolumdan tutup beni çekti. Beni tutan kişiye bakmadan önce gördüğüm şey arabayı süren kişinin bana bakarak ettiği küfürlerdi. Arkamı döndüğümde tanımadığım bir yüzle karşılaştım.

"Aptal mısın?! Neden çekilmiyorsun?! Araba seni ezebilirdi! "

İşte bakın aynı bunlar. Karaktere söylediğiniz laflar. Şimdi benim için söyleniyor.

"Bilmiyorum. "

Aslında biliyorum. Sadece anlatmaya üşeniyorum.

"Bilmiyor musun?! Gerçekten aptalsın! "

"Tamam aptalım. Anladık. Teşekkür ederim. Beni kurtardığın için. "

"Rica ederim. Seni bir yerlerden tanıyor gibiyim. "

"Öyle mi? Ben seni tanımıyorum. "

Biraz düşündü. Sonra hatırladığını belli eder bir ses çıkartıp konuşmaya başladı.

"Hatırladım. Sen Lisa'nın yanında duran kızlardan birisin. "

"Sen de o iki çocuğun başında mı duruyordun yoksa? "

"Evet. "

İşte ondan daha tanımadan nefret etmem için bir sebep. Jin ve YoonGi'yle arkadaş oluyor olması. Kaç tane arkadaşı var bunların? Sağım solum onlarla kaplı oldu. Kaçamayacak mıyım ben bunlardan?

"Tamam. Hoşçakal. Ben gideyim. "

Sohbeti bitirip bir an önce yanından uzaklaşmak istiyordum. Mümkünse onlardan hiçbiriyle bir sohbet içerisine bile girmek istemiyorum ama hayat şartları beni buna zorluyordu.

"Madem gidecektin neden dışarıya çıktın? "

Sanki biliyorum. Ben Jennie'ye kızmakla meşguldüm. Nasıl çıktım hatırlamıyorum bile.

"Bilmiyorum. "

"Bilmediğin ne çok şey var. "

Tamam bu sefer geçiştirmeyi kesip anlatacağım. Belki onlara karşı nefretimi açıklamış olurum.

"Aslında biliyorum. Bir arkadaşım var şu an burada bizimle. Adı Jennie belki tanırsın. "

"Evet tanıyorum. "

"İşte o kız senin arkadaşın olan YoonGi ile el ele hastahane koridorlarında yürüyordu. Ben de durur muyum? Başladım ona bağırmaya. Sonra Lisa'nın odasına girdik. O da hafızasını kaybettiği için olayları bilmiyordu. Biz söylemedik diye kızdı ve bizi odadan kovdu. Ben de koridora çıkınca başladım içimden Jennie'ye saydırmaya. Sonra araba çarpacakken bir baktım ki o dünyada var olması bile gereksiz olan insanların arkadaşı beni kurtarmış. İşte böyle. "

Playing With FireBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin