Bölüm 37

762 84 17
                                    

Jennie

Annesini bulmak konusunda ısrarlı davranıyordu. Onun bu halini gördükçe üzülüyordum.

"Lisa bunu daha önce denedin zaten. Sonuç ise senin için hüsran oldu. "

Anlamamaz bir ifadeyle yüzüme bakıyordu. Ona anlatmak istemiyorum ama bundan vazgeçmesi gerekiyordu.

"Sen anneni buldun Lisa. "

Hevesli bir şekilde "Gerçekten mi? " dedi. Gözlerimin içine iyi bir şey duymak için umutla bakıyordu. Onun umudunu kıracağım için kendimden nefret ediyordum ama bunu yapmasına izin veremezdim.

"Annen seni istemedi Lisa. Üzgünüm. "

Konuşmamızı kesen şey kapının çalması oldu. Oturduğum yerden kalkıp kapıya doğru ilerledim. Kapıyı açtığımda karşımda gördüğüm kişiye tabikide şaşırmadım. Lisa hastahaneden çıktığından beri onu ziyarete geliyordu. Yakında aralarında bişeyler olduğunu düşünmeye başlayacağım. Üstelik her geldiğinde elinde şu anki gibi çiçekler oluyordu. Daha fazla bekletmemek için kapıyı iyice açtım. O içeriye girdiğinde ben ise hemen arkasından kapıyı kapattım. Lisa'nın yanına ondan önce vardım.

"Lisa yine misafirin geldi. "

"Tae mi? "

Ben başımla onayladıktan sonra TaeHyung yavaş adımlarla içeriye girdi. Elindeki çiçekleri gülümseyerek ona verdikten sonra koltuklardan birine oturdu. Ben de onları  yalnız bırakmak için odadan çıktım. Mutfağa doğru ilerledim. Sabah olmuş olmasına rağmen hala kahvaltı etmediğimiz için kahvaltı hazırlamaya karar vermiştim. Ancak mutfağa girdiğim gibi zaten kahvaltı hazırlamakta olan Jisoo unnie ve Rose'yi gördüm. Benim geldiğimi fark ettiklerinde ikisi de günaydın diyerek selamladılar. Ben de aynı şekilde karşılık verdim. Masaya konulan yeşil zeytinlerden birisini ağzıma attım. Bir yandan da konuşuyordum.

"Şu TaeHyung ve Lisa ne zaman bu kadar yakın oldular? "

"Bilmiyorum. Neden sordun? " diye cevapladı Rose. Hastahaneden çıktığımızdan beri onun da telefonları susmuyordu. Bazen de dışarı arkadaşlarıyla buluşmaya çıkacağını söylüyordu. Onun da biriyle beraber olduğu kesindi. Bir tek ben. O kafeteryada yaşananlardan sonra YoonGi ile ne görüştüm, ne konuştum, ne de mesajlaştım. Beni merak etseydi o yazardı değil mi? Sonuçta Lisa ve Rose'nin yaşadıklarına bakarsak onlar aramıyordu, arayan ve gelen hep erkekler oluyordu. Bu beni biraz da olsa garip hissettiriyordu.

"Hiç sadece sordum. "

"Rahatsız mı oldun? Bence onun TaeHyung ile görüşmesi senin YoonGi ile görüşmenden daha mantıklı. TaeHyung'da en azından vicdan var. "

Jisoo unnie hala bana YoonGi konusunda sinirliydi. Sonuçta olay yaşandı ve bitti. Neden hala uzatıyor ki? Bazen onu anlayamıyorum.

"Rahatsız değilim. Hafızası hala tam yerine gelmediği halde bu durumu garipsiyorum. "

Ona cevap verdikten sonra telefonun ekran kilidini açtım. Bir bildirim bekliyordum ama yine yoktu. KakaoTalk'a girdim. Numarasını tuşladım.

"Unutuldum mu? Hiç aramıyorsun"

Yazdıktan sonra düşündüm. Çok saçma çünkü ben de aramadım. Yazdığım şeyi sildim. Selam gibi bir şey de yazamazdım.

"Nerelerdesin? Bayadır konuşmuyoruz. "

İşte bu olabilir. Yolladıktan sonra mesaj gelmesini beklerken kahvaltının hazır olmasıyla telefonu cebime koydum. İçeriye dönüp TaeHyung ve Lisa'yı çağırmam gerekiyordu. Kapıya geldiğimde duyduğum son cümle ise şuydu : "Ben hala senden hoşlanıyorum. Ne kadar sürerse sürsün bekleyeceğim. " Bu kelimeleri duyduktan sonra anlık sinirle içeriye daldım.

Playing With FireHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin