Rose
Gerçekten gideceğimi düşündüğüm sırada Jimin tarafından kolum tutuldu ve beni kendine çevirdi. Sanki bana bağıran sinirlenen o değilmiş gibiydi. Öyle güzel bakıyordu ki. Ve ben de bu bakışları o kadar özlemiştim ki. Onu gören herkes bu bakışlarına aşık olabilirdi. Yavru bir köpek gibi karşı koyamıyorsun. Kalbimi deli gibi attırıyordu.
"ChaeYoung-ah gitme. "
Bana böyle bakarken ve gitme derken onu nasıl bırakabilirdim ki? Kim bırakabilir ki ben bırakayım. Ama unuttuğum bir ayrıntı var. O artık benim sevgilim değil. Bu yüzden kendimi toparlamalıyım. Bu bakışlara yenik düşmemeliyim.
"Jimin yapma. Bırak gideyim. Zaten Lisa'ya sinirliyim sana patlamak istemiyorum. "
Jimin'den bahsediyoruz bırakır mı?
"Beni özlemedin mi? Birazcık konuşacak kadar hatırım yok mu sende? "
Bana kalsa şurdan kıpırdamam yıllar boyunca ama işte hayat şartları. İzin vermiyor.
"Jennie ve YoonGi hyungun arası düzeldi gibi. Sanırım Lisa'nın da öyle olacak. Biz kalalım mı böyle? "
Jennie ve YoonGi'nin arası ne zaman düzeldi? Bizim neden haberimiz yok? Gerçi onların da bizim burda olduğumuzdan haberi yok.
"Bişey söylemeyecek misin? "
"Ne söyleyeyim? "
"Biraz zaman ver bize. Konuşalım. Eski bizi hatırladığında barışırız zaten. "
Aptal ben zaten barışmak istiyorum! Ama sözleşmemiz var. Nasıl yapacağız?
"Sen de artık benim gibisin. Şirketin buna izin verecek mi? "
"Şirket umrumda değil yanımda sen varsan. Onlardan gizli de devam ettirebilirim bunu. "
"Ama ben yapamam Jimin. "
Yine onu sinirlendireceğime eminim.
"Ne demek ben yapamam? Ben önemli değil miyim senin için? "
Yavaş yavaş sinirleniyor işte. Demiştim.
"Tabiki önemlisin. "
"O zaman ne Rose?! Sorun ne?! "
"Ya anlamıyor musun?! Sorun şirket diyorum! Sorun yaşadığım bu hayat! Onlara karşı gelemem! "
"Sözleşme süreniz ne kadar? Yani ne kadar süre sevgiliniz olamaz? "
"3 sene. "
"O zaman seni 3 sene bekleyeceğim. Tamam mı? "
Kimi kandırıyorsun? Kim kimi 3 sene bekler ki? Koskoca 3 sene. O kadar eminim ki beni 1 seneye kalmadan unutacağına.
"Beni bekleme Jimin. Biz bittik. Görmüyor musun? "
"Benimle gel. "
Ha?
"Ne? Nereye? "
"Las Vegas'a. Billboard'dan sonra geri döneceğiz. Sonra bir daha görüşmeyiz. Sadece o kadarcık süre içinde beraber olalım. "
Ciddi mi şu an? Kafayı yemiş olmalı.
"Şirkete ne söylememi bekliyorsun? "
"Kızlarla konuş. Çıkış yapmadan önce BigBang konserine gitmiştiniz. Şimdi de Billboard'a gitmek istediğinizi söyleyin. "
"Bilmiyorum. Olacak gibi değil. "
"Oldur o zaman. Senden haber bekleyeceğim tamam mı? Sakın beni habersiz bırakma. Yarın gidiyoruz biz. Üç gün sonra da ödüller var. Hemen halletmen lazım. "
"Jimin saçmalama lütfen. "
Arkadan gelen Jungkook'un sesiyle konuşmamız burda kesildi.
"Şimdi gidiyorum. Haber vermeni bekleyeceğim. " diyerek hızlıca yanımdan uzaklaştı. O arabaya binip gittikten sonra ben de Lisa'nın yanıma dönmesini bekledim ama gelmedi. Bu bomboş araziden nasıl çıkacağız nasıl eve gideceğiz bilmiyordum. O gelmeyince ben de onun yanına gittim. Öylece bakıyordu.
"Mutlu musun? Beni buraya getirdiğin için. Jimin'le buluşturduğun için. İstemediğim halde yaptığın için mutlu musun? "
Cevap vermedi. Hala bakıyordu.
"Asıl konuşmaması gereken benim ama bana cevap bile vermiyorsun. Ben gidiyorum. İster gel ister gelme. Nasıl gideceksem artık. "
Arkamı dönüp yürümeye başladım. Gelip gelmemesini önemsemeden bu kocaman arazide yürüyordum. Yolda gelirken geldiğimiz yerlere bakmıştım ama şu an bunun bir önemi yoktu. Geldiğimiz yeri hatırlayamıyordum. İlerde bir ana yol bulurum umuduyla ilerliyordum işte. Cebimden telefonumu çıkardım. Eğer yolu bulamazsam birini ararım gelir alır diye. Ama telefon da çekmiyordu. Nasıl lanet bir yer burası belli değil. Hem kocaman gideceğin yönü bulamıyorsun, hem de telefon çekmiyor. Durup arkama baktım. Lisa hala orada duruyordu.
"Lisa! Gel artık! Gelmeyeceksen de nereden gideceğimi söyle! "
Bana döndü. Zaten gözlerim görmüyor. Bir de ordan bişeyler göstermeyi düşünmüyordur umarım. Bana doğru yürümeye başlayınca sevindim. Zaten çok uzak değildik. Yanıma vardı.
"Neden böyle kaldığım hiç mi umrunda değil? Sormayacak mısın? "
"Hayır. Bana gideceğim yönü göster sadece. " diyerek net bir cevap verdim. Şaşırdı.
"Ciddi misin? "
"Gayet ciddiyim. Söyleyecek misin yoksa BlackPink'in üyesi Rose kayboldu diye manşetlere mi çıkayım? "
"Beni bu kadar mı önemsiyorsun? İnanılmazsın. "
"Seninle tartışmak istemiyorum. Artık şu lanet yolu söyle bana! "
Ne sanıyordu ki? Ona yardım edip buraya kadar geliyorum ve karşıma Jimin'i çıkartıyor. İstememe rağmen. O beni önemsedi mi ki ben onu şimdi önemseyeyim?
"Jungkook'a ondan hoşlandığını söyledim. "
Önce Tae sonra Jungkook. Bakalım sıradaki kim olacak. Neden sadece birisini sevemiyor? Böyle yaptıkça işleri onlar için de zorlaştırıyor. En başından düzgünce ilerleseydi her şey böyle olmayacaktı. Neyse ben neden önemsiyorum ki zaten?
"Lisa yol! "
"Bana çalıştığı bir şirket olduğu- "
"Lisa şu lanet yolu söyle yoksa kendi başıma bulmaya çalışıp burada öleceğim! İnan bana ne Jungkook'un ne de senin söylediklerini umursuyorum! Sadece buradan gitmek istiyorum! " diye bağırarak lafını böldüm. Gözlerinden yaşlar akmaya başladı. Biraz yumuşamaya başlamıştım. Ama diğer yandan da ona hala sinirliydim.
"Lisa ağlama. "
"Sen bile beni önemsemezken onların beni önemsemesini nasıl beklerim ki zaten? " diye söylendi aynı zamanda hıçkırırken. Beni oyuna getirip buraya sürükleyen kız söylüyor bunu. Sanki kendisi çok önemsedi de bir de suçlu ben oluyorum. Gerçekten suçlu neden ve nasıl ben oluyorum? Burdan bir an önce gitmek istiyorum.
"Jimin beni önemserken senin beni önemsememen de ne kadar saçma değil mi? Bir daha söyletme bana. Yol tarifi. "
"Ben navigasyon değilim! " diye bağırdı. Ağlaması birden durmuştu. Sanırım bunca zaman da ağlama numarası yapıyordu. Ben de az kalsın ona üzülecektim. Neyse ki köşeden döndüm. Bu arada navigasyon değilim derken. Yani dönüş yolunu bilmiyor mu? Yani burda mı kaldık? Bu saçmalık bir an önce son bulmalı.
"Yani nasıl gideceğimizi bilmiyor musun? "
"Bilmiyorum! "
"Ciddi misin? "
"Evet. Özür dilerim. "
"Kahretsin! "

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Playing With Fire
Fiksi Penggemar[TAMAMLANDI] İkinci kitap Blood Sweat & Tears'a beklerim ^_^ *** "Hyung seni görmeye ihtiyacım var. " "Sorun ne? Nerdesin? " Beni daha telefonu açtığım gibi endişelendirmişti. Daha merhaba ya da alo demeden beni görmeye ihtiyacı olduğunu söylemişti...