Bölüm 63

442 62 13
                                        

Rose

Yeni şarkılar için çok yoğun çalışıyorduk ama şarkıyı yazmaya yardım ettiğim için yine de heyecanlıydım. Jennie unnie ve ben bu şarkının yazımı için beraber çalışmıştık. Yani tek başıma yaptığımı da söyleyemem. Hayranlarımızın ve Jimin'in tepkisini gerçekten merak ediyordum. Özellikle bu yüzden daha da çalışıyordum.

Müzik videosunun çekimleri bittikten sonra hayal ettiğim Jimin'in yanında olmaktı ama ayrıca bizi fotoğraf çekimine de götüreceklerini söylediler. Bunu gerçekten beklemiyordum. Jimin'i arayıp haber verdim. Bu duruma kırılmamış olması içimi rahatlatmıştı. Arabaya doğru ilerlerdim. Klipte kullandığımız farklı yerleri tek tek gezip çekimlere de başlayacaktık. Bu da yaklaşık iki gün sürerdi. Yani bugünün yarısı ve yarın. Bir buçuk gün. Aslında bugün daha az iş bile yapabiliriz. MV çekimlerinden dolayı yorulduğumuzu düşünüp bizi fazla zorlamayabilirler.

İlk yere geldik. Orada süren çekimler ve bizim eğlencelerimiz derken çoktan akşam oldu. Kızlarla birlikte eve dönecektik. Ama sabah Jimin ile konuştuklarımız geldi aklıma. Vicdanım hala rahat etmiyordu.

Arabaya binerken kızlara döndüm "Aslında bu akşam yapacak bir şeyimiz yok. Sabah Jimin'le buluşacaktım ama buluşamadım. Ben onun yanına gitsem? "

"Tamam seni oraya bırakalım. " diye cevap verdi Jennie unnie.

Memnun olmuşçasına gülümsedim. Kısa süre sonra evin önüne vardık. Arabadan inip kapıyı çaldım. Saat akşam 10 civarıydı. Belki uyuyordur diye de düşündüm ama benim için uyanabilir değil mi?

Birkaç kere daha kapıyı çaldım. Beklediğim yüz Jimin'indi ama elinde bir valizle karşımda genç bir kız duruyordu. Hadi gel de sinirlenme! Beni daha önce görmediği için baştan aşağıya süzdü.

"Buyrun kime bakmıştınız? " dedi bir de. Daha da sinirlendim. Ama ben mükemmel bir oyuncuyum. İçime attım.

"Hanımefendi iyi misiniz? Evi satın almak için mi geldiniz? Aslında geç oldu baya ama yanınızda da gezdirecek kimse yok. Ben yardımcı olayım isterseniz. "

"Evi çok iyi biliyorsunuz galiba. " dedim imalı bir şekilde. O ise imayı hala anlamamış gayet normal cevap veriyordu. Bu beni daha da sinirlendiriyordu.

"Evet. Burada uzun süre geçirdim. Her yerini biliyorum. Satılıyor olması gerçekten üzücü. "

Burda uzun süre geçirmiş bir de! Neler yaparak uzun süre geçirdin acaba?

"Neyse. Ben önemli değilim. Siz ne için gelmiştiniz? Dışarda kaldınız buyurun içeri. "

Kendi eviymiş gibi bir de beni içeriye davet ediyor. Daha fazla dayanamadım. Jimin neredeydi?

"Pardon ama siz kim oluyorsunuz?! Bu evde ne işiniz var?! Ve Jimin nerede?! Bir de gayet güzel beni içeriye davet ediyorsunuz! Yok evi iyi bilirim falan! Neler çevirdiniz bu evde de evi iyi biliyorsunuz?! "

"Siz çok yanlış anladınız. " diyerek güldü. Evet çok komik!

"Neyi yanlış anlamışım?! Uzun süreli kalmayı düşünüyordunuz ama satılınca kalamadınız galiba! Merak etmeyin artık yurduna gidersiniz! "

Arkamı dönüp yürümeye başladım. Sinirle ayaklarımı yere vurarak ilerliyordum. Bana bunu nasıl yapabilir? İki senedir benimle beraber ve meğer beni aldatıyormuş! Kim bilir belki iki senedir beni aldatıyordu. Gözlerimden akan yaşlara engel olamıyordum. İlerde gördüğüm parka ilerledim ve banka oturup hıçkırarak ağlamaya başladım. Gözüme o kızın gülümseyen yüzü geldikçe yaşlar çoğalıyordu. Daha fazla ağlamak istemiyordum ama engel olamıyordum.

"Sevgilim? "

Gelen sesle kendimi anında toparlayıp sağ tarafıma döndüm. Yüzündeki o üzgün ifadeyle bana doğru geliyordu. Üzülmüştür tabi. Gerçeği öğrendim diye üzülmüştür.

"Sevgilim falan deme bana! "

Önemsemeden daha da yaklaştı.

"Kal orda! Bir adım daha atma! Nasıl yapabildin ya?! Madem beni sevmiyordun niye benimle birlikteydin?! İğreniyorum senden! "

Şimdi de gülüyordu. Ne aptal bir ruh hali değişimi var. Beni sinir ediyor.

"Sen gülmeye devam et. Benim kırılan kalbim umrunda bile değil. "

Resmen ergen kızlar gibi ona şu an trip atıyordum. Saçmalığa bak beni aldattığı için ona trip atıyorum. Cümledeki "beni aldattığı için" kısmına dikkat çekerim.

Yanıma geldiğinde oturduğum yerden kalkıp arkamı döndüm. Koşarak önüme geçti. Onu görmezden gelip yürümeye devam etmeyi düşünüyordum ama elimden tutup o beni yürütüyordu.

"Beni aldatıyorsun üstüne bir açıklama bile yapmıyorsun! Şimdi beni tutmuş sürüklüyorsun! Yüreğini mi yedin? Hayır yapmadım bile demedin! "

Anlık durdu ve bana döndü. Kafasını benim kafamın hizasına getirip gözlerimin içine baktı.

"Ama yaptım da demedim değil mi? " diyerek yoluna devam etti. Beni de peşinden sürüklemeye. Ne yani yaptım demediği için sevinmeli miydim?

Bişey demeden beni sürüklemesine izin verdim. Evin önüne geri geldik. Elimi bırakmadan kapıyı açtı. İçeriyi girdiğimizde kapıyı kapatıp kilitledi. Anahtarı da cebine koyduktan sonra elimi bıraktı.

"Gel. " deyip salona doğru yürüdü. Ben ise tabiki gitmedim. Olduğum yerde duruyordum. Peşinde olmadığımı fark ettiğinde geri yanıma geldi.

"Gelmiyor musun? " diye sordu. Cevap vermedim. Tekrar salona gitti. Geri geldiğinde beni kapıda karşılayan kızın elini tutuyordu. Ağzım kocaman açıldı. Ne yapmaya çalışıyor?

"Beni sevgilinle mi tanıştıracaksın? " dedim üzüntümü belli etmeden. Alaycı bir tavır vardı yüzümde ama içim o elleri gördükçe parçalanıyordu. Kızın elini tutarken ittirdi. Kız artık benim önümde duruyordu.

"Tanış o halde. " dedi. Ciddi mi? Gerçekten sevgilisi mi? Ortamı ve alaycı tavrımı bozmadım ama buradan bir an önce çıkıp dışarda salya sümük ağlamak istiyordum. Elimi kıza doğru uzattım.

"ChaeYoung ben. Jimin'in eski sevgilisi. Sen de metresi olmalısın. Memnun oldum. "

Elimi tutup sıktı.

"Metresi olabilmem için sizin evli olmanız gerekmez mi? " dedi. Jimin arkadan gülüyordu. Aptal! Beni seninle aldatıyorsa seni de benimle aldatıyor demektir. Nasıl bu kadar rahat olabiliyor?

"Doğru. Neyse. Jimin kapıyı aç da seni sevgilinle bırakayım değil mi? "

Kahkaha atmaya başladı. Kız da ona eşlik ediyordu. Bu gururumu daha da eziyordu. Şu an gerçekten ağlamak istiyordum.

"Tamam bu kadar yeter. " deyip yanıma geldi Jimin. Kapıyı açacağını düşünüyordum ama tekrar elimi tuttu. Çıldıracağım!

"Gördüğün bu kız Jin hyungun çalışanlarından biri. Ev satılacağı için eşyalarını toplamaya geldi. Tam sen kapıyı çaldığın sırada çıkıyordu. Ben de uyuya kaldığım için yanına gelemedim. Madem her şeyi yanlış anladın bir de şaka yapalım dedik. "

Anlatmaya başladığı gibi içimde tuttuğum gözyaşlarını saldım. Hemen bana sarıldı. Aptal herif! Bir yandan ağlayıp bir yandan ona saydırıyordum. Bir eliyle saçımı okşarken diğer elini cebine atıp anahtarı kıza verdi. Kız kapıyı açıp "İyi akşamlar. " diyerek dışarıya çıktı. Benden ayrıldığında ona vurmaya başladım.

"Ne kadar sinirlendim biliyor musun?! Ne kadar üzüldüm biliyor musun?! Senden nefret ediyorum! "

Ben ona saydırdıkça o kahkaha atıyordu. Tekrar elimden tuttu. Beraber salona yürüdük. Koltuğa oturduktan sonra eliyle saçlarımı okşamaya başladı. Sanki bebekmişim gibi "Benim sevgilim beni mi kıskanmış. Kıyamam ben ona. " deyip duruyordu.

"Zaten sana sinirliyim uzatma! " dedim.

"Tamam tamam. Gel. "

Kollarıyla beni sardıktan sonra ben de göğsüne yattım. Orda da uyuya kaldım.

Playing With FireBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin