YoonGi
Şaşkın bir ifadeyle bana bakıyordu. Aslında dürüst olmak gerekirse böyle baktığında tatlı oluyordu. Ben ise gülmemek için kendimi tutuyordum. Elimi cebime doğru götürüp telefonumu çıkardım. O ise ne yaptığımı anlamaya çalışıyor gibiydi. Tuş kilidini açarak onunla olan mesajlarımıza girdim. Ve okumaya başladım.
"Baştan söylemiyorum bile direk güzel yerlerden başlayacağım. "
"Ne saçmalıyorsun? "
"YoonGi sana itiraf etmem gereken bir şey var. "
"Napıyorsun? "
"Dur en sevdiğim kısımlar. "
"Yaa!! Ver o telefonu bana! "
Üstüme atlayarak telefonu almaya çalıştı. Ben ise ondan kaçırıyordum. Çatıyı onun sinirli sesi benim ise kahkahalarım kaplamıştı. Telefon ise hala benim elimdeydi. Bu ise onu daha çok sinir ediyordu. Boşta kalan elimle telefona uzanan elini kavradım. Diğer eliyle uzandığında telefonu cebime atıp o elini de tuttum. Bu sefer de ellerini kurtarmak için çırpınmaya başladı. Ben de onu kendime doğru çekerek ellerimizi onun arkasını götürdüm. Belinin orda ellerini tutuyordum ve aramızdaki kısa mesafeyle de göz göze bakıyorduk. Yüzü hafiften kızarmaya başladı. Utandığını bariz bir şekilde belli ediyordu. Büyümüş gözleriyle bir süre bana baktıktan sonra kafasını aşağıya eğdi. Ona doğru eğildim.
"Mesajları okumama izin verseydin böyle bir şey yaşanmayacaktı. "
"Kendimi rezil edemezdim. "
Alaycı bir tonla karşılık verdim.
"Ne? Rezil etmemek için mi? O mesajların bana ulaşmış olması seni zaten rezil etmemiş miydi? "
Biraz kendimi salmamdan faydalanarak hızlıca ellerini çekip kendini kurtardı. Birkaç adım geriledi.
"Sana beni engellemeni söylemiştim. "
"Bence benimle konuşmak istedin. Sonuçta beni sen de engelleyebilirdin. "
Verecek hiçbir cevabı olmadığından kafasını eğerek aşağıya bakmaya başladı. Ben ise ona bakarak gülüyordum. Telefonun tuş kilidini tekrar açıp mesajlara girdim.
"YoonGi oppa sanırım senden hoşlanıyorum. Bunları sana söyleseydim senden bir karşılık beklerdim. Ama şu an beni engellediğinden mesajları okumayacaksın ve bu yüzden senden duygularıma bir karşılık vermeni beklemiyorum. "
Hızlı bir şekilde kafasını kaldırıp yüzüme döndü. Ona baktığımı fark ettiğinde utanarak yüzünü tekrar indirdi. Sonra daha fazla dayanamayıp arkasına dönüp kapıya doğru ilerlemeye başladı. Koşarak ilerledim ve önünde durdum.
"Çekil gideceğim. "
"Noldu? Utandın mı? "
"Hayır. Lisa'nın yanına gideceğim. Bu arada Lisa demişken artık peşimizi bırakabilirsiniz. Lisa hafızasını kaybetti. "
Duyduğum haberle şok olmuş olsam da bu durumu topluca konuşup karar vermemiz gerekiyordu. Diğer yandan şu anda onunla dalga geçiyor olmak o kadar keyifliydi ki Lisa'nın durumu umrumda bile değildi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Playing With Fire
Fanfiction[TAMAMLANDI] İkinci kitap Blood Sweat & Tears'a beklerim ^_^ *** "Hyung seni görmeye ihtiyacım var. " "Sorun ne? Nerdesin? " Beni daha telefonu açtığım gibi endişelendirmişti. Daha merhaba ya da alo demeden beni görmeye ihtiyacı olduğunu söylemişti...
